Zarifoğlu´nun delikanlı çağına ait şiirleri nasıldı? | Ali Celep | Bir Şiirden

0
992
Okuntu dergisi Zarifoğlu özel sayısı

Ali CELEP

ŞAİR CAHİT ZARİFOĞLU (1940-1987) Şiirleri Üzerine Konuşmalar

1.

Okuntu dergisinin Cahit Zarifoğlu özel sayısının (2003, 10.sayı) ilk sayfalarında, şaire ait, hiçbir yerde yayımlanmadığı söylenen 7 şiirden ve ‘Maraş’ın Sesi’nde çıkan bir şiirinden kısa bazı kesitler:

‘ELLERİM ÜZRE YÜZ KARALARIM, daha da bir acınıyorum erkekliğime
şimdi demirler ötesinde ömürlerim, seneler mut’suz geçecek
yok ama SENELER KADINSIZ, yok
senin uzun uzun bakmaların
dı benim tutsak yaşantılarım yok’ (‘SEVİLER DÖNEMECİ, 1958)

‘O çocuk gözlerin hatırı için oturup bir gün adlardı
Benim üzerime hep bir sinek konar oturup kiş kiş derdim
Ben ağaçları gösterip sinekleri gösterip sıkıldı mı saçlarımla oynardım
O bir karanfil gördü mü ben bunun hatırı için ağlayacağım der

Oturup 7 gün ağlardı
O 7 gün ağlıyor diye ben sıkılırdım. Sonra söverdim
Zaten biz ihtimal insandık onun için sıkıldık mı söverdik
Eriklerin çiçek açmasını severdik
Ağaçların meyve vermesini severdik’ (BAŞLIKSIZ, 1959)

‘bu kimin bacak bacak üstüne attığı belli dağların yeşil buğdaylarından’ (BAŞLIKSIZ, 1959)

‘yüzbinlerce kişi günahlarından yıkanıyordur ganj’da
ganj günahkar, ganj cehennemlik oluyordur
günahından kahırla akıyordur
ganj nereye aktığını bilmiyordur’ (ACUNUN HER KÖŞESİNDE KİŞİNİN İSTEKLERİ AYNI DEĞERDE KONUŞULUR, 1958)

‘Takvimler yazdı
Dün cemile düştü havaya’ (CEMİLE DÜŞTÜ, 1962)

Bu kesitleri cımbızla ayıkladım. Delikanlı çağına ait olduğunu bildiğimiz bu şiirlerin buraya almadığım bölümlerini, şiir yazmak isteyen bir gencin eğitilmemiş ve dolayısıyla savruk kelimelerden oluşan taslak-metinleri olarak değerlendirmek gerekir. Bir tür şiir alıştırmaları veya çalışmaları da denebilir. Uzun dize/cümle denemeleri, anılar çevresinde şiir gücüne ulaşamamış dağınık ifadelerden oluşan gözlemler, fazla ve kontrol edilememiş kişisel duygululuklar, kendini şiire iten koşulların pek denetlenmediği, genellikle ‘sevi’ temini işleyen parçalardır bunlar.

Göze batan niteliklerini dikkate alarak, cımbızla ayıkladığım yukarıdaki kesitleri ise, iki bakımdan önemli buluyorum:1- Cahit Zarifoğlu’nun ilerleyen dönemlerde yazacağı sıkı şiirlerin ırasına ilişkin ipuçlarını vermesi bakımından 2- Şiire başladığı dönemlerde, teknik olarak etkilendiği havzadan yoğun esintiler taşıması bakımından. İşte örneğin ‘duyguyu çağrışımlar düzeyinde vermek, (duygusal davranış) bilinçaltı bağlantılar üzerinden tabiatla özdeşlik kurma, (kültür öncesi yaşantı) sezgilerini karşıtlıkların birbirini tamamladığı kabulü doğrultusunda doğallaştırarak yansıtma (kontrast) düşüncesel değil yaşamaya dayalı olması (kendi iç dünyasında işlerin nasıl gittiğiyle daha çok ilgilenmek)…(Konuşmamın başındaki parçalara tekrar bakılırsa İşaret Çocukları’na giden yol izleri rahatlıkla görülebilir.) Şair her ne kadar ‘kendimden başka şairlerden, akımlardan etkilenmedim pek’ dese de, 1958, 1959 ve 1962 yıllarında yazılmış alıştırmalarında olsun, az önce alıntıladığım parçalarda olsun, o dönemi belirleyen İkinci Yeniler platformunun farkında ve yoğun etkisinde bir çizgide başladığı apaçık görünüyor. Buraya aldığımız kesitleri dikkatlice okuduğumuzda Turgut Uyar’ın 1959’da yayımlanan ‘Dünyanın En Güzel Arabistanı’ndan ve Edip Cansever’in 1957, 1958 ve 1957’de peş peşe yayımlanan ‘Yerçekimli Karanfil’ ‘Umutsuzlar Parkı’ ve ‘Petrol’den habersiz şiire yöneldiğini düşünmek gerçeğe uygun olmasa gerek.

Şiirini kurma aşamasındaki bir genç şairin, kendine özgü sesini arayıp bulma yolunda atacağı adımların sağlam olabilmesi için, etkilerin de özgün ve sıkı şairlerden gelmesini önemli buluyorum. Genç şair bu yoldan daha sonra kendi şiirine has yeni anlam, algı ve kavrayış öneren zengin bir dünya kurabilir. Diyeceğim, Cahit Zarifoğlu, şiir yazmaya başladığı donemi belirleyen İkinci Yeni şuarasının teknik imkanlarını görmüş, buradan kendine has kişiliğini gerçekleştirmeye yönelen farklı bir damar bularak, muhtevada kendisinden sonraki nesilleri etkilemeye bugün de devam eden bir şiir zevki yaratmayı başarmıştır. (Konuşmamıza bilahare devam edeceğiz)

Eleştiri Haber, 13 Kasım 2017

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here