Yeni Bir Dergiden Gelen Ses; “O Mahur Beste Çalar…”

0
867

Çetin Tokay

Yeni Bir Dergiden gelen Ses; “O Mahur Beste Çalar…”

İlk sayısı Aralık 2016’da yayınlanan Kültür Sanat Edebiyat dergisi Mahur Beste adını aldığı o romanın manevi muhteviyatına uygun bir şekilde kurgulanan içeriği ile edebiyat dergiciliğinde hep savunduğum akademik makale (inceleme) ile amatörce uğraşılan ama sevgiyle üretilen öykü – şiir – deneme yazılarını (yazarlarını) bir araya getiren yeni bir dergi.

İlk sayısındaki acemice hataları (biçim ve içerikte) hemen ikinci sayısında gidererek şimdiden dördüncü sayısının özel konusunu belirledi bile! Dergiye adını veren eser ve onun yazarı; Ahmet Hamdi Tanpınar. İlk iki sayının dosya konuları ise Behçet Necatigil ve Selim ileri idi. Ayrıca ikinci sayı hazırlanırken aramızdan ayrılan değerli hocamız Orhan Okay’ı  anma yazılarından oluşan ikinci bir anmalık özel bölüme yer verildi.

İlk sayısı 64, ikinci sayısı 96 sayfa olarak hazırlanan dergide özellikle akademik ön sıfatlı yazarların (diğerleri de ya doktora, yüksek lisans ya da Türk Dili veEdebiyatı Bölümü mezunu) sayısı ve katkısı dikkat çekiyor. İmtiyaz sahibi ve Genel Yayın Yönetmenliğini İsmail Turan’ın, Yazı işleri Müdürlüğünü Zeynep Rana’nın üslendiği dergi yılda dört kez mevsim adı peroduyla yayınlanacak.

İlk sayının özel konusu ölüm yıldönümünde andığımız Behçet Necatigil. Bu bölümün yazarları; Prof. Dr. Namık Açıkgöz – Behçet Necatigil’in Sokağı, Araştırma Görevlisi Fahri Kaplan – Modern Şairden Klasik Şaire Özgün Bir Bakış, Bilgin Güngör – Behçet Necatigil ve Şiirde Söylemsel Genişleme, Sibel Güldü – Behçet Necatigil ve Ölüm. Diğer akademik makaleler (inceleme) ise şunlar; Yard. Doç. Dr. Ali Tan – Türk Dilinin Gelişim Alanları, Ozan Kolbaş – Klasik Osmanlı Edebiyatının Temel Kaynakları, Emine Asya Kızıltaş – Özbekistanlı Şairlerin Üstadı Çağatay Edebiyatının Önemli Kadın şairi Cihan Atın Üveysi, Doç. Dr. M. Abdullah Arslan – Mehmet Akif’in Hayatından Örnekler, Yard. Doç. Dr. Erdoğan Uludağ – Füzuli ve Aşk, Engin Elman – Pamuk Şekeri Aşklar: Karemela Şiiri, Arş. Gör. Buket Kalaycı – Uzun Bir Serüvenin Kısa Yolculuğu: Osmanlı Türkçesine Dair… ve bir de Deneme yazısı Prof. Dr. Hasan Boynukara – Oku da Büyük Adam Ol Yavrum. Hemen burada ikinci sayının inceleme ve deneme yazılarını da göz önüne alarak şöyle bir değerlendirme yapmamız gerekiyor. (mu?) Derginin yayın amaçlarından biri İnceleme ve Deneme yazılarına yer vermek. (İkinci sayıda Makale formatı da devreye giriyor) Peki ama İnceleme üst başlığının altını doğru doldurabiliyor muyuz? Bu tip akademik veya değil  yazılarla ilgili küçük bir uyarım olacak. Özellikle kitap (roman) tanıtımı ile kitap (roman) incelemesi birbirine karıştırılıyor! Mahur Beste dergisi editoryal ekibi de bu hataya düşmüş. Kitap incemesi olarak sundukları yazı bir tanıtım yazısı aslında. İnceleme başlığı altında değerlendirilecek yazıların çok başka bir sistematik içinde el alınması ve işlenmesi gerekiyor. Bu bakışla örneğin M. Abdullah Arslan’ın her iki sayıda da yer alan “Mehmet Akif’in Hayatından Örnekler” adlı yazısı bir inceleme yazısı değil bir anektodlar derlemesidir. Birinci sayının diğer incelem yazılarının böyle bir başlık içerik uyuşmazlığı yok ama onlarda da başka bir sorun var (mı?) Genel Yayın Yönetmeni’nin ilişkileri, tanışıklıkları, hatıra binaen istekleri (ki dergicilikte yazı istemenin manevi eksenini teşkil eder) sonucu oluşturulan içerikte ( özellikle ilk sayıyı çıkarmanın gerilimi ve heyecanı ile) genel olarak edebiyat dergisi okurunun pekde ilgi duymayacağı, Türk Dilinin özel mevzularına yönelik yazılar hocalarından toplanmış ve derginin içeriğinde önemli bir yer (sayfa olarakta) tutmuş. Bu makaleleri okumak en azından Türk Dili eğitimi almayanlar için kısa bir bilgilendirme olarak faydalı oluyor mudur, yoksa okunmadan geçilen ölü yazılar/sayfalar olarak mı kalmaktadır. Bu durum beni “olmuş ile olmamış” arasında tereddütte bıraktı.

Her derginin olmazsa olmazı iki tür vardır: Öykü ve şiir. Bu derginin  iki sayısının öykücüleri de şu isimlerden oluşuyor;  1. Sayı: Demet Haksever, Osman Koca, Gülnaz Eliaçık, Onur Öztürk, Mehmet Açıkgöz, Kevser Evser. 2. Sayı: Eda Tezcan, Yılmaz Yılmaz, Osman Koca, İsmail Döver, Hande Nur Orhanoğlu. Dikkat edileceği gibi Osman Koca dışındakiler değişmiş.

Şiir yazanlar ise 1. Sayıda 15 isim ki bunların 9’u hanım şairlerdir. 2. Sayıda ise bu oran 7/3 erkeklerin lehine dönmektedir.  İlk sayıda şiiri yayınlanan İsmail Turan, Hatice Kübra Öktem ve M. Kaaan Büyükservi ikinci sayıya da şiir vermişler.  İki sayıda yayınlanan 25 şiirin imge dünyası, tekniği hakkında yetkinliğe sahip olmadığımdan bir şey söyleyemeyeceğim. Şiirden anlamadığımı daha önce de belirtmiştim.

Gelelim ikinci sayıya. Daha bir derli toplu hale gelmiş olan ( kapak ve iç sayfa tasarımının değişmesi, başlıklar ve yazar adlarının belirginleşmesi, iç görsel kullanımının aşırılıktan arındırlması gibi…) ikinci sayının dosya konusu bu yıl 50. sanat / yazarlık yılını kutladığımız Selim İleri’nin seçilmiş olması dergicilik deyimiyle “cuk oturmuş” bir karar ve uygulama olmuş. İlk sayıya göre daha iyi ve doyurucu yazılarla kotarılmış bir özel bölüm var karşımızda. Toplam 18 sayfada 7 isim Selim İleri hakkında yazmış. Bu sefer akademisyen sadece bir. Doç Dr. Oktay Yivli – Selim İleri ve Anlatmanın Hazzı. Diğerleri; İbrahim Yardımcı – Kalabalığın Ardındaki Hüzün, Şeyda Koç – Yalnızlığın Çoğalan Sessizliği, Derman Burcu Çetin – Selim İleri’nin ‘Gelinlik Kız’ Öyküsü Üzerine, Ceren Akgün – Telaşlı Bir Kalabalık İçinde Yalnız Bir Yazar, Kevser Evsar – Selim İleri’de İmgelerin Hüzün Şarkısı: Ayışığı (Şair yönü ve şiir kitabı hakkında), Ayla Yılmaz – İşte Bir Gün Daha Hatıra Oldu.  5/2 oranında hanım yazarların ağırlığı acaba “Hüzün, Sessizlik, Yalnızlık, Hatıra” temalarının ve Selim İleri’nin yazınsal dünyasının hanımlara daha mı yakın gelmesinden kaynaklanıyor?

İnceleme başlıklı yazıları bu sayıda içeriğine oturmuş. Tek olmamış  örnek Kübra Kılın’ın “Nar Ağacı Üzerine” yazısının  bir incelem değil kitap tanıtımı olması.

Orhan Okay hocamızı anma bölümüne gelince; öncelikle bir hususa değinmek zorundayım ki aslında her edebiyat dergisinin yapması gereken ama sağcı /solcu ayrımı kültürel zehirlenmesi (ideolojik zehirlenme bu yazının konusu değil) nedeniyle “O bizden değil!” mantığıyla boşverdiği bir anmayı, bir edebiyat tarihi ve incemesine vefa borcunu yerine getirmiş olmasından dolayı Mahur Beste dergisini özel olarak kutluyorum. Kısa sürede (vefatı 13 Ocak 2017) kızı Yeliz Okay ve hocamızla çalışmış, öğrencisi olmuş sekiz akademisyen ve bir öğrencisisinden hoca ile ilgili anılarını anlattıklarına yer verdikleri, onun vasıflarını ve değerini anlattıkları birer yazı alabilmek (yazdırabilmek) başlı başına bir dergicilik başarısı olsa gerektir.

Sonuç olarak amatörce ama heyecan ve şevkle ve sorumlu ciddiyetle Anadolu’dan yükselen (şimdilik mırıldanan diyelim) bu Mahur Beste’ye kulak vermenizi ve dikkatle takip etmenizi dilerim. Biliyrum ki büyük kentlerde malum dergi satan kitapçılarında bu dergiyi bulamayacaksınız. Onun için hem maddi olarak yayınına destek olabilmek hem de belki bir gün sizin de yazınızın yer alabileceği bir dergiyi yaşatabilmek için abone olun isterim.

Eleştiri Haber

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here