“Yılın en başarılı genç sanatçısı” ödülünü 5. Kez alan ressam Nebahat Karyağdı ile sanatı, yaşamı ve yeni sergi hakkında yaptığımız söyleşi…

0
304
Ressam Nebahat Karyağdı

“Yılın en başarılı genç sanatçısı” ödülünü 5. Kez alan ressam Nebahat Karyağdı ile sanatı, yaşamı ve yeni sergi hakkında yaptığımız söyleşi…

Aslı Naz Avcı: Güzel sanatlar lisesiyle başlayan ve sanat alanında da devam eden bir eğitim geçmişiniz var. Sanata ilginiz olduğunu ilk ne zaman fark ettiniz?

Nebahat Karyağdı: Bu çok küçük yaşlardan beri olan bir şeydi. 2-3 yaşındayken evde duvarları karaladığımda da, boş vakitlerimde hep resim yaptığımda da bu ortaya çıkıyordu. Tabi, ilkokulda öğretmenlerimizin de bu yönde çok katkıları oldu. Bizim çocukluğumuzda öğretmenler, öğrencilerini tiyatroya, baleye, dansa, resme yönlendiriyordu. Şu anda da mutlaka bunu yapan hocalar vardır. Ben de ilkokuldayken öğretmenim benimle çok ilgilendi, bu yeteneğimin ilerlemesi için yarışmalara eserlerimi göndererek beni teşvik etti. O yarışmalardan ödül almak çocukluk yaşlarından itibaren bana şevk, mutluluk ve güç verdi. Zaten ortaokulda aynı şekilde resim çalışmalarıyla geçti. Lisede de yol ayrımına geldiğim nokta, hem fen lisesini, hem de güzel sanatlar lisesini kazanmıştım. Burada seçim yapmam gerekiyordu ve ruhumun istediği şey sanattı, güzel sanatlar lisesini tercih ettim. Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi bölümü mezunuyum. Özel bir üniversitede plastik sanatlar alanında yüksek lisansımı yaptım.

Kariyerinize baktığımda, sayıca çok fazla sergi açtığınızı ve, “Yılın en başarılı genç sanatçısı” ödülleri kazandığınızı görüyorum. Bu kadar genç yaşta, tüm bu başarılara sahip olmayı nasıl yorumluyorsunuz?

N.K: Bazı şeyler hayatta bir kesişmeyle oluyor, mesela üniversite son sınıftayken yani senin yaşlarındayken, Rh+ Sanat Dergisi Türkiye’de ilk defa “Yılın en iyi genç ressamı” sergisini düzenlemişti, 10 kişi finale kalıyordu, 1 kişi 1. seçiliyordu. Ben de finale kalmıştım. Bu o dönemin şartları içerisinde baktığım zaman benim için çok büyük bir çıkış noktası oldu. Çünkü bu yarışmayla birlikte çok önemli galericiler ve koleksiyonerle çalışma ve tanışma fırsatı buldum. Bu bana güzel bir kapı açtı. Daha sonrasında 2008 ve 2009’da “Yılın en iyi genç sanatçısı” mansiyonu ve “yılın en iyi genç ressamı” mansiyonu kazandım. Bunlar tabi ki çalışarak oluyor çünkü her yıl birçok öğrenci mezun oluyor ve birçok sanatçı kariyerine devam ediyor ve rakiplerimiz her geçen gün artıyor, burada tabi ki ideallerine bağlı kalan, sebat eden, çalışan, üreten kişiler kazanıyor ve yolculuklarına devam ediyorlar. Ben de biraz buna bağlıyorum. Başka bir iş bile yapsam, hiç bir zaman resim yapmayı, sergilere katılmayı bırakmadım, her zaman bunu devam ettirmeye çalıştım.

Çoğu genç sanatçı kariyerlerinde çok az sergiye katılmışlar, ya da bir şey üretmeden uzun bir dönem geçirmişler. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?

N.K: Büyük konuşmak istemiyorum çünkü ben de yolun başında bir insan olarak görüyorum kendimi. Bazen bir yazar ya da bir şarkıcı unutulmaz tek bir şarkı yapar, ama ikinci bir şarkı, ikinci bir kitap gelmez, böyle çok iyi fikirleri olan, çok iyi resimleri olan, zaman içerisinde dediğiniz gibi bunları tekrarlayamayan, ya da yanlış galericilerin elinde çok yüksek fiyatlarla başlayıp, sonrasında da yazık olan arkadaşlarımız oldu tabi. Çok doğru bir gözlem yapmışsın.

 Yurtdışında da kişisel ve karma sergilere, bienallere katılmış biri olarak, sizce, dünyada Türk sanatı ve sanatçıları gerektiği kadar ilgi görüyor mu?

N.K: Yurtdışına çıktığımızda şöyle üzücü bir durumla karşılaşıyorum. Çok ilgililer, sanat için tekerlekli sandalyeleriyle, bakıcılarıyla fuarlar sergileri geziyorlar. Her semtte bir galeri var. Her küçük kasabanın senfoni orkestrası var. Kültür merkezleri her semtte var. Ve insanlar bu donanımla yaşıyor. Ama sorun kimliğe geldiği zaman, ben Türk’üm dediğim zaman insanlar bazen şaşırıyorlar. Ama Türkiye’yi belirli noktalarda duydukları için, bana karşı bugüne kadar kimlik üzerinden kötü bir şey söyleyen olmadı. Genelde dizilerden, yazarlardan, İstanbul gezilerinden tanıdıkları için bir fikirleri var. Floransa Bienali’nde 12 gün 40 ulustan insan birlikteyken aramızda hiç kavga, tartışma çıkmadı. Herkes dostça, arkadaşça, kardeşçe bir aradaydı. Biz hatta İsrailli video sanatçı, yunan ressam, bir İranlı, Hintli ressam ve Japon ressamlar, Irak’lı ressamlar birlikte takılıyorduk. Çok kardeşçe ve güzel bir ortamdı. Türk sanatı Cumhuriyrt ile başlamasına rağmen bence çok güçlü. Mesela Bedri Baykam’ım Dünya Sanat Dernekleri başkanı olması çok önemli bir şey. Aynı şekilde yurtdışında Burhan Doğançay’ın müzelerde olması bence çok önemli bir şey. Türk sanatçılarına bakış açıları kısıtlı değil ama devlet bizi ne kadar desteklerse ve bunu bir politika haline getirirse biz o kadar çok ilerlemiş oluruz diye düşünüyorum.

Ressam kişiliğinizin yanı sıra, İstanbul Erkek Liseliler Eğitim Vakfı Özel İlkokulunda resim öğretmenliği yapmışsınız. Çoğu ressam, memuriyet hayatının kendilerine göre olmadığını düşünür. Siz bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz? 

N.K: Tabi doğru olan bir şey. Ben çok keyif aldım, her gün işe giderken yatağımdan aşkla kalkıp gidiyordum. Çünkü çocukları ve onlarla beraber bir şeyler yaratmayı çok seviyorum. Ama tabi ki iki işi aynı anda sürdürmek herkesin bünyesi için zor bir şey.

Hedeflediğiniz bir kitle var mı? İstediğiniz kitleye ulaşabiliyor musunuz? Sergilerden geri dönüşleri nasıl alıyorsunuz?

N.K: Bu çok önemli bir soru. Sanat dünyasında da tartışılan “sanat sadece galerilerin içinde kalmalı mı”, beyaz küp gibi kavramları sorguladığımızda özellikle. Ben mesela kültür merkezleri gibi daha kolay ulaşılabilir yerlerde sergi açmayı da çok tercih ediyorum. Mesela bir metro istasyonunda sergi açmak bence çok daha keyifli.yani pahalı bir lüks caddede herhangi bir galeride sergi açmaktansa, kendini ispat etmiş bir restoranın duvarlarını kullanmayı daha çok tercih ederim. Çünkü daha çok insana ulaşmak benim için önemli. Benim amacım eğitimcilikte de buydu, insanlara resim sevgisi ve ilgisi kazandırabilmekti. Sonuçta kamusal alanlarda da sanat yapılmalı.

Geçtiğimiz aylarda birincisi gerçekleşen Selanik Contemporary Sanat Festivaline katıldınız ve bir ödül aldınız, Selanik’in sanat adına böyle bir girişim yapması hakkında neler düşünüyorsunuz? Festivalden biraz bahsedebilir misiniz?

N.K: Öncelikle Selanik geçmişiyle çok özel bir şehir. Benim bir eğitimci kimliğim var ve Selanik Osmanlı’nın eğitim başkentiydi. Atatürk’ün doğduğu şehir, yani benim için Selanik çok anlamlı bir şehirdi. Bir gün orada bir ödül almak gerçekten bir hayaldi. Akademik kuruldan, bir jüriden beni arayıp, seçildiğimi söylemeleri, yılın en iyi genç ressamı ödülünü size vermeye düşünüyoruz dediklerinde gerçekten çok gurur ve onur duydum. Gerçekten bu ödül benim için, aldığım diğer ödüller gibi çok değerli ve çok önemli. Selanik’te olması da öyle Bir de aynı zamanda ben örnek aldığım insanlarla aynı ortamda olduğum için çok mutlu oldum. Bir tanesi Sayın Bedri Baykam’dı, kendisi onur ödülü aldı. Sempozyum onur ödülünü Prof.Dr. Kemal İskender aldı. Bunlar küçüklüğümüzde hayal edemeyeceğimiz şeylerdi. Bir gün onlarla birlikte olmak, onlarla aynı işin içerisinde yer almak, onlarla bir ödül alabilmek gerçekten çok güzeldi. Ödül töreni çok başarılıydı, basın çok ilgi gösterdi, Türkiye’de ben çok güzel yerlerde rastladım. Haberlerde yayınlanması çok hoşumuza gitti. O sergide küratörlüğü yapan değerli Denizhan Özer’in elinden ödülümü aldım. Sergi alanımız Yunanistan’da yanında konser alanı, tiyatro alanı olan sosyal bir alanın içinde olduğu için, o gün konsere giden yüzlerce insan sergiyi de gezdi. Bu çok keyifli. Zaten Selanik Belediye Başkan Yardımcısı ressam, onun katkıları çok değerliydi. “Türkiye’de ne güzel işler yapılıyor”un içinin dolu olduğunu hissettim Selanik’te. Normalde böyle sergilerin izleyicisi çok az olur, Türkler birbirini ağırlar şeklinde olması gerekir, bu durumun tam aksi söz konusuydu. Benim Rodos’ta da bir sergim olmuştu geçen yıl, vali, belediye başkanı hepsi geliyor sergi açılışlarına. İnsanlar “sergi gezme” kültürünü mutlaka yaşatıyor.

 Yeni serginiz “Yeni Bir…” Den bahsedelim biraz da bu sergi de hangi temaları işlediniz? Seyirciyi nasıl resimler bekliyor?

N.K: Sergimde iyi kötü çelişkilerin yansımasını, göçler, cinsel kimliklere saldırı, kaotik insanlık durumlarını, masumiyet, özgürlük, aşk temalarını sorguladım. Eserlerimde yağlı boya ve akrilik tekniği kullandım, popüler kültür ikonlarını bu değerler ışığında yargılayıp ve kendi imgelerimle yeni bir dil ortaya çıkarmaya çalıştım. Avrupa’da çeşitli sanat fuarlarında sergilenmiş üç eserim ve ilk defa izleyici ile bulaşacak 22 tablom Galeri Eksen Balat’ta gezilebilir.

Son olarak, siz de genç bir sanatçı olarak, bu yolda ilerlemek isteyen genç sanatçılara neler tavsiye edersiniz?

N.K: Bizden sonraki nesil genç sanatçıların şansınız bizden daha çok olduğunu düşünüyorum. Çünkü eskiden böyle bir genç sanatçı düşüncesi yoktu, şu anda daha yaygın, insanlar genç sanatçılara yatırım yapmayı da seviyorlar. Rakip çok, ama şansımız var. Ama tabi ki şöyle de bir zorluğumuz var, sanat yapacak alan az. Hedef kitlemiz bir şekilde belirgin değil. Ekonomik krizlerin çok yaşandığı bir ülkede resim satmak da zor oluyor. Ama şu anda herkesin işi zor, bakkalın da işi zor, doktorun da işi zor bence. Yine de mücadelemize devam etmeliyiz.

Röportaj: Aslı Naz Avcı, Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat Yönetimi Bölümü öğrencisidir.

Fotoğraflar: Gizem Babaoğlu

Nebahat KARYAĞDI Hakkında

1983’de Antalya’da doğdu. 2001 ‘de Antalya Tic. Ve San. Odası Anadolu Güzel Sanatlar Lisesini (ATSOAGSL)bitirdi. 2005’ de Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümünü bitirdi.  2006’ da Anadolu Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsünde “Özel Öğrenci” oldu. 2016’da İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sanat ve Tasarım Fakültesi Plastik Sanatlar Bölümünde Yüksek Lisans programından mezun oldu. 2007’de ANSAN üyesi oldu. 2009’ da Unesco Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği (UPSD)ve Güzel Sanatlar Birliği üyesi oldu. www.sanatsalhaber.com da düzenli olarak sanat ve kültür yazıları yazmaktadır. Resmi ve Özel koleksiyonlarda çalışmaları bulunmaktadır.  2012’ de UNESCO Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği (UPSD) Yönetim Kurulu Üyesi olmuştur.

[Poetik Haber, Haziran 2016]

[Eleştiri Haber, Mayıs 2018]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here