Yeni Bir Kitap Tanıtım Yazarı: Rahime Kösem Alcan | “Yaban” Romanı Üzerine Yazdı…

0
401
Foto: Rahime Kösem Alcan

Rahime Kösem Alcan

Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Yaban” Romanı Üzerine Değiniler

Herkese mutlu, huzurlu günler dilerim. Eskiden okumuş olduğum, Edebiyatımızın çok önemli klasik eserlerini yeniden okuma listeme alınca gördüm ki; her dönem farklı bir hazla ve idrakle okuma deneyimi yaşıyorsunuz. Bu nadide eserlerin okudukça zenginleşen, okuduğunuz dönemlerde de size farklı katkıları olan özellikleri oluyor. Sanırım Edebiyatımızın klasik değerleri arasına neden girdiği de böylece anlaşılmış oluyor. Değerli Yazar Yakup K. Karaosmanoğlu’nun hakkında o kadar güzel sözler yazılmıştır ki: bizlere sadece okuyup onaylamak düşer.

Önce Yakup Kadri’yi tanıyalım:

Yazar, 1885 yılında Kahire’de doğmuş, çocukluğu Manisa’da geçmiş, İzmir’de okumuş, daha sonra İstanbul’da yaşamaya başlamıştır. Hukuk Mektebine girmiş, değişik dergi ve gazetelerde yazmaya başlamış; bir dönem Schopenhauer, Nietzsche, İbsen gibi yazar ve düşünürlerden etkilenmiştir. İkdam’da köşe yazarlığı yapmış, Kurtuluş Savaşının en zorlu yıllarında Ankara’da bulunmuş, bizzat şahit olduğu Kurtuluş Ruhu onun sosyal gerçekçiliğe geçişine neden olmuştur.1934 yılında Elçilik görevine atanmış, bu arada Manisa Milletvekili olmuştur. Kurtuluş Savaşı gözlemlerinden ve Meclis’te Anadolu Mezalimini Tahkik Komisyonunda görevlerinden yararlanarak Yaban adlı eserini yazmıştır.

Kendisinin önsözünde yazdığı gibi; ilk başta köylüler hakkındaki fikirleri soğuk rüzgârlar estirir gibi olsa da romanın ruhunun derinliklerine indikçe bunun böyle olmadığını, asıl eleştirisinin ve şikâyetinin kendini aydın sanan insanlara olduğunu anlıyorsunuz. Yazar romanında, Anadolu’nun ne derece ihmal edildiğini ve kendi haline bırakıldığını anlatıyor. Kurtuluş savaşının o çetin günlerini ne güzel ne etkili yazmış. Tüm varlığınızla olayların içinde hissediyor ve neredeyse romana girip bir fayda da benden olsun diyesiniz geliyor. Bu vatan çok zor şartlarda ve harika bir ruhla kazanılmış, bunu tüm gerçekliğiyle anlıyor, kavrıyor, hissediyorsunuz…

Foto: Rahime Kösem Alcan

Kitabın 110. Sayfasından alıntı yapacak olursak: “Mütarekenin ilk günlerinde, bana bir tanıdık diyordu ki; Ne bu zırhlılardan ne bu ordudan, ne sokak başlarındaki bu makineli tüfeklerden korkuyorum. Beni korkutan şey, kendi aramızdaki anlaşmazlıklar, kendi aramızdaki nifaklardır. Bizi asıl bu mahvedecek…”

Sonra sözü Türk Aydınına, onun kibrine ve sorumsuzluğuna getiriyor:

“Bunun nedeni, Türk aydını gene sensin! Bu viran ülke ve yoksul insan kitlesi için ne yaptın? Yıllarca, yüzyıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa haline katı toprak üstüne attıktan sonra şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun. Anadolu halkının bir ruhu vardı, nüfuz edemedin. Bir kafası vardı aydınlatamadın. Bir vücudu vardı besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı! İşletemedin…”

Bu minvalde devam eden roman, ilerleyen sayfalarda düşmanın, Anadolu’nun ruhunu anlamayışına gönderme yapıyor:

“Düşman eski haritalar üstünde Ankara adını taşıyan kerpiçten şehre girebilir. Onu, bir-iki gülle ile tarumar edebilir. Fakat aynı adı taşıyan ruha nasıl el uzatabilir? Onu nasıl zapt eder? O ruh bugün burada ise yarın orada esecektir. Öbür gün bir fırtına haline girip kendisine daha yüksek, daha yalçın bir tepe bulacaktır. Orada gürleyecektir. Eyvahlar olsun, bu gerçeği şimdiden hissetmeyenlere. Bunlar kafalarını taştan taşa çarpacaklardır. Bunlar, sarp yokuşlarda yollarını şaşıracaklardır…”

Yakup Kadri’nin Yaban romanı Ankara şehri merkezinde Kurtuluş Savaşının ruhunu anlayıp kavramak için birebir ayna-roman. Bir yansıtıcı…

Kurtuluş Ruhunu yeniden hissetmek isteyen Eleştiri Haber okurlarına önemle öneririm…

[Bu yazı ilk defa www.elestirihaber.com ‘da yayınlanmaktadır, Ocak 2019]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.