Eray Sarıçam – Yumruk Yumruğa Yazılmış Şiirler: Kavga Başlıyor

0
533

Raşit Ulaş 2010 kuşağının toplumcu ve gerçekçi çizgisinde şiir yazan bir isim. Bile isteye toplumcu-gerçekçi demedim de araya “ve” bağlacını koydum. Çünkü Raşit Ulaş Sosyalist değil. Bunu kişisel tanışıklığımdan dolayı söylemiyorum. Zaten kendisiyle bir kere karşılaştık ve yazdığım bir yazı üzerine konuşmuştuk. Yani Sosyalist olup olmadığını anlayacak kadar uzun süreli olmadı konuşmamız. Sosyalist olmadığını tabii ki şiirinden yola çıkarak söylüyorum. Toplumcu-gerçekçiliğin bir adı da sosyalist gerçekçiliktir çünkü ya da başka bir ifadeyle ona Marksist Şiir de diyebiliriz. Bu adlandırmalardandolayı ona toplumcu-gerçekçi demiyorum. Yoksa şiirlerinde kullandığı kelimeler (emek, ekmek, halk vs.) ile toplumcu-gerçekçiliğe yaklaşıyor; ama toplumcu-gerçekçilik sadece kullanılan kelimelerden yola çıkarak varabileceğimiz bir yer değil. 2010’lu yılları iki döneme ayırabiliriz. Birincisi gerçekçi şairlerin olduğu grup (Muhammed Sarı, Elyesa Koytak, Burak Demiryakan vs.) ikinci grup ise biçimci şairler. (Mehmet Can İnsperest, Nazmi Cihan Bekan, Murat Çelik vs.) Gerçekçiler arasında halkçı şiire en yakın isim ise yazının konusunu oluşturan isim Raşit Ulaş.

Raşit Ulaş insanlığın şiirini yazar. İnsanlığın şiiri derken “hümanizm”den bahsetmiyorum. Hümanizm ile Kavga Başlıyor kitabındaki şiirlerin uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur oysa. Hümanizm biraz da taraf tutmamaktır. Dünya vatandaşlığıdır. Ancak Raşit Ulaş taraf tutar. Hümanizm’den ayrı, İslam’ın çerçevesini çizdiği insanlığın, insanın tarafındadır o. Hakkın, emeğin ve ekmeğin tarafındadır, işçinin tarafındadır. Biz onun şiirinde hümanizmin gereği olarak dünya vatandaşlığını görmeyiz. O, Türkiye’nin şiirini yazar, Türk’ün… Bilindiği gibi Türkiye’de, özellikle 80 kuşağından itibaren “Türk şiiri” yazımına ara verilmişti. 80 kuşağı şairleri evrensel olanın şiirini yazmaya çalışıyorlardı. Yabancı dilere çevrilebilecek bir şiirden bahsediyorum. Ama bu durum 90’larla birlikte yavaş yavaş ortadan kaktı. Artık rahatlıkla şiirimizde Türkiye’nin Türk’ün şiirinin yazıldığını söyleyebiliriz. Bu anlamda Raşit Ulaş’ın Sünni bir şiir yazar.1 Türkiye’nin temelinde yani bizim inanç sistemimizin temelinde kimler vardır, bu kitapta biz o isimlerle karşılaşırız:

emeğin ve Allah’ın tarafında saf tutan

kızınca ebabillere sevince ferhad’a inanan

……….

Allah büyüktür, Allah’tan başka ilah yoktur: Türkiye

ebubekir Türkiye, ömer Türkiye, Osman Türkiye, ali Türkiye (11)

köleleri seviyorum işçileri seviyorum

çünkü işçiler

sırtında taş taşıyan peygamber’in meslektaşı işçiler (12)

Kavga Başlıyor hepimiz gibi olan insanların şiirlerini muhteva eder. Yani halkçı şiirin gerektirdiği gibidir. Gerçi bizim halkçı şairlerimiz, en azından 40’lı ve 70’li yılların halkçıları, “bizim” şiirimizi yazmaktan uzaktılar. Nadir isimler vardır “bizim” şiirimizi yazan. Başta Nazım Hikmet gelir, özellikle Memleketimden İnsan Manzaraları’nda, sonra mesela Ahmet Arif gelir. Ama Arif Damar gelmez; o, daha ziyade 2. Dünya Savaşı sırasındaki Avrupalıyı yahut Rusları ele alır. Belki bunu, en azından 40’lı yıllar için söyleyebiliriz. Ama artık bugünün halkçıları, bahsettiğim yılların halkçıları gibi topluma uzak değiller. Gelecek güzel günlerden bahsetmiyor bugünün halkçıları. İçinde bulundukları çağın farkındalar ve tahmin edebiliyorlar gelecek günlerde neler olabileceğini:

hakk’ın vaat ettiği günlerde doğmadım

çatapatlar, körfez savaşı, Saddam ve baba bush

bir çocukluk panoraması

tasolar, ırak işgali, yine Saddam ve piç bush

bu da ilk gençlik panoraması (12)

Kavga Başlıyor için taraf tutan bir kitap demiştim ve Raşit Ulaş için taraf tutan bir şair… Yapmacık modern insanların, köksüz toplumların tarafında değildir. O, ellerini yumruk yapan, dünyaya bıçak çeken insanların tarafındadır. Arkasına sadece annesini alan insanların tarafındadır. Susmak ise, onun yanında yöresinde hiç de olmayan bir kelimedir. Arzusu, kılıç çeken insanlarla birlikte olmaktır. Modern insan ise bunların hepsinden beridir. Hümanizm; uzaktan yakından, istese de istemese de modern insanın yakasını bırakmıyor. Ayrıca Ulaş, sadece kınayan, lanetleyen yani pasif insanların tarafında da değildir. Yani bugün çoğumuzun yaptığı gibi. O, ortada bir sorun varsa, o sorunla ilgili aktif bir şekilde mücadele ister. Mücadelenin yanındadır. Onun bu tavrı bana Walt Whitman’ı hatırlatıyor. O da sadece konuşmaz, işinin eyleme de dönüştürürdü. Eylem dediğimiz ise şiirlerinde, sorun varsa bunu dile getirmek, bir çözüm yolu sunmaktır:

Yumruk salladım bıçak çektim yürüdüm üstüne küre-i arzın

Sizlerin dünyasından çekilmek istiyorum müsaade edin (15)

Susmaktır hep çirkinleştiren insanların göz çizgileri değil

……..

Kılıç gibi kavramaya can attığım bir şeyler eskiden kalma (17)

Kınıyorum lanetliyorum bağırıyorum ayol daha ne yapayım

diyorlar

bense şiir yazıyorum…

…….

insan sevgisi, hoşgörü, çoğulculuk, eşitlik falan muhafazakarlık

sonra Lahey bir halay nidası olarak avrupa’nın göbeğinde

duruyor

Kavga Başlıyor’da biz metafiziğe dair hiçbir şey görmeyiz ya da tasavvufa… Somut olanın şiirleridir bunlar. Eğer kitapta bu kadar çok “peygamber”, “Allah” gibi kelimeleri görmesek, ona “maddeci” bir kitap bile diyebilirdik. Hâlbuki Raşit Ulaş’ı, toplumcu-gerçekçi şairler ayıran bir nokta burasıdır. Onun kimliğinin, Müslüman kimliğinin, ortaya çıktığı nokta: Maddeci olmaması… Müslüman şair, soyut ile somut arasında bir yerdedir. Ulaş’ın bulunduğu yer de tam olarak burası. Ben, Mehmet Kaplan’ın, Erdem Bayazıt’a dediği gibi bir anlamda maddeci demiyorum. Benim derdim bu kitaptaki şiirlerin toplumcu-gerçekçi kuşaklarla bu kadar yakından ilgili olmasından kaynaklanıyor. Ulaş’ta “din” ve “madde” birbirlerinden ayrılmazlar el ele vermişlerdir. Tıpkı Çimen Yaprakları şairi Walt Wihitman gibi. Hatırlayın, onun için de metafizik bir şair mi yoksa maddeci bir şair mi olduğu tartışılır, o, bu tartışmalara “ben vücudun şairiyim” demiş ve hemen arkasından “ben ruhun şairiyim demiştir”.2 Bu minvalde kitaptaki şiirler için şehrin tam ortasındadır, diyebiliriz. Kabloların, rögar kapaklarının, fabrikaların ve kavganın tam ortası:

ve açarak kollarımı yürüyeceğim onların kavgasına

…….

kablolar sarkıyor bir yerlerimden korkuyorum

cnc tezgâhlarında demir ırzına geçerken ağacın

……

tamam. Emr-i bil maruf. tamam. Tebliğ. tamam ittihad-ı İslam

lehül mül.amenna.ama kira?

Şimdi nehy-i anil münker zamanı (19-20)

Kavga Başlıyor, hayatın tam ortasında bir kitap. Bu kitapta Irak savaşından da bahsediliyor, yeni muhafazakâr hayat hayat tarzında dair eleştirilerden de. Dini emirlerin uygulanmasıyla da karşılaşabiliriz günü gelen kiralarla da. Bu anlamıyla kitaba bütünlüklü bir kitap diyebiliriz. Hayatın hiçbir anını atlamıyor. Bu nedenle de kuşağının önde gelen kitapları arasında. Tabii ilk kitap olduğu için hataları da yok değil. Bu hataların en önde geleni ise zaman zaman retoriğe düşmesi şiirlerin. Bu, halkçı şairlerin çoğunda görülüyor. Önemli olan bahsettiğim durumu minimize edebilmek. Raşit Ulaş da bunu başarıyor, yani sorunları minimize edebiliyor. Diyebilirim ki Kavga Başlıyor’u okuduktan sonra insanın gönlünü gelecek için bir umut kaplıyor, daha güzel şiirlerin geleceğine dair.

1 Sünni şiir, Sünni şair olur mu olmaz mı daha önce, özellikle doksanlarda epeyce üzerinde durulan bir konuydu. Bu sebeple bir daha bu konuya ayrıca girmeyeceğim.

2 Walt Whitman, Çimen Yaprakları (Haz. Memet Fuat), Sel yay. 2016, İstanbul

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here