Yeni Bir Anlatıcı: Cesur Gültekin | Kapan | Hikaye Atlası

0
317
Cesur Gültekin

Cesur Gültekin

KAPAN

Rüyamda dedemi gördüm. Bir incir ağacının altında oturmuştu. Elini yukarı kaldırıp bana şöyle dedi: ”Şu incir ağacının dalından bir sigara yak da bana ver.”

İçimden ”Bu, imkânsız, ancak dedeme hayır diyemem. Bana kalbi kırılabilir” diye düşündüm.

”Tamam” dedim. Ağacın dallarını incelemeye başladım. Dedem de bana dikkatle bakıyordu. Uygun, kısa bir dal görüp çekiştirmeye başladım. O esnada uyandım.

O gün telefonum çaldı. Kaynım şöyle dedi: ”Sana köyde bağlar, bahçeler versek, ev versek gelir misin?”

”Kim istemez ki” dedim.

”Böyle bir şeyi düşünür müsün?” dedi.

”Tabiki düşünürüm” dedim.

Eve gittiğimde, eşim ”Keşke telefonda böyle konuşmasaydın, yarın köye taşınıyoruz, kardeşim kamyonetiyle geliyor” dedi. “Ben lafın gelişi böyle söylemiştim” dediysem de ”Artık ok yaydan çıktı” dedi.

Ertesi gün, kaynım kamyonetiyle geldi. Neye uğradığımı şaşırmıştım. Köyü ziyaret etmek isteyen baldızın oğlu da bizimle geliyordu. Yola çıktık. Yolda giderken, baldızın oğlu “senin sonun sokaklarda ölmek ” dedi.

Sustum. Acı acı gülümsedim.

Ortada ne bağ bahçe, ne de ev vardı. Bunların bir bildiği vardır diye seslenmedim. Eşyalarımız depoya konulmuştu.

Köyde kaldığım süre içinde herkes beni evine çağırıyor, sohbet esnasında bana incir veriyorlardı. Sürekli beni evlerine çağıran köylüler, tabak tabak incirler veriyorlardı bana. İncir ağaçları altında oturup yayla rüzgârı eserken tütün tabakasını çıkarıp sigara sarmak, artık alıştığım görüntülerdi. Rahmetli dedemin rüyamda bana söylediği söz aklıma geliyordu:

”Şu incir ağacının dalından bir sigara yak da bana ver ”

Eşim, ”Burdan gitmeliyiz” dedi. ”Kış gelmeden buradan gitmeliyiz, yoksa yuvamız yıkılacak…”

Sakince, ”Daha kışa çok var ”dedim.

”Anlamıyorsun, seni kovmamı istiyorlar” dedi.

”Onlara karşı tek başıma seni savunuyorum…”

Bir incir ağacının altında oturup tütün tabakasını çıkardım. Rüzgâr esiyor, duman ile gözyaşlarım havada birbirleriyle yarışıyordu. Kaynım, ocağıma incir ağacı dikmişti.

İlçeye en son gittiğimde her zamanki gibi bir boyacı dükkânına takıldım. Çok geçmeden bir müşteri geldi.

”Köyde iki katlı evim var. Boyanacak. Fiyatta anlaşırsak yatıya kalman gerekiyor” dedi. Fiyatta anlaştık. Boyaları dükkândan satın aldı. Hemen yola çıktık. Dağların, tepelerin ardında, yeşillik içinde güzel bir köydü. Elma ağaçlarıyla doluydu. ”Canın elma çekerse bize sormana hiç gerek yok, istediğin kadar koparıp yiyebilirsin” dediler. Kırmızı elmalar, dallarında çok güzel görünüyorlardı. Ancak, kaynımın beni düşürdüğü tuzak yüzünden bende iştah kalmamıştı. Belki cennette bile olsam yüzüm gülemezdi. Sürekli kaynımın telefonda söyledikleri aklıma geliyordu:

“Köyde sana bağlar bahçeler versek, ev versek gelir misin?”

Sonra eşimin benim için onlarla yaptığı tartışmalar…

Tepemde uçan kartal dikkatimi dağıtırken, bülbüllerin ötüşüne artık kulak veremem. Sırtıma saplanmış bir hançer varken, gülleri koklamak için eğilemem. Çığlıktan korkunç bir sessizlik istiyorum. Kelimeleri aşan bir sessizlik… Kanatlarım olmalı sessizlikten. Beni esir eden bütün tanımların ardındaki manaya uçuran…

Çalışmaya başladım. Önce odaları astarladım. ”Bu köyde, bir kişi bile sigara içmez” demişlerdi.

Bir gün de ”Sana telleme yapacağız” dediler. Telleme, sütü bir cins ağacın incecik dalıyla sürekli çırparak elde edilen, yoğurt ile süt ortası kıvamda bir şey oluyordu. Kadınlar, baktım ki, ağaç çubuğuyla sürekli sütü çırpıyorlardı.

Ev sahibinin kaynanası, bir sabah bana şöyle dedi: ”Gel, küçük suya gidelim birlikte. Orası bizimdir. Ağaçlar, su, her şey var… Çok güzel bir yer… Senin için değişiklik olur. Fazla uzak değil. Bak , şu tepenin ardında”

Patika yol, tepenin ardına doğru kavis çiziyordu. Parmağıyla işaret ettiği tepenin bitiminde bir ağacın yarısı görünüyordu. Bende yaşama sevinci kalmamıştı. Belki de kadın bu durumu gözlerimden okumuştu. Bir doktorun, kalbi duran hastaya kalp masajı yapması gibi, yaşama sevincimi canlandırmaya çalışıyor olabilirdi. Ancak, bu tahminim, yanlış olabilirdi. Niyeti neydi? Merak ediyordum. Ancak, kafamdaki soruların yanıtını öğrenebilmem için onunla gitmem gerekiyordu. Bunu da göze alamıyordum.

”’Yoo sağ ol, gelemem. İşim var… Boyanacak odalar var, yoksa gelirdim” dedim.

”Yarın yaparsın işlerini” dedi. Baktı olmuyor, tek başına küçük suya doğru yola koyuldu.

Benim kalbimde bir kötülük yoktu, ancak tepenin ardındaki ”Küçük Su” denilen yere ona eşlik etmemi isterken, dedikodu olayını neden göz ardı etmişti? İşin bu kısmını bir türlü anlayamıyordum. Birlikte gittiğimizi görenler acaba ne düşünecekti? Bilemiyorum…

Ertesi sabah yine ısrar etti. ”Haydi gel benimle. Küçük Su’ya gidelim birlikte”

Yine ”işim var ”dedim. O da ”yarın yaparsın”dedi yine. Kabul etmedim.

Eğer kadının davetini kabul etseydim, yakınları onunla tartışabilirdi. ”Elin adamıyla dağda, bayırda ne tutuyorsun sen!?” diyerek ona bağırıp çağırmayacaklarının garantisi yoktu. Onları yeterince tanımıyordum.

”Aaa.. boyacı yok olmuş, anam da yok. Bunlar kesin birbirlerini kaçırdılar!”

”Pompalı tüfeğimi getir. Fazla uzaklaşmış olamazlar! ”

”Lütfen ateş etme. Biz sadece gezintiye çıkmıştık! ”

”Sen onu külahıma anlat.”

Bu sahneleri gözümün önünde canlandırıyordum. ”İyi ki onunla gitmemişim”diyordum. Kaynım bana iyi bir ders vermişti. “Hiç bir şey göründüğü gibi değildir” diyordum. “En yakın akraban bile olsa, fazla güvenme. Dizginleri ele geçirdiğinde, potansiyel bir düşman olabilir” diyordum.

Güçlü bir duruşu olmayanı, pişecek olan et için asla ortak yapmazlar. Onu sadece mangal kömürü olarak kullanırlar. Acı çeken bir insanın bakışları keskinleşir, tehlikelere karşı dikkati artar, önsezileri güçlenir. Her ihtimali hesaplar. Yaşamı biraz daha ciddiye almaya başlar. Bazen bir musibet bin nasihattan iyidir.

Kadın iyi kalpliydi, ancak düşündüğü şeyin nasıl sonuçlanacağını tahmin etmiyor olabilirdi.

Kavunlar getirmişlerdi.

”Dikkat edin” dedim. ”Kavun kokusuna akrep gelir.”

Sabah uyandığımda yayla rüzgârından donup kalmış bir akrep, yatağımın dayalı olduğu duvarın tavana yakın köşesinde duruyordu. Kapının üst tarafından girdiğinde yayla rüzgârıyla donup kaskatı kesilmişti. Akrebi öldürdüm. ”gördünüz mü? Size dememiş miydim?” dedim…

Özellikle o sabah rüzgâr bir başka şiddetli ve soğuk esiyordu. Dış cepheyi boyamak için dışarı çıktığım anda şapkam uzaklara uçup gitti…

Benim gelmemle sanki evlerine bereket geldiğini düşünüyorlardı. Bir buzağı dünyaya geldi. Beni çok sevdiler. Konuştuğumda sanki televizyonda haberleri izliyorlarmış gibi beni pür dikkat dinliyorlardı. Bir sabah kahvaltı yapıyorduk. Sofranın başındaydık. Beni Küçük Su’ya çağıran kadın, birden ağlamaya başladı. Ağlarken ”Yavruuum, yavruuuum..”diye ağlıyordu. İçimden ”Kim bilir hangi kızı için ağlıyor” diye düşündüm. Ancak, sonra dikkat ettim ki, bana bakarak ağlıyordu. Ona, hayat hikâyemden küçük bir kesit anlatmıştım sadece… Demek ki, birazcık daha anlatsaymışım, neler yapardı kim bilir? Nur yüzlü, melek kalpli, saliha bir insandı.

Oradan ayrıldığımda çok üzüldüler.

Ayrıldığım zamanı hatırlıyorum. Yan odadan sesler geliyordu. Ev sahibi adamın kız kardeşi şöyle diyordu: ”Aaah! Ona kavun vermedik, içimde kaldı”

Neredeyse ortaya çıkıp ”Üzüldüğün şeye bak. Kendini üzme böyle şeyler için. Boş ver” diyecektim. Kendimi zor tuttum.

Köye döndüğümde, bizimki çok öfkeliydi. ”Burdan gitmeye niyetin yok galiba” dedi. ”Kış gelmeden gidelim buralardan. Kışın boya da yapamazsın. Buralara sürekli kar yağacak. Bizimkiler seni linç etmeye kalkar. Onları şimdi bile zor durduruyorum” dedi.

Bir incir ağacının dibine oturdum. Tütün tabakamı çıkardım. Ve gökyüzüne bakıp

”Allah’ım sen yardım et ” dedim.

”Sensin her şeyi anlamlı kılan Ya Rabbi” dedim.

”Sen olmasan, karanlık kuyuların dibi ışıldamaz ki ” dedim.

 

Cesur Gültekin Kimdir?

Cesur Gültekin

1965 Yılında Mardin’de doğdu. Liseyi Mardin’de bitirdikten sonra Dicle Üniversitesi Biyoloji Bölümünde okudu. Çeşitli dergi ve gazetelerde öykü, deneme, karikatür ve şiirleri yayınlanmıştır. Evlidir. Anlatısı ilk defa Eleştiri Haber’de yayınlanıyor.

[Eleştiri Haber, 11 Ekim 2018, Perşembe]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here