Yüksek Bir Dirençle Topuna Birden “Güneşimin önünden çekil!” | Selma Kavurmacıoğlu Yazdı

0
280
Foto: Selma Kavurmacıoğlu

SELMA KAVURMACIOĞLU

BİR KİTABIN ADI ÜZERİNE

Güneşimin Önünden Çekil, A. Ali Ural’ın Doğudan ve Batıdan; yazar, şair, filozof, bilim adamı,  sanatçı, müzisyen, ressam gibi birçok tarihi şahsiyetin portrelerine yer verdiği ve benim de âcizane kendisinden çokça istifade ettiğim oldukça kıymetli bir eser. İsmini; Diyojen’in, bir ağacın altında oturduğu sırada kendisine gelen ve “Ne dilersen yapayım!” diyen Büyük İskender’e verdiği, çoğunlukla “gölge etme, başka ihsan istemem” şeklinde hafızalarda yer eden cevaptan alıyor.

Diyojen’in kitaba ad olan “güneşimin önünden çekil” sözü üzerinde, güneşin bizden büyüklüğü ve bize olan uzaklığı açısından düşünüldüğünde, önünde durulmasının onun ısı ve ışığının dağılımı noktasında pek bir hükmü haiz olmadığı herkesçe malum; ama ışığın yolunu kesen her bir cismin ışıklı yerde meydana getirdiği karartı da malum. Kitabın adını okuduğunuzda ilk etapta akla gelen de bu oluyor zaten; güneşimize engel olanlar, onun ısı ve ışığından istifade etmemize ket vuran olumsuz unsurlar… Ama kitabı okuduğunuzda, içindeki birbirinden farklı onlarca portreyle hemhâl olduğunuzda belki biraz mahcubiyetle, belki biraz pişmanlıkla, ama kesinlikle bir özeleştiri neticesinde husule gelen bir aşk, bir heyecan, bir gayret ile farklı çağrışımlar ve yeni kararlar da zuhur ediyor zihninizde.

Foto: Selma Kavurmacıoğlu

“Okumak bize kendi kendimizle yüzleşme zemini hazırlar. Okurken okuduklarımızla ve kendimizle yüz yüze geliriz. Bu süreçte kendimizle yüzleşir, kendimizi dinler, dingin bir vakitte kendi kendimizle hesaplaşır, doğrularımızı, yanlışlarımızı düşünür, kendimize yol yöntem buluruz.” diyor Necip Tosun; okumak üzerine yazdığı bir yazısında. İşte bu kitapta tam da bunu yaşıyorsunuz, bir iç hesaplaşmayla ömrünüzün akıp giden bölümü için çokça hayıflanıyor, kalan kısmının derdine düşüyorsunuz; karartılara sebep olan her neyse hiçbirine yenik düşmeden ömrümü nasıl ihya edebilir, hakkını tam olarak teslim etmem için ne yapmam gerekir sorularının cevabını arıyorsunuz.

Güneşimin önünden çekil! Sitemle de söyleyebilirsiniz bu sözü emir kipiyle de. Sözün kapsadığı anlamı, onu oluşturan kelimelerin taşıdığı literal anlamların dışında belirleyen bir diğer unsur da sözün hangi bağlamda söylendiğidir. Sitemle söylediğimizde bu sözü, sitemimize gerekçe olacak bir mağduriyetten de bahsedeceğiz belki. Sonra mağduriyetin sebep oldu mahrumiyetlerimizden… Ardından mahrumiyetlerimize bulduğumuz mazeretler sökün edecek birbiri peşi sıra… Kaçınılmaz bir akıbetin mahkûmu olarak göreceğiz kendimizi, irade gibi bir kuvvet ve kudreti görmezden gelerek.  Ama sitemle değil de emir kipiyle söylediğimizde işin rengi tamamen değişecek sanki. Yelkenleri indirmiş, teslim bayrağını çekmiş mağlup rolü oynamayacağız belki o zaman. Güneşimizin önünde gölge oluşturanların varlığını yok edemeyeceğiz belki, onların köküne hiçbir zaman kezzap suyu dökülmeyecek; ama gölgede en ufak bir darbede yok olmaya mahkûm cılız bir bitki de olmayacağız. Hem sıcakta hem soğukta varlığını muhafaza eden bir ardıç ağacı olabiliriz pekâlâ ya da yaz kış yeşil kalan bir çam.

Güneşimin Önünden Çekil’i okuduğunuz zaman tarihe mal olmuş, aradan asırlar geçmesine rağmen ne adları ne sanları unutulmuş, bilakis hâlâ rahmetle ve minnetle yâd edilen ve arkalarında bıraktıkları eserlerden istifade edilmek suretiyle hâlâ yaşatılan bütün büyük şahsiyetlerin zor zamanların, sıkıntıların, acıların, buhran dönemlerinin, siyasi çalkantıların çocukları olduğunu görüyorsunuz, hiçbir şey tozpembe olmaksızın. Kimi zaman parçalanmış bir ailenin çocuğu olarak çıkıyorlar karşınıza, kimi zamansa kendilerine en çok ihtiyaç duyacakları bir zaman diliminde ya anneleri çekilmiş oluyor hayattan ya da babaları. Bugün buradan baktığınızda her birinin güneşinin önünde ışıklarına engel olabilecek nitelikte arzı endam eden türlü türlü setler görünüyor gözünüze. Gölgeye sebebiyet veren setler kimi zaman hasetlerden, fesatlardan geliyor; kimi zaman bağnazlardan, yobazlardan; kimi zamansa güç ve iktidar sevdasında olup aslında zayıf ve muhteris olanlardan, velhasıl kelâm hayatlarındaki bu olumsuz unsurlar hep var oluyor, hiç eksik olmuyor.

Foto: Selma Kavurmacıoğlu

Ama yazarın kitabında portrelerine yer verdiği şahsiyetler, her daim aslolana yöneliyorlar, var olana yüzlerini dönüyorlar. Dikkatlerini ışığa teksif ediyorlar. Karartılara takılmıyorlar. Işığın bir kaynağının olduğunu, bir kaynaktan zuhur ettiğini; gölgenin ise herhangi bir kaynaktan zuhur etmeyip ancak ışığın engellenmesi ile ortaya çıkan arızi bir durum olduğunu çok net idrak ediyorlar. Bu sebepten olsa gerek gelip geçici olan meşgul etmiyor onları. Bu sebepten olsa gerek gözleri gölgeye takılmıyor da bakışları ufka yöneliyor. Ve ben de bu tavırlarından olsa gerek; her birini, karşılarına çıkan engelin ebadı ve hacmi hangi boyutta olursa olsun asla yenilmeden, ezilmeden, gevşemeden, ümitsizliğe düşmeden kes(k)in bir kararlılıkla, büyük bir azimle, yüksek bir dirençle topuna birden “Güneşimin önünden çekil!” demeyi beceren mücadele ruhu gelişmiş kahramanlar olarak görüyorum.

Güneşimin Önünden Çekil, okuruna, yaşadığı hayatı sorgulatması belki de radikal denilebilecek nitelikte kararlar aldırtması ile birlikte edebi zevki de yaşatan şiirsel dili, akıcı anlatımı, teşbih sanatını ustalıkla kullanan üslubu ile kesinlikle okunmayı hak ediyor.

[Eleştiri Haber, Mart 2019]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here