Vakit Nakittir | Lütfi Bergen | Düşünce

0
237
Mütefekkir Yazar Lütfi Bergen

Lütfi Bergen

VAKİT NAKİTTİR

Weber, “Protestan Etik ve Kapitalizmin Ruhu” kitabında püriten düşünür Benjamin Franklin’den şu sözü aktarır: “Unutma ki vakit nakittir… kredi paradır… paranın doğurgan tabiatı vardır… iyi bir ödeyici, herkesin cüzdanının efendisidir.”

Protestan etik, dini söylemleri dünyevileştirerek (sekülerleştirerek) yeniden dinileştiren bir tasavvur kurmaktadır. Bu nedenle kapitalizmin dünyevî gibi algılanan söylemlerinin altında yine dinî bir öz’e bağlılık vardır. Ne yaparsak yapalım dinî olandan kurtulamayız.

Franklin’in “kredi paradır” beyanını materyalist bir zihniyetle okumayalım.

Nasıl okuyalım?

Selda’dan dinlemekten haz aldığım “Erler Demine Destur Alalım” ilahisi sözlerindeki gibi okursak ilahide geçen “günler geceler durmaz geçiyor / sermayen olan ömrün bitiyor” dizelerinde “vakit nakittir” denildiğini göreceğiz demektir:

erler demine destur alalım

pervâneye bak ibret alalım

aşkın ateşine gel bir yanalım

dost dost dost

 

devrana girip seyran edelim

eyvâh demeden allah diyelim

lâ ilâhe illallâh lâ ilâhe illallâh

lâ ilâhe illallâh hû

 

günler geceler durmaz geçiyor

sermayen olan ömrün bitiyor

bülbüllere bak efkan ediyor

ey gonca açıl mevsim geçiyor

dost dost dost

 

devrana girip seyran edelim

eyvâh demeden allah diyelim

lâ ilâhe illallâh lâ ilâhe illallâh

lâ ilâhe illallâh hû

Demek ki seküler ve hatta materyalist iddialar da başka bir nazarla dinî iddialardır.

“Tanrı’nın varlığına inanmıyorum” ifadesindeki gibi.

Burada Tanrı’ya inanmadığını ifade eden kişi dini sahadan çıkmamıştır. Zira “Tanrı’nın yokluğuna İMAN” da bir dinî inançtır.

“Vakit, nakittir” sözü zahirde yaşamı paraya tahvil eden bir sözdür.

Ancak kapitalizmin, insanı yarış atına çevirmesinin göstergesi değildir. Çünkü hayat zaten bir sermayedir.

Franklin şöyle düşünüyordu: “Şerefli olmak yararlıdır, çünkü kredi sağlar; dakiklik, çalışkanlık, ölçülülük getirir; bunlar erdemdir.”

Franklin’in yaklaşımları “yararcı ahlâk” düşüncesi içindedir. Franklin’in “şeref, dakiklik, çalışkanlık, ölçülülük” değerlerini “erdem” saymayacak mıyız?

Kazancı Bedih’in okuduğu gazelin iki dizesini de hatırlayalım:

“Tükendi Nakdi Ömrüm

Dilde Sermayem Bir Ah Kaldı.”

Bakın yine ömrün (vaktin) nakitliği hakkında bir ifade geldi.

İsmet Özel, Üç Firenk Havası’nda hayatın (hayat pek çok kişi için romandır) borç alınmışlığını şöyle anlatır:

“Taksitle Ölüm diye bir roman yazıldı artık

Önce Öl/Sonra Öde denilmek suretiyle

Aşılıp geçildi bu roman da.”

“Önce Öl/Sonra Öde” ifadesi ne kadar Müslümanca. Ahirete iman içermektedir.

Nakşî ıstılahında “Huş der Dem” denilmiştir. “Huş der Dem” kavramı: sâlikin sürekli olarak aldığı ve verdiği nefeslerini kontrol altında tutması demektir. İnsan nefesi sayılıdır. Koşmamak ve onu beyhude tüketmemek gerekir. Koşu-acele, nefesi tüketir.

Ethem Cebecioğlu’nun Tasavvuf Terimleri Sözlüğü’nde şöyle denmiştir: “Huş der Dem”; sâlikin nefeslerinin girip çıkmasına vukuftan ibarettir. Her insanın soluğu “ha” sesi şeklinde vücûda girip çıkar. Bu bakımdan insanoğlu her nefeste istemese de zikir çeker. Ancak, insan zikrinin farkında olmadığından bu zikir sayılmaz ve uykuda sayıklanan söz gibi olur. Zikir hali, her an Allah’ı düşünen kimse için olur. Bu şekilde insanoğlu her nefeste, nefeslerine mâlik olur. Hiçbir nefes zayi olmaz. Böylece insan, nefesiyle dahi ibadet etmiş olur.

Marks’ın Grundrısse kitabının değişik sayfalarında ifade ettiği bir konuydu: “Ürünler ve eylemler birer meta niteliğiyle mübadele edilirler. Metaın önce emek süresine, yani kendisinden nitelikçe farklı bir şeye çevrilmesi şarttır. Çünkü meta, emek süresi olarak emek süresi değil, maddileşmiş emek süresidir; devinim halinde değil, hareketsiz halde; süreç olarak değil, sonuç olarak emek süresidir. Ürün bir meta, meta da mübadele değeri haline geldiği için (…) ikili bir varoluş kazanır. Metaın kendisinden kopmuş ve onun yanısıra kendi başına bir meta olarak varolan mübadele değeri ise paradır. Meta aslında bireyin kendi emeğinin nesnelleşmiş biçiminden başka birşey olamaz. İşçiler efendilerinin sermayesini artırdıkları oranda üretkendirler; emeklerinin ürettiği maddi sonuç açısından ise işe yaramazlar. Aslında üretmek zorunda olduğu meta (bok parçası) ne bu üretken işçiyi ilgilendirir, ne de kendisini çalıştıran ve şahsen bu hırdavata zırnık kadar önem vermeyen kapitalisti.”

Bu alıntının temel cümlesi: “Çünkü meta, emek süresidir.”

Bu durumda “Bir şey satın aldığımızda satın aldığımız şeylerin ödemesini parayla yapmıyoruz, hayatımızdan yapıyoruz.”

Bir otomobili satın almak için kaç saat çalıştığını hesaplamak zorundasın. Çünkü otomobilinin değeri çalışma zamanının (sana verili hayat-nefes miktarından eksilenlerin) toplamıdır.

2,5 sene çalışman karşılığında 1 otomobil almışsan, o otomobil hayatından 2,5 sene çalmış olur. Karı koca 10 sene borçlanıp bir daire satın almışsan kimbilir kaç nefes ömür tüketilmiştir?

İhtiyaçlarımızı büyüttükçe para kazanmak için harcadığımız vakti kaybediyoruz.

Oysa hayatı satın almamıştık.

O bize nakit olarak ve borç verilmişti.

Vakit nakittir.

{Poetik Haber, 2015}

{Eleştiri Haber, 22.11.2017}

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here