“Yahya Celep Soğukta Kar Yağarken” | Şiir Atlası | Mustafa Nurullah Celep

0
274
Şiirin Yayınlandığı Dergi: Değirmen, S: 33-34, 2012

Mustafa Nurullah CELEP

YAHYA CELEP SOĞUKTA KAR YAĞARKEN

barbarlığa özlemli, doğallıkla..

 

bekar evlerinde, sokakta, ıstanbulda

yokuştan aşağıya inerken salacakta

düş kurdu bir arabam olsun istedi, lodosleyin orada

merdivenden çıktı, otobanda yürüdü

düş kurdu, bir evim olsun dedi

 

bekar evlerinde, sokakta, ıstanbulda

nemli odalardan, sayrı odalardan

etinden tırnağından artırarak alarak

tıka basa doldurduğu buzdolabından

bekarların şöleni sofralardan geçerek

mercimek çorbasından, tarhanadan, menemenden

kışlada sinek kaydı, kışlada tenis kordu

üsküdarda ido, kadıköyde bilet gişeleri

hakkını gaspeden şirketler patronundan nefret etmedi.

 

bekar evlerinde, sokakta, ıstanbulda

halı sahada deli fişek topçuların kralı

657gillerden fırtınanın oğlu

657gillerden bileği bükülmezlerden yani

bir ömür emeğinin türküsünü çağırdı

konyanın gülünü söyledi şen şakrak

neşeli günlerinde

korkunç kıvrak dans ederek top koşturdu sahada

iyilikten bir anıt dikti, somut bir anıt

iyilikten iyiliğe koşarak, iyilerden olarak, iyilerle

saf tutarak

korkunç anıtını dikti iyiliğin.

 

bekar evlerinde, sokakta, ıstanbulda

bir ömür koşturarak

geldi durdu seccadenin kıvrımında el açtı dua etti

ruhuyla Anadolu’nun

Peygamberin ruhuyla

Kitab’ı okudu, halasının yanında

babasının ruhuyla

Kitab’tan yana çarptı kalbi, somut

bir taşı kavrar gibi kavradı hayatı

gözyaşıyla uyandı kabus dolu uykudan

ruhuyla babasının

babasının ruhuyla.

 

bekar evlerinde, sokakta, ıstanbulda

berberlerle konuştu, tıraş oldu sinek kaydı

tirenlerin kurdu oldu, vapurların sakini

babaevine dönmenin tarihini

tarifelerden öğrendi

otobüsler el yakardı tirenlere yöneldi.

 

bekar evlerinde, sokakta, ıstanbulda

düş kurdu, bir eşim olsun istedi

düş kurdu korkunç mantığını kavradı hayatın

düş kurdu ama kurdu olmadı insanın

anıtlar anıtlarla yüceldi, bir eşim olsun dedi

bir eşim olsun dedi hayatın ortasında

toparlayıp kendini bir eşim olsun

neşeden, sevinçten, iyilikten bir eşim

eşiyle sadakatin özüne indi.

 

poşetlerle döndü evden

evlere poşetlerle döndü.

 

maltepede ev kurdu yıldızlarla döşeli

maltepede ev kurdu seza ile bezeli

yengelerin güzeli.

 

özüyle gürleşti iyiliğin iyiliğin gürüyle

soğukta, kar yağarken, baba evinde

soğukta, kar yağarken, baba evinde, baba

maltepede baba, karapınarda

tirende, vapurda, otobüslerde

marketlerde, süper marketlerde, hiper marketlerde

bakkalda, yürüyen merdivenlerde

okulda, trafikte, servis arabalarında

atm’lerde bedestenlerde

durakta, alt geçitte, üst geçitte, metroda

bir ömür koşturarak

çırpınarak çırpınarak.

 

düş kurdu bir işim olsun istedi

okula yayan yürüdü, parasızlıktan

okullara yürüdü, işlere, pazar yerlerine

çorap sattı, parasızlıktan

elma sattı umrede, parasızlıktan

özüyle gürleşti iyiliğin, iyiliğin özüyle.

 

cüzdanını çaldırdı güpegündüz sokakta

çantasını çaldırdı kış günü istasyonda

korkunç anıtından habersiz, çantasını çaldırdı

hayata yılmadı, sahalarda koşturdu, 657li

hayata yılmadı, hayattan yılmadı, hayatta yılmadı

sakatlanmadığı günü günden saymadı.

 

bostancıda iş kurdu, okul bahçelerinde

çocukları gülerek karşıladı, törenlerle taçlandırdı, onların

hayatını, madalyayla kupayla.

 

endişesi insanca, sevince insanca, umudu insanca

hafız ahmet’in oğlu yahya celep’in.

[Değirmen Dergisi, 2012, sayı: 33-34]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here