Yusuf Yılmaz’ın Kaleminden Kısa Bir Öykü: Veda…

0
367

YUSUF YILMAZ’DAN KISA BİR ÖYKÜ

VEDA

Bir demet gülle geldi eve. Sevdiği çikolatadan da yaptırmıştı. Uzun çarşının en eski ve iyi esnafından. Hava güzeldi. Köyde olsalar ateş böceklerini görürler, diğer börtü böceğin sesini duyarlar, annesinin kedisi ayaklarına dolanır mır mır ederdi. Ama şehrin bu köhne ara sokağında eski bir ev kiralamışlardı. Bu sokağın hem kedisinden hem köpeğinden hep korktu Esin. Köydeki hengâmeden başka bir fırtınaya düştü ya neyse deyip sineye çekti.

Bu kadar değildi elbet. Bir buçuk İskender söylemişti. Yarım saate evde olsun diye tembihlemişti. Çok geçmeden geldi kurye, iki paket İskender’i getirdi. Dursun teşekkür edip bahşiş bile verdi. Güldü karısı. O güldüğünü görmedi. Esin durgundu. Dursun farkında değildi. Sofrayı kurdu. Rakısızdı. Gene sevinmedi Esin. Dursun hâlâ anlamadı. Kendi kurduğu oyunun içinde mutluluk resmi yapmaya çalıştığından belki de…

Ağladı o sıra Ömer, yaptığı en iyi ve tek şey buydu. Oysa yaşıtları çoktan yürüyor, gülüyor, komik şeyler söylüyordu. Bahaneyle Ömer’in yanına gidip oyalandı Esin. Dursun yemeğini yemiş olacak ki Esin, “kız dur ben çay koyayım, iki lafın belini kıralım” dedi.

Esin’in ağzından ulu orta, öyle arsız bir cümle düştü. Bir çırpıda “biz gidiyoruz” dedi. Birden evin havası soğudu. Karısını çocuğu kucağında karşısında görünce “ne gitmesi, nereye?” diyebildi Dursun. Anneme, dedi Esin. Ama seni istemezler diye bir şeyler geveledi. “İstemezse kendi bilir” diye cevap aldı. Kararlıydı demek. Ölse de gidecekti. “Güzel bir iş tutsam, şöyle manzaralı bir ev kiralasak, yok bu sefer kredi falan ev alırım. Düşünsene kendi evini.” Esin’in gözlerine Ömer ile yediği dayaklar geldi. Annesinin şu lafı da erkek köpek dişisini kandırıncaya kadar sana kemikten saray yapacağım dermiş. Hep öyle yapmıştı Dursun. Esin hoşça kal demedi giderken. Dursun arkasından öyle bakarken, köye gitsin, annesinde kendine gelsin, gider alırım diye iç geçirdi. Yanına hiç eşya almamıştı, demek ki çok durmaya niyeti yoktu.

[Bu kısa öykü sadece Eleştiri Haber’de yayınlanmaktadır, 14 Temmuz 2018]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here