Yeni Bir Yazar, Yeni Bir Kitap Eleştirmeni: Selcan Göçmen | Ali Fuad Başgil’in “Gençlerle Başbaşa” Kitabı Üzerine Yazdı

0
128

Selcan Göçmen

GENÇLERE BABACAN TAVSİYELER                         

‘Çalış, genç arkadaşım çalış’

Namerde muhtaç olmak, ölmekten beterdir.’

Kitabın kapağını açar açmaz omzumuza şefkatli bir el gibi dokunan bu cümle, kitap tanıtımına giriş mahiyetinde isabetli olur sanırım. Hatta ‘Gençliğini eğlenmekle geçiren, ihtiyarlığını ağlamakla geçirir.’ cümlesini de eklersem, sadece şefkatli bir el değil aynı zamanda babacan bir üslûpla da karşı karşıya olduğumuzun ipuçlarını görürüz. Kitap yayınlandığı andan itibaren (1.baskı 1949) pek çok kez basılmış, nesilden nesile okunmuş ve birçok insana rehberlik etmiştir Genç ya da usta herkesin kitaplığında bulunması gereken eserlerdendir.

Kitabın tanıtımına geçmeden önce merhum yazarın hayatından kısaca bahsedelim.

Yazar, 1893 yılında Samsun’un Çarşamba kazasında dünyaya gelmiştir. Kendisi tanınmış bir ailenin çocuğudur. İlk öğrenimini doğduğu yerde, orta öğreniminin bir kısmını İstanbul’da, son kısmını ise Paris’te tamamlamıştır. I.Dünya Savaşına yedek subay olarak katılmış Kafkas Cephesinde dört buçuk yıl cepheden cepheye koşmuştur. Askerlikten sonra eğitimine devam etmiştir. Grenable Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuş Paris Hukuk Fakültesinde doktora yapmıştır. İlk resmi görevi M.E.B. Yüksek Öğrenim Genel Müdür Yardımcılığıdır. 1930 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinde doçent olmuştur. Bir sene sonra aynı fakültede profesör olarak görevine devam etmiştir. Daha sonra çeşitli fakültelerde derslere girmiş en son İstanbul Üniversitesi Esas Teşkilat Hukuku Kürsüsünün Ordinaryüs Profesörü olarak binlerce öğrenci yetiştirmiş ve oradan da emekli olmuştur. Bu kadarla da kalmamış 1965 yılında milletvekili olarak seçilmiş ve vefat ettiği 17 Nisan 1967 yılına kadar bu görevde kalmıştır.

Kitap beş bölümden oluşmaktadır.

1.Bölüm: Muvaffak olma yolunun tehlikeleri ve düşmanları

2.Bölüm: Muvaffak olmanın şartları

3.Bölüm: Terbiyenin ruh ve karakter üzerindeki tesiri

4.Bölüm: Muvaffakiyet ve verimli çalışma

5.Bölüm: Çalışma hayatının ve umumiyetle muvaffak olmanın kanunları

1.Bölüm:

Birinci bölümde muvaffak olma yolunda tehlikeler ve düşmanları üzerinde durulmuştur. İlk düşmanımız ‘tembellik’tir. Yazar, tembelliğin şekilden şekle girerek insanı alt etmeye çalışan namert bir düşman olduğunu belirtir. Bu düşmanın adamına ve çağına göre girmediği kalıbın olmadığı üzerinde dururken tembellik üzerine örnekler verir.

İkinci düşmanımız ‘kötü arkadaş’tır. Kötü arkadaş bir gencin başına gelebilecek en büyük kötülüktür. Bu ikinci düşman dost ağzı kullanıp dost maskesi ile kendisine tembellikten daha çabuk bağlar. Arkadaş olunacak kimsede aranacak şartlar; çalışkanlık, dürüstlük ve iyilikseverliktir.

Üçüncü düşmanımız ise ‘kötü örnek’lerdir. Bu düşmanımız da diğer iki düşmanımız gibi tuzaklarla doludur. Kötü örnekler olarak; insanların gözünü boyayan, liyakatsiz, ahlak ve namus gibi değerlerle alay eden, kendini dünyanın merkezinde gören tipler olarak sıralamıştır. Burada bir de ‘ego centrisme’  ‘sırf kendini düşünürlük’ kavramından da bahsetmiştir.

2.Bölüm:

Bu bölümde muvaffak olma yolunda ilk şart olarak karşımıza ‘iradeli olmak’ çıkıyor. Onun karşısında ise gevşeklik, havailik, hoppalık, züppelik ve türlü türlü şekillerde kılık değiştiren düşmanlar sahnededir. Bu düşmanlar ancak irade denen silahla alt edilebileceklerdir. İnsan, zekâsı ve bilgisiyle değil ancak iradesi ile insandır. Yazar ayrıca iradenin yalnız insanı hayvandan değil, insanları da birbirinden ayıran ve aralarındaki kalite farkını ortaya koyacak yegâne ruhi kuvvet olarak tanımını yapmıştır. Hatta yazar, mutlu olmanın temel şartını iradeli olmaya bağlamıştır.

Bu bölümde irade üzerine çeşitli düşüncelerden bahsedilmiş; İrade nedir, İradeli olmak ne demektir,  bizim olan ve olmayan hareketler, refleksler ve otomatik hareketler gibi konular birer başlık altında incelenmiştir.

3.Bölüm:

Üçüncü bölümde, terbiyenin ruh ve karakter üzerinde etkisi olup olmadığına dair iki tez ortaya konulmuştur. Birinci görüş, terbiyenin ruh ve karakter üzerinde hakiki bir etkisi yoktur diyerek biraz kötümser bir tablo çizse de diğer görüş ‘bütün huylarımız fıtri değil, mükteseptir’ tezi ile daha iyimser bir yaklaşımı benimsemiştir. Yazara göre ise huylarımızın bazıları değiştirmek mümkünken bazılarını değiştirmek mümkün görünmemektedir. Çünkü huylarımızın hepsi ne aynı cinstendir ne de aynı sebeptendir. Bazıları fıtri ve bünyevîdir. Bunları ırsiyet (kalıtım) yolu ile taşırız. Bir kısım huylarımızı ise sonradan kazanırız.

Bu bölümde bir de karakter, mizaç ve huy gibi kavramların üzerinde durulmuştur. Yazar, karakter ve huy dendiğinde bir ferdi diğer bütün fertlerden ayırt eden ruhi ve manevi özellikler olarak tanımlarken yine aynı kavramları ırk ve millet gibi insan toplulukları için de ayırıcı bir vasıf olarak nitelemiştir. Öyle ya bir İngiliz’in mizacı ile bir Türk’ün mizacı asla aynı olamaz.

Yazar, ‘dini terbiyenin ve Allah sevgisinin huy ve ahlak üzerindeki paha biçilmez etkisine, tecrübe ve gözlemlerim arttıkça daha kuvvetle inanıyorum. Allah duygusundan ve sevgisinden uzak bir terbiye yalnız fayda ve menfaat düşüncesine dayanır. Fakat din terbiyesi karşılıksız ve ulvidir. Bu terbiye insanı yükseltir, iyiliği ve adaleti, hiçbir menfaat düşüncesine saplanmadan sevdirir ’ diyerek üçüncü bölümü bitirir.

4.Bölüm:

‘İrade terbiyesinin ahlaki ifadesi emek ve gayrettir’ alt başlığı ile dördüncü bölüme giriş yapılırken şu dikkat çekici cümlelerle ilk paragrafın temeli de atılmıştır:

‘İrade terbiyesi ve nefis mücadelesinin en ahlaki ve insani ifadesi ‘çalışmaktır’ Tembellik ve parazitlik her türlü ahlaksızlığın anası, çalışkanlık da temiz bir muvaffakiyetin, yüksek ahlakın, ruh ve beden sağlığının temel şartı ve en feyizli kaynağıdır.’

Verimli çalışmanın üç esaslı şartı vardır. Bunlar; bedenî, hissî ve aklî şartlardır. Çalışmanın bedenî şartı, sağlık ve sağlamlıktır. Hissî şartı, çalışmayı sevmek (günümüzde içten motive dediğimiz, çalışmaya istekli olma durumu)çalışmayı arzu etmek; aklî şartı ise çalışmanın usûlünü ve yolunu bilmektir.

Burada yazar yine babacan bir üslûpla okuyucuya bir uyarıda bulunuyor: ‘Çalışmanın değeri kemiyetinde (nicelik, miktar)değil, keyfiyetinde ve verimindedir’

5.Bölüm:

Yazar son bölümde her işin ve her mesleğin kendine has usûl ve yöntemleri olduğunu söyledikten sonra çalışma hayatının genel kanunlarını maddeler halinde sıralamıştır. Yetmişten fazla olan bu maddelerden bazıları şunlardır:

*Çalışmak için müsait gün ve saat bekleme. Bil ki, her gün ve her saat çalışmanın en müsait zamanıdır.

*Çalışmak için müsait yer ve köşe arama. Bil ki, her yer ve köşe çalışmanın en müsait yeridir.

*Bir günde ve bir zamanda yapman lazım gelen bir işi ertesi güne bırakma. Zira her günün derdi gibi işi de kendine yeter.

*Başladığın bir işi yapıp bitirmeden başka bir işe başlama. Yarıda kalan iş, başlanmamış demektir.

*Çalıştığın bir iş üzerinde herhangi bir güçlüğü yenmeden bir adım bile gerileme. Ve bil ki, yılgınlık, maskeli bir tembelliktir.

*Her şeyden evvel, ana dilini iyi konuşmayı ve iyi yazmayı öğren. İnsan için en faydalı olanı  kendi ana dilidir.

Kitap okunabilecek bir akıcılığa sahiptir. Yazarın kullandığı dil günümüze oranla biraz ağdalı bir dil gibi görünse de sözlük ilaveli baskısı işimizi kolaylaştırmaktadır. Kitabın yazıldığı tarihten bugüne başımızı çevirdiğimizde esasında sorunların da çözümlerin de aynı olduğunu görürüz. Geçmişten günümüze karşımızdaki en azılı düşman tembelliktir ve onu yenecek tek silah ise sağlam bir irade ve usûl bilmektir. MEB’in de tavsiye ettiği ve 100 temel eser içinde yer alan ‘Gençlerle Başbaşa’ adlı bu eser, yolumuza ışık tutacak parlak bir fener; yol boyunca bize eşlik edecek sadık bir dost gibidir.

{Eleştiri Haber, Aralık 2018}

Eğitimci – Yazar Selcan Göçmen

Selcan Göçmen Kimdir?

Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun oldu. İstanbul’da MEB bünyesinde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmenliği yapıyor. Kitap tanıtım yazıları ilk defa Eleştiri Haber’de yayınlanıyor…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here