YON BYLDYRYSY 54 YIL SONRA YLK DEFA POETYK HABER´DE!

0
139

Haz: Mustafa Nurullah CELEP

Yön Haftalık Fikir ve Sanat Dergisi, Sayı:1, 20 Aralık

1961 AYDINLARIN ORTAK BYLDYRYSY BYLDYRY ‘‘YÖN gazetesi etrafında toplananlar, inandıkları ve savunacakları fikirleri, gazetenin ilk sayısında yayınlanacak ortak bir bildiriyle okuyucularına ve Türk kamuoyuna açıklamayı bir ödev bildiler. Hazırlanan bildiri, Türk toplum hayatının çeşitli kesimlerinde görev almış kimselere danışılarak, onların fikirleri göz önünde tutularak meydana getirildi. Ymzalayanların bir kısmı, ilk metinlerdeki noktalar hakkında düşündüklerini ve tekliflerini belirttiler. O şekildeki, bugün okuyuculara sunulan nihai metin, altındaki imzası bulunanların ortak inançlarını ve üzerinde anlaşmaya vardıkları ortak zemini ifade etmektedir. Aslın, aynı inançların çok daha geniş bir kütle tarafından da benimsendidine eminiz. Bu sebeple Yön, imza kampanyası açıyor.

Bildirideki inançları benimseyen okuyucularımızdan ricamız, toplum hayatının hangi kesiminde bulunurlarsa bulunsunlar, ödretmen, memur, yazar, subay, ödrenci, iş adamı, sanatçı, mühendis, politikacı, sendikacı, çiftçi vs. olarak bu ortan görüşlere katılıyorlarsa, imzalarını, okunaklı ad ve soyadlarıyla mesleklerini de belirterek YÖN’ ün Ankara adresine göndermeleridir. Ymzalar, önümüzdeki sayıdan itibaren, elinize geçiş sırasına göre yayınlanacaktır. Bildiri, metinde de belirtildidi gibi olumlu tartışmalara yol açmak amacıyla da yayınlanmıştır. Bu bakımdan, bildirideki görüşleri bütünüyle benimsemeyen, bütünü yahut şu ve ya bu bölümü hakkında kendi inançlarını belirtmek isteyen okuyucularımızdan ricamız, bunları mümkün oldudu kadar kısa olarak bize bildirmeleridir. Ykinci sayıdan itibaren, ‘‘YÖN’E MEKTUPLAR’’ köşemiz kendilerine açık tutulacaktır. Ymzalarını veya görüşlerini bildirmek isteyen okuyucularımız, zarflarının üstüne ‘BYLDYRY’ diye yazdıkları takdirde işlerimizi kolaylaştırmış olacaklardır.’’ YÖN FYKYR VE SANAT DERGYSY Türk halkının çok çetin iktisadi, siyasal ve sosyal meseleler ortasında, kendisini bütün özlemlerine kavuşturacak bir yön aramakta oldudu bugünlerde, toplum hayatının çeşitli kesimlerinde görev almış olan bizler, altına imzalarımızı attıdımız bu bildiri ile ortak inançlarımızı açıklamayı dodru bulduk, böyle bir bildirinin meselelerimizi çözmekte faydalı olabilecek olumlu tartışmalara yol açacadını düşünüyoruz.

1. ‘‘ATATÜRK DEVRYMLERYYLE AMAÇ EDYNYLEN ÇADDAŞ UYGARLIK SEVYYESYNE ULAŞMANIN, EDYTYM DAVASINI SONUÇLANDIRMANIN, TÜRK DEMOKRASYSYNY YAŞATMANIN, SOSYAL ADALETY GERÇEKLEŞTYRMENYN VE DEMOKRASY REJYMYNY SADLAM TEMELLER ÜZERYNE OTURTMANIN, ANCAK YKTYSADY ALANDA HIZLA KALKINMAKTA, YANY MYLLY YSTYHSAL SEVYYESYNY HIZLA YÜRKSELTMEKTE GÖSTERECEDYMYZ BAŞARIYA BADLI OLDUDUNA YNANIYORUZ. a. Atatürk devrimlerinin amacı olan Batılaşmak, en geniş anmalıyla Batı’nın istihsal seviyesine yaklaştıdımız ölçüde gerçekleşebilir. Türkiye’deki istihsal seviyesi yükseldikçe, memleketin sosyal seviyesi dedişecek, şehir-köy ikilidi ortadan kalkacak, imkânlar genişleyecek ve Batı uygarlıdının temeli olan akılcı düşünce kütlelere yayılacaktır. b. Ne kadar çok gayret sarf edilirse edilsin, düşük bir istihsal seviyesiyle, kütlelerin kültür seviyesinde esaslı bir yükselme sadlamak hayaldir. Yşsizlik, açlık, çıplaklık, soduk ve sefalet, kütlelerin editime yönelmesini engelleyecek, yaşama içgüdüsü ödrenme merakından adır basacaktır. c. Demokrasi, her şeyden önce, insan haysiyetine dayanan ve insanı üstün deder sayan bir rejimdir. Açlıda, işsizlide, evsizlide çare bulamayan bir rejimin, ne kadar üzerinde titrersek titreyelim, demokrasi olmaktan çıkması ve bir gün çökmesi tabiidir. Türk demokrasisinin yaşatılması, açlıdı, işsizlidi ve evsizlidi ortadan kaldıracak yüksek bir istihsal seviyesine götüren yolları bulmakla mümkün olabilir. d. Milli gelirin hızla artmasına önem vermeyen bir sosyal adalet politikası da, yoksulludun bölüşülmesinden öteye geçemeyecektir. Buna karşılık sosyal adalete yer vermeyen bir kalkınma politikası başarısızlıda mahkûmdur. O halde sosyal adalet politikasının başlıca araçlarından biri de istihsal seviyesinin yükseltilmesi olacaktır.

2. BUGÜN TÜRK TOPLUMUNA YÖN VEREBYLMEK DURUMUNDA BULUNAN ÖDRETMEN, YAZAR, POLYTYKACI, SENDYKACI, MÜTEŞEBBYS VE YDARECY GYBY KYMSELERYN, BELLY BYR KALKINMA FELSEFESYNYN ANA HATLARI ÜZERYNDE ANLAŞMAYA VARMALARINI ZARURY SAYIYORUZ. a. Yirminci yüzyılda haberleşme araçlarındaki gelişme sonucunda, kütleler, başka memleketlerdeki veya başka tabakalardaki yüksek hayat standardının varlıdını ödrenmekte ve asıl önemlisi bu standarda erişmenin mümkün oldudunu görmektedir. Yoksulludumuz, bu yüzden artık daha ıstıraplı bir şekilde hissedilmektedir. Hızlı nüfus artışı ve meselelerimizin bu artışa uygun bir tempo ile ele alınmayışı durumu daha da adırlaştırmıştır. Türkiye bu gün ciddi bir iktisadi ve sosyal buhranın içindedir. Sosyal buhran, iktisadi buhranın tabii bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Geri bir tarım, artan ithal ihtiyacımızı karşılayacak kaynakları sadlamak şöyle dursun, hızla çodalan nüfusun beslenme ihtiyacını bile karşılayamamaktadır. Topraksızlık, artan nüfusu şehirlere itmekte, şehirlere akan bu nüfusa iş ve mesken sadlanmasında güçlük çekilmektedir. Köklü tedbirler alınmazsa, gecekondu ve işsizlik, önümüzdeki yıllarda millet hayatının tehlikeli bir yarası haline gelerek sosyal ve iktisadi düzenin bozulması yol açabilecektir. Hızlı nüfus artışı yüzünden, Türkiye nüfusunun yarısını 18 yaşından küçük gençler teşkil etmektedir. Son olayların da açıkça ortaya koydudu gibi, çıd halinde gelen bu gençlerin büyük bir kısmına okul ve sadlam bir gelecek sadlamak mümkün olmamaktadır. b. Yşin en hazin tarafı, Türkiye’nin kaderine hâkim olabilecek durumda bulunan çevrelerde, kaşı karşıya bulundudumuz çetin meselelerin şuuruna varılmamış olmasıdır. Bu çevrelerce benimsenen ve uygulanabilecek olan bir kalınma felsefesi yoktur. Kalkınmanın anlam, bütün genişlidiyle anlaşılamamıştır. Köklü reformlara girişmeden kalkınmanın başarılamayacadı ve buna karşılık, kalkınma sonucunda toplum düzenine, insan davranışlarına bazı dedişikliklerin gelecedi unutulmaktadır. Bu yüzden, hem kalınma istenmekte hem de köklü reformlara karşı konulmakta ve yeni davranışlar yadırganıp kötülenmektedir. Böyle bir tutumun sonucu olarak, toplum hayatının gidişinde söz sahibi birçok kimse dış yardımların biraz genişlemesiyle, turizmin geliştirilmesiyle, sebze ve meyve ihracının artmasıyla kalkınma davasının çözülebilecedine içten inanmaktadır. c. Türkiye’nin kalınmasını belli bir amaca yöneltmek, siyasi iktidarın emrinde teknik bir organ olan Devlet Planlama Teşkilatının yetkisini aşan bir iştir. Gerçi, memleketin seçkin uzmanlarını bir araya getiren Devlet Planlama Teşkilatı bir kalkınma stratejisi çizerek, bu yolda ilk gayreti göstermiştir. Ama bunu yeter saymamak gerekir, yapılacak planların yön kazanması ve başarıya ulaşması, ancak Türk toplumuna yön verebilecek durumda bulunan çevrelerin açık bir kalkınma felsefesi üzerinde anlaşmalarıyla mümkün olacaktır.

3. KALKINMA FELSEFEMYZYN HAREKET NOKTAALRI OALRAK BÜTÜN YMKÂNLARIMIZI HAREKETE GEÇYRMEYY, YATIRIMLARI HIZLA ARTTIRMAYI, YKTYSADY HAYATI BÜTÜNÜYLE PLANLAMAYI, KÜTLELERY SOSYAL ADALETE KAVUŞTURMAYI, YSTYSMARI KALDIRMAYI VE DEMOKRASYYY KÜTLELERE MAL ETMEYY ZARURY SAYIYORUZ. VARMAK YSTEDYDYMYZ BU AMAÇLARA YENY BYR DEVLETÇYLYK ANLAYIŞIYLA ERYŞEBYLECEDYMYZE YNANIYORUZ. a. Türkiye’nin iktisadi hayatında özel teşebbüsü ve devlet teşebbüsünü birlikte yaşatan karma bir sistem kalacaktır. Fakat adırlık merkezi özel teşebbüs olan bir iktisadi sistemin, bugünkü yapısıyla Türkiye’yi, hızla ve sosyal adalet içinde çaddaş uygarlık seviyesine eriştirebilecedini sanmıyoruz. Yktisat ilminin ve tarihin ışıdında, inanıyoruz ki, özel teşebbüse dayanan kalkınma yavaştır, ıstıraplıdır, israflıdır ve sosyal adaletle baddaşması, az gelişmiş bir memlekette, imkânsızdır. Böyle bir kalkınma, siyasi gücü geniş ölçüde, iktisadi güce tabi kılması yüzünden, demokratik de dedildir. b. Özel teşebbüs kâra dayanır. Yktisadi sistemin itici kuvveti kârdan ibaretse kalkınmanın çok yavaş bir tempo ile gerçekleşmesine, gelir dadılışındaki adaletsizliklerin artmasına, ‘her mahallede bir milyoner’ felsefesinin yerleşmesine, milli servetin en faydalı işlere dedil, en kârlı işlere akarak israf edilmesine, durgun ve işsizlidin sık sık baş göstermesine katlanmak gerekir. Günümüzde, hiçbir az gelişmiş memleket bunları göze alamaz. Batı memleketlerinin kalkınmaları sırasında, çok elverişli şartlara ve sömürgecilide radmen, gelişme, yavaş, israflı, sıkıntılı olmuş, liberal, fakat gücünü genel oydan almayan idareler altında gerçekleştirilmiştir. Ancak Yirmici yüzyılda, esas itibariyle istihsal seviyesinin yükselmesi sayesindedir ki, Batı memleketlerindeki iktisadi sistem azçok tatmin edici şekilde işleyebilecek hale gelmiştir. Bununla birlikte, Batı sosyalist partileri, düşünürleri ve hatta liberal edilimli siyasetçiler, kendi memleketlerindeki iktisadi sistemin israflı oldudunu, zaruri ihtiyaçları ihmal ettidini, hızlı bir gelişmeyi ve sosyal adaleti sadlamak bakımından da yetersiz kaldıdını delilleriyle birlikte belirtmektedir. c. Bu sebepledir ki günümüzün gerçeklerine uygun yeni bir devletçilik anlayışını Türkiye için zaruri sayıyoruz. Ayrıca özel teşebbüsün mutlaka verimli, devlet teşebbüsünün de mutlaka verimsiz oldudu şeklindeki yaygın düşüncenin, sadlam delillere dayanmayan ve geniş bir propaganda ile beslenen bir inanç oldudunu belirtmekte fayda görüyoruz. Verimli çalışma imkânlarına kavuşmak için, mesela Yngiltere ve Fransa’da bazı sanayi kollarının devletleştirilmesine gidildidini hatırlatmak isteriz. Bir takım devlet işletmelerinin verimsiz kalış sebeplerini, devletçilikte dedil, aksine yeter derecede devletçi olmayışımızda ve devletçilidi sistemli bir şekilde uygulayamayışımızda aramak gerektidine inanıyoruz.

4. YENY DEVLETÇYLYDY, YUKARIDA BELYRTTYDYMYZ AMAÇLARA ERYŞMEK YÇYN MUTLAKA BAŞVURULMASI GEREKN ŞUURLU DEVLET MÜDAHALESY ŞEKLYNDE ANLIYORUZ. a. Kalkınmayı hızlandırmak maksadıyla milli tasarrufun çodaltılması ve milli gelirdeki artışların önemli bir kısmının tasarrufa yöneltilmesi, ancak, geniş ölçüde ve bilgili devlet müdahalesiyle başarılabilir. Belli başlı tasarruf kaynaklarından biri olan vergilerde verimin artırılması, devletçilikle mümkündür. Çadımızda, vergilerde adalet şarttır. Fakat vergi adaletini sadlamak maksadıyla yüksek gelirlerden alınan vergilere karşı bugün yöneltilen en önemli itiraz, bunların yatırımları azaltmasıdır. Devletçilik, milli tasarrufu yatırımlara yönelttidi için, bu itirazı önler. Bundan başka, devletçilik, kalkınmanın nimetleri ve külfetleri arasında denge yaratarak, tasarruf fikrinin geniş halk kitlelerince benimsenmesini kolaylaştırır. Ayrıca devlet işletmelerinin kazançları, vergi yoluna sapmadan sadlanan önemli bir tasarruf kaynadı olur. Yatırım imkânlarını artırmak maksadıyla, boş duran iş gücünün istihsale yöneltilmesi de devletin demokratik, fakat planlı teşkilatlandırma gücü sayesinde mümkün olabilecektir. b. Bugünkü imkânlarımızla, daha bir teşkilat ve idare içinde şimdikinden çok daha fazla ve çok daha verimli şekilde yatırım yapmanın mümkün olduduna inanıyoruz.

Bunun için, iktisadi hayatı bütünüyle planlamak şarttır. Plan, iktisadi hayatı istenen amaçlara zamanında ve bütünüyle yöneltmeye imkân verecek yetkilerle araçları da beraberinde getirmelidir. Bunu sadlayacak belli başlı şartlardan biri de, iktisadi hayatın çeşitli kesimlerine hâkim olan kilit sanayilerin mutlaka devlet elinde bulundurulmasıdır. Devletçilidi, ciddi bir planlamanın vaz geçilmez unsuru sayıyoruz. c. Planlama, büyük iktisadi birimlere geçmeyi zaruri kılar. Hâlbuki Türkiye’nin iktisadi hayatı, tarım, sanayi ve ticaret alanlarında çok ufak işletmelere dayanmaktadır. Bu bakımdan, çiftçiyi teşkilatlandırarak istihsal kooperatiflerinin geliştirilmesi, küçük sanatlarda kooperatifçilidin yaygın hale getirilmesi, perakende satış yerlerini azaltarak ve malların müstahsilden müstehlike geçiş yollarını kısaltarak, sanayide oldudu gibi, tarım ve ticarette de büyük birim esasının mümkün oldudu ölçüde yerleştirilmesi lüzumludur. Devlet kesiminin yanı sıra, geniş bir kooperatif kesimi, Türk iktisadi sistemin temelini teşkil etmelidir. d. Devletçilik, aynı zamanda, gelir dadılışındaki adaletsizlikleri gidermek, sosyal güvenlidi gerçekleştirmek, müstahsil ve müstehlikin mutavassıt bir zümre tarafından ezilmesini önlemek, bölgeler arasındaki dengesizlikleri ortadan kaldırmaya çalışmak için de en elverişli sistemdir. Çalışmayı toplumun en yüksek dederi haline getirmek, çalışmaya dayanan kazançları yüksek seviyeye çıkarmak, devletçilidin temel hedefidir. Kol ve kafa gücünü satarak geçinenlerin ezilmesine seyirci kalan, arsa spekülatörlerinin ve ticaret alanında istismarcı mutavassıtlarının haksız kazançlarına göz yuman ve bu gibilerin bir yüksek devlet memurundan, fikir ve bilim adamından fazla kazanmasına ses çıkarmayan bir sistemin yirminci yüzyılda daha fazla sürüp gitmesine imkân yoktur. e. Devletçilik, demokratik rejimin sadece bir şekilden ibaret kalmasını önleyip, demokrasinin kütlelere mal olmasını sadlayacak temel müdahale vasıtasıdır. Planlı bir editim seferberlidine girişmek, Köy Enstitüleriyle açılan yolu genişletmek, milyonlarca köylü ve işçi çocudunu editim alanında ve memleket idaresinde herkesle eşit imkânlara kavuşturmak, yetişkinlerin editimi yoluyla kütlelere yükselme fırsatı hazırlamak ancak şuurlu bir devletçilikle mümkündür. Varmak istedidimiz amaçların şu veya bu noktası tartışma konusu edilebilir. Bu bildirinin yayınlanmasındaki maksat da bu çeşit tartışmalara yol açmaktır. Bugün içinde bulundudumuz buhranlardan kurtulmanın birinci şartını, Türk toplumunun çeşitli kesimlerinde görev almış olanların ve millet kaderine hâkim olabilecek mevkilere gelmiş bulunanların, düşüncelerini açıkça ortaya koyarak, bir temel kalkınma felsefesi etrafında birleşmelerinde görüyoruz.’’

‘‘YMZALAR’’ (*) METE AKYOL (Gazeteci), TAHYR ALANGU (Yazar), ÇETYN ALTAN (Yazar), MELYH CEVDET ANDAY (Yazar-Şair), ÖZDEMYR ASAF (Yazar-Şair), CEYHUN ATIF KANSU (Doktor-Sanatçı), ORHAN ASENA (Doktor-Tiyatro Yazarı), DODAN AVCIODLU (Gazeteci-Yktisatçı), HAMDY AVCIODLU (Gazeteci), FAKYR BAYKURT (Ylködretim Müfettişi), DENYZ BAYKAL ( S.B.F. Asistanı, Siyasal Bilimci), KORKUT BORATAV (S.B.F. Asistanı, Yktisatçı), NECATY CUMALI (Yazar), CEVAT ÇAPAN (Yazar), ORHAN DURU (Gazeteci), SENCER DYVYTÇYODLU (Yst. Ykt. Fak. Doçenti, Yktisatçı), OKTAR EKŞY (Gazeteci Kurucu Meclis Üyesi), MUZAFFER ERDOST (Gazeteci), SABAHATTYN EYÜBODLU (Yazar), ALY GEVGYLYLY (Gazeteci), ABDY YPEKÇY (Gazeteci), TARIK DURSUN K. (Yazar), MEHMET ALY KIŞLALI (Gazeteci), HÜSEYYN KORKMAZGYL (Yazar), YDRYS KÜÇÜKÖMER (Ykt, Fak. Doçenti), MAHMUT MAKAL (Editimci-Yazar), FETHY NACY (Eleştirmen), ÇETYN ÖZEK (Yst. Huk. Fak. Asistanı, hukukçu), MUSTAFA ÖZYÜREK ( Yeni Türkiye Partisi Gençlik Kolları Genel Sekreteri), TAHSYN SARAÇ (Ödretmen), YLHAN SELÇUK (Yazar-Avukat), TURHAN SELÇUK (Karikatürist), YLHAMY SOYSAL (Gazeteci), MÜMTAZ SOYSAL (S.B.F. Asistanı), METYN SÖZEN (Yst. Edebiyat Fak. Asistanı, Sanat Tarihçisi), KEMAL TAHYR (Yazar), SERVER TANYLLY (Yst. Huk. Fak. Asistanı, Hukukçu), TANER TYMUR (S.B.F Asistanı, Siyasal Bilimci), NAYM TYRALY (Gazeteci, Giresun Milletvekili), ADNAN TURANY (Ressam) , BERKE VARDAR (Yst. Edebiyat. Fak. Asistanı, Filolog), TAHSYN YÜCEL (Yst. Edebiyat Fak. Asistanı, Filolog). (*) Bildiriyi imzalayan birçok kişi arasında isimleri bugüne gelmiş olanları tercih ettik. Dider yazarların isimlerine ulaşmak isteyen ilgililer, arşivlerden Yön dergilerinin ilk sayılarına bakabilir.

Poetik Haber (Poetik Haber, 10.02.2015)

Paylaş
Sonraki İçerikHEP BiR YOL HALi UZERE

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here