Yeni Bir Şair: Şükran Kara’dan Güzel, Nitelikli Bir İstanbul Şiiri | Şiir Atlası

0
283

ŞÜKRAN KARA

KIRILABİLİR İSTANBUL

‘dikkat, kırılabilir…’

öylece orada meydanda o uzak yerde,

okunmamış bir mevlitten yayılan buhurla

minarelerden, mihraplardan, kutsanmış kederden

bizans’ın tanrı’dan çaldığı musikiydin

her sokakta büyük roma

büyük roma çığlıkları

 

içime doru atlarla koşan mısralarda

deniz bir yorgan gibi örterken seni

boynuma asılı bir şey gibiydin,

sorarım şimdi kaç güzel neyle avuttu seni

kaç şarap başını döndüren

firavun esintisi kadar keskin

 

kanuni’nin uğramadığı bir akşamdan

abdülmecit hüzünle yürüyordu beyoğlu’nu

böylece nerval’i üzüyorduk ben ve sen

dünyayı üzüyorduk tam o tarihte ikimiz birden

sen çarmıhta

ben şehvetsiz şarkıların nakaratında niçin

görünmüyordu tenha gözlerimde yakamozları bir denizin

niçin

ben kalkıp giden otobüslerde sadece kendimi yitirdim

önce aksaray’da iplik iplik dağılan ve sonra kapkaranlık

milyonlarca yüzde süprüntü havaları

ne olursa olsun, artık güzelliğindeyim

çıplak ayakların sofya’sı aya bakan güneş

fetret çoğaltan otellerden aheste aheste

istiklal’e uğramış yorgo’nun sulieti

 

sultanlığımda bir resimdin

öylece orada meydanda o uzak yerde

herkesin gidecek bir bahçesi yıkanacak elleri arasında

herkesin elmaları arasında ve susamış şarkılarda şehvetli

istanbul istanbul nakaratı

 

müzmin aşkı emziren bir yolculukta sevgilimin

gültepe’ye çalardı gözleri

ve elleri kuştepe’de sonsuzluğun karanfili

şu kokladığı misk bensem

şu gördüğü işçi çocuğu, gece dört vardiyası

şu gördüğü Kapalıçarşı  elleri kelepçelenmiş..

kapalıçarşı dedim dilimi yolmasın diye denizin dibi

galata’ya munis bir esinti gönderdim.

 

ne zaman öksürsem el pençe

babam bir çığlıktır viyana’ya bakan pencereden

annemse gecenin koynuna oturmuş yalnızlık

şu mavilikteki yorgun balık, kızkulesi’nde dinlenir

ve sultanahmet’teki namaz nasıl da tatlı

kilisede yakılmış bir mum nedense ayasofya

çocuklarını sürüyerek ellerini sürüyerek ellerini sürüyerek

dilimi annem aldı gözlerimi babam

vücudumda istanbul’un bin bir sülieti

 

bir kadın biliyorum

gözleri dört mevsim istanbul çağrısı

bir adam biliyorum haliç’te bir balık türküsü

ve kadının elleri beyaz güvercin haliç’e süzülür

ve adamın elleri kanatlanmış istanbul sarar güvercini

 

canımı ıslatırdı bir gemi terk ederken denizleri

mahyalar ürperirdi rüzgarda, ben bir kadın,

suya dokunurken etim, gözlerimde yaş

çünkü içimdeki intihar kıpırtısını

alevlendirirdi boğaz köprüsü

çünkü ne zaman bir evlilik düşünsem ortaköy küskün

anadolu hüznüyle annemin yetimliği

başıma vurulmuş tel örgüsü yazgı

 

ezgilerimi semiren tarihler biliyorum

yüzümde mehter, ben o zaman adam olurdum

ve o zaman tamburdan konuşurdu hüzün

çünkü bir şair serseriliği aşındırarak,

bir şair şakıtarak heybemde

yüzüme, gölgeme bulaşırdı yedinci tepen

ve şimdi sen gerdanıma takılıyorsun güzelim

ilmik ilmik kemend kemend çoğalan ellerinle

 

sultanlığımda bir resim

öylece orada, meydanda, o uzak yerde

herkesin gidecek bir bahçesi, yıkanacak elleri arasında

herkesin elmaları arasında ve şarkılarda şehvetli

istanbul, istanbul nakaratı

 

susuyoruz senle ben

bir dervişin sonsuzu gibi

sükunumuzda gergef, sükutumuzda çığlık!

hece hece bir ressam çiziyor sözcükleri:

sen se-vi-lir-sin

so-luk-suz kal-mış bir pa-pat-ya-da!

sen durmadan…

 

şimdi usuldan tutturduğum türkünün en başını

gösteriyor takvimler, milatsa milat

açılın gidiyor bizans

ben geliyorum istanbul, rahat!

Şükran Kara Kimdir?

Şair. 1986 Hatay doğumlu. İstanbul üniversitesi Coğrafya bölümü yüksek lisans mezunu. Milli Eğitimde öğretmenlik yapmaktadır. Şiirleri 2005’ten itibaren Varlık, Hece, Mortaka, Edebiyat Ortamı, Kuyudaki Koro gibi çeşitli dergilerde yayınlanmıştır. Kırılabilir İstanbul Şiiri ilk defa Eleştiri Haber’de yayınlanıyor…

{Bu şiir yalnızca www.elestirihaber.com ‘da yayınlanmaktadır.}

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.