Yolların ayrılış noktasında Yavuz Turgul Sineması | Barış Kavas

0
556
Barış Kavas

BARIŞ KAVAS

YOLLARIN AYRILIŞ NOKTASINDA YAVUZ TURGUL SİNEMASI

Yavuz Turgul’un yeni filmini buğdayların yağmuru beklediği gibi bekledim. İçine doğduğum bir sinema olarak Yavuz Turgul sineması benim sinema anlayışımı bir bakıma inşa etmiştir. Sinemayı seçmemi Al Pacino’ya borçlu olduğumu hep söyledim,söylerim. Seçtiğim bu yolda beni teyid eden Yavuz Turgul sineması olmuştur. Bunu da şimdi söylüyorum.

Yavuz Turgul sinemasını ele alırken şunu gözden kaçırmamalıyız. Hali hazırda devam eden yönetmen sinemaları hangileri? Türk Sineması içinde devam eden sinemalar şunlar Nuri Bilge Ceylan sineması,Zeki Demirkubuz sineması, Derviş Zaim sineması,Reha Erdem sineması. Bir cesamete sahip bir süreklilik içinde devinen sinemacıları baz alıyorum. Bunların içine Yavuz Turgul sinemasını da ekleyelim. Ve manzaraya tekrar bakalım. Bu yönetmen sinemaları içinde hikayeyi öne çıkaran hangi sinema? Karakteri öne çıkaran hangisi? Görüntüyü değil hikayeyi öne çıkaran hangisi? Yavuz Turgul sineması önemli bir yönetmen sineması diyorsak ve diğerlerinin yolunda yürümemesine rağmen hala ayakta kalan bir sinema diyorsak bunu Yavuz Turgul’un hala hikaye anlatma ısrarına vurgu yaparak açıklayabiliriz.

Eşkıya hayatımızı değiştirmiştir. Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni çok naif ama bir o kadar kalıcı bir sızıdır kalbimizde. Gölge Oyunu yönetmenin dervişane bir göz kırpışı, Muhsin Bey asil bir ağıttır yiten değerlere… Gönül Yarası baştan sona midemize aldığımız bir yumruk… Av Mevsimi’ni eklemiyordum bu silsileye ve Yol Ayrımı’nı bekliyordum.

İsmet Özel “Geçen her gecenin leyle-i kadr, karşılaştığım her kişinin Hızır olmadığını anladığım zaman kırılıyorum. Böylece kırılan bir düş haline dönüştüğümü görüyorum.” der tahrir vazifelerinde. Yol Ayrımı’ndan çıktığımda ruh halim tam olarak buydu. Çok müsait bir zemin hazırlanmış hikaye dramatik kıvılcım potansiyeli yüksek bir hikaye. Ama gol izleyemedik. Golsüz bir mücadele tatsız tutsuz bir yemekten fazlası olmuyor,olamıyor. Yer yer diyaloglarda yakalanan Nirvanalar var. Ama Nirvanalar yalnız kalıyor ırmak yan kollardan (yan hikayelerden, yan akarsulardan) beslenemiyor. Ve Nirvanalar bile yalnızlığı kaldıramaz Nirvana bile olsalar.

Yol Ayrımı aslında kağıt üstünde sağlam dramatik bir hikayeye sahip. Taş kalpli işadamı Mazhar Kozanlı bir trafik kazası geçirir ve trafik kazasından sonra 360 derece değişir. Biz bu değişimi izliyoruz filmde. Trafik kazasından sonra Mazhar Kozanlı değişiyor. Hem nasıl değişiyor. Bambaşka bir insan oluyor ve aslında bu değişim bize geçiyor. Bir mistik hikaye izliyoruz bir bakıma biz aslında. Kazadan sonraki sekanslar bize bir sukunet bahşediyor. O yağmur boşuna yağmıyor anlıyoruz. Su biliyorsunuz hakikatin temsilidir. Sonra Mazhar Kozanlı kazadan sonraki bir iş toplantısında, o sert o haşin adam kazadan sonraki bir toplantıda çalışanlarından birine ablan hamileydi diyor? Ne oldu diyor? Nasıl durumu diye hal hatır soruyor. Herkes şaşırıyor. Bence Mazhar Kozanlı’nın değişiminin en yüreğimizi ısıtan yansıması oluyor o sahne.

Ben birinci perdenin sonunda birinci perdenin son sahnesinin de etkisiyle salondan çıktığımda Allah senden razı olsun Yavuz Turgul dedim. Yavuz Turgul’a sarılmak istedim. Ve pek tabii ellerinden öpmek istedim Şener Şen’in. Başlıbaşına bir manifesto gördüm çünkü orda ben. Çünkü ben apaçık o ilk perdede “Ölüm Var Ey insanlar Ölüm var” işittim. “Dünya hayatı sizi aldatmasın” ayeti kerimesini duydum orda ben.

İkinci perdeyle birlikte film ulaştığı doruktan yavaş yavaş inmeye başlıyor. En zayıf Yavuz Turgul finallerinden biriyle de son buluyor. Kesinlikle ve kesinlikle yan hikayelerin yan karakterlerin katkı sunmayışıyla bu hale geliyor film. Nur’un Gemisi muhteşem bir istiare. Ama içi dolmuyor dolamıyor. Nur’un Gemisindeki sahneler ve Nur karakterinin filmin dramatik etkisine bir katkısı olmuyor değil hiçbir katkısı olmuyor. Bir de işin ilginç tarafı oyunculukların hepsi çok iyi. Senaryonun karakterleri işlemeyişi bu sonucu doğuruyor. İnsanın aklı almıyor. Eşkıya’da figurasyon hariç neredeyse tüm karakterlere bir alan açan senaryo bu filmde bunu hiç başaramıyor. Mert Fırat gibi yeni dönemin en büyük oyuncusu neredeyse sadece görüntü veriyor. Çiğdem Selışık Onat ve Nihal Yalçın senaryonun onların karakterlerine verdiği görece derinlik sayesinde kendilerini gösterebiliyorlar.

Senaryonun matematiğinde de sorun var. Senaryo Geometrisinin Türk Sinemasındaki Öklit’i Yavuz Turgul Yol Ayrımı’nda bu ustalığını gösteremiyor. Mazhar Kozanlı karakterininin aydınlanması biraz erken oluyor. Sonrasında filmin matematiği bir türlü işlemiyor. Mazhar Kozanlı’nın ailesiyle olan mücadelesi Pisagor teoremi gibi kristalize edilebilecekken birinci dereceden bir bilinmeyenli denklem kadar bile olamıyor film.

Gelelim Şener Şen ustamızın oyunculuğuna. Şener Şen’in Yavuz Turgul’dan başka hiçbir yönetmenle çalışmayışı çok büyük bir tartışma konusu haline gelmiş durumda. Ben burada Şener Şen’in Yavuz Turgul’a katkı sunuşunun Yavuz Turgul sinemasının Şener Şen’e sundukları yanında devede kulak kaldığını düşünüyorum. Şener Şen Yavuz Turgul sineması ile Türk Sinemasının üst düzey aktörlerinden birisi haline geldi. Şener Şen’in komediden drama geçişi komediye bir şey kaybettirmedi (komedi yolunu bulur,buldu,buluyor) ama Türk Sinemasına unutulmaz karakter performansları kazandırdı. Bir de Yavuz Turgul-Şener şen ortaklığı tartışmasında şunu da görmek gerekiyor. Yavuz Turgul neden Şener Şenle çalışıyor ya da neden Şener Şen Yavuz Turgul’la çalışıyor değil doğru soru, doğru soru Yavuz Turgul neden sadece Şener Şen’le çalışıyor? Örneğin Yol Ayrımı filminde Altan karakterini Rutkay Aziz değil Uğur Yücel oynasa yemin ederim film sınıf atlar. Sonra yine Yol Ayrımı filminde Şevket Altuğ’a selam gönderiliyor. Sadece selam gönderilmese en verimli yıllarında inzivaya çekilen bu güzelim aktör,bu büyük aktör bir Yavuz Turgul eserinde seyircisiyle buluşsa. Bu bizim gördüğümüzü ustamız nasıl görmüyor göremiyor? Şener Şen’i Kemal Sunal filmlerindeki ikinci karakterden Eşkıya Baran’a sıçratan adam biz sadık izleyicilerini kahreden Şevket Altuğ inzivasına mı son veremeyecek? Bir de bu senaryoları yazarken Şener Şen’in oyunculuğunu merkeze alan adam , Uğur Yücel’in Şener ŞEN le olağanüstü muhteşem bir uyum yakaladığını neden göz ardı ediyor? Böylece sorular uzuyor,uzuyor ve yazar “ne inkar ne itiraz bu yalnızca sitem” diyerek yazısını noktalıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here