Tunay Özer’in Şiirlerine Dair Bazı Tespitler | Mustafa Nurullah Celep | Eleştiri

0
1362
Tunay Özer

Mustafa Nurullah CELEP

TUNAY ÖZER’İN ŞİİRLERİNE DAİR BAZI TESPİTLER(*)

  • Tunay Özer, izlenimci bir şair. Tabiat görünümlerini şiire özge prizmadan geçirirken soyut ve kırıklı kelime ve imge yapıları halinde görüntüler devşiren bir edebî/sanatsal tutuma sahip.
  • Soyut ve imgeci bir şair Özer. Mısralarındaki dolayımlılık ve söyleyiş biçimindeki belirsizlik soyutluğuna ve imgeciliğine dâhildir.
  • Şiirde resim çiziyor Özer. Bu da izlenimciliğine dâhil. Soyutla somutu iki mısrada birleştirerek İkinci Yenilerin “şiirde değiştirim” dediği biçimsel tutumu bugün yeniden güncelliyor. Misal: “gül yaprağına düşen damla/gibi kıyısına çekilir zaman” (Kırılma, s.27) Ayrıca mısraları “gibi” edatıyla başlatması ve devam ettirmesi de İkinci Yenilerin yapısal özelliklerine dâhil edilebilecek biçimsel bir mirastır.
  • Tunay Özer’in şiirleri arasında dolaşırken kırıklı bir yapıda imler, imgeler, görüntülerle yüklü kederli bir doğanın ortasında dolaşıyor hissine kapılıyorsunuz.
  • En nihayet lirik bir şiirdir bu. “Kalbini dinle ve semaya bak” diyen bir şiir. Aynı cihette izlenimciliği ve imgeciliği de şair öznenin kalbine odaklanmasından doğaya yönelmesiyle vücut buluyor. İç’te, ruh’ta yoğunlaşıp dışarıya, dış âleme, görüntüler sunan bir edebî tutumla şekilleniyor şiirler.
  • İşçiliği olan şiirler Tunay Özer’in yazdıkları. Ama bu dil işçiliği şiirlerin sonunda bize net bir fotoğraf sunmuyor. Bu durum doğrudan konuşmamasından ve somut ifadeyi esas almayışından kaynaklanıyor. Söz’den çok dil’e, ses’ten çok görüntü’ye yakın şiirler.
  • Şiirde anlam ve gerçekliği esas almak yerine, “kalbiyle konuşmayı” tercih eden bir şiir. Şiirsel malzemenin işlenişi, mısraın yapılanışı ve dil işçiliği yönünden modern bir çalışmanın verimi olan bu şiirler, içerik/öz/muhteva yani izleksel açıdan geleneksel şiir zihninin uyarınca bir araya gelmiştir. Yani ki geleneksel şiirin içinde/etrafında, geleneğin dünyasında yankılanan şiirlerdir Özer’in metinleri. Yapı olarak modernist bir dil işçiliği hâkimdir diyebiliriz kısaca. İçerik açısından ise durum tam tersidir. Şiirlerin isimlerini göz önünde bulundurduğumuzda da bir ayrımın farkına varmak bakımından söylemek istediğim net bir şekilde anlaşılabilir: ‘Çocukluğum’, ‘Gül ve Gurbet’, ‘Aynalar’, ‘Umuda Yolculuklar’, ‘Rüzgâr Gibi Geçti’, ‘Ateş ve Tül’, ‘Doğu’da Zaman’, ‘Film Gibi Hayat’, ‘Yalnızlık’, ‘Ey Gönül’, ‘Uzak Sevda’, ‘Hatıra Esrikliği’, ‘Eski Bir Sokak Adı’, ‘Hüzüntaşı’, ‘Sabret Gönlüm’ vb.
  • Modern Türk Şiirinin iki farklı kanaldan bugünlere ulaştığını ifade edersek, Tunay Özer’in şiirinin izlenimciliğini ve imgeciliğini göz önünde bulundurduğumuzda Ahmet Haşim’in çizgisine daha yakın duran bir biçemi olduğu -yukarıdaki tespitlerle birlikte – somutlaşmış olur. Örnek olarak yine “Kırılma” şiirini vereceğim. Aynı zamanda bu şiirden sonra gelen “Yokluğunda” şiiri de Ahmet Haşim’in şiirine yakın bir şiirsel bağ içerir:

Önce dörtlüğü verelim:

“gül serin bir ürperişle harelenir

Burkulmuş bir tarihçeden düşen

Sözlerde kanar, izler silinir

Kızıl bir ırmakla akıp giden”

“Yokluğunda” başlıklı şiirde geçen şu iki mısra da Ahmet Haşim’in şiirini anıştıran bir görüntü getirir bilincimize:

“eğreti bir kent akşamına dökülür

derin göl sesleri”

  • Varlığın içkin anlamıyla “kalp zamanları”nın şiirini yazıyor Tunay Özer. Ona bütünsü anlamıyla “gül ve hüzün şairi” diyebiliriz. İki kitabında da gül ve hüzün kelime ve imgeleri hemen her şiirde karşımıza sıklıkla çıkar. ‘Güz’, ‘yağmur’, ‘ayrılık’, ‘yalnızlık’, ‘acı’, ‘aşk’ ve ‘gurbet’ kelimeleri de sıkça tekrarlanan diğer imgelerdir. Yukarıda Özer’in geleneksel temlerle yazdığını söylemiştik. İşte buraya sıraladığımız kelimeler, imgeler ve izleksel ögeler de Özer’i bir şair olarak geleneğin dünyasına dahil eder.
  • Şiirlerde Hilmi Yavuz’un mısra kırma/kurma tekniği de sıklıkla karşımıza çıkar. Yavuz’un İkinci Yeniden temellük ettiği bir yapısal unsur olarak “gibi” ve “ile” edat ve bağlaçlarıyla kurduğu mısra düzenini ve işlevsel hale getirdiği mısra tekniklerini Tunay Özer de şiirinde deneyimler.
  • Şiirlerde genel olarak iklim ve atmosfer itibariyle sonbahar motifleri belirgin bir biçimde yer alır. Bu da Özer’i bir kez daha hüznün şairi kılar.
  • Bir öneri olarak kabul edilecekse eğer, Tunay Özer ikinci şiir kitabından sonra, şiiri somutun/gündeliğin/yaşanan hayatın içinden devşiren yeni duyarlıkları, yeni şiir alanlarını da tarassut etmeli diyorum. Birinci kitapta tekrar eden ‘gül ve hüzün’ motifleri ikinci kitapta da sıklıkla karşımıza çıkıyor. Diyeceğim Tunay Özer, üçüncü şiir kitabıyla bu tip tekrarlara düşmemelidir. Şiirini yeni duyuş ve düşünüşlere, yeni hislenmelere de açmalı diyeceğim.
  • Somut şiiri düşünmeli mesela. Hatta deneysel şiiri de kendi mizacı ve meşrebince deneyebilmenin imkânlarını araştırmalıdır. Bu da şiirde yeni ifade imkânlarını aramak demektir.
  • Bundan sonra Özer’in şiiri gündelik hayatın mıntıkalarında da dolaşmalı, uzun ve doğrudan mısraı da denemeli aynı cihette. Şiirini hayata/Türkiye’deki hayata, meselelere/Türkiye’nin temel meselelerine alabildiğine yakınsamalıdır.
  • Bu durum da zaten Tunay Özer’in şiirine epey bir nefes aldıracak, şiirinin gözeneklerini genişletecektir.

Saygı ile…

(*) Şiirlerdeki alıntılar şairin Okur Kitaplığı’ndan çıkan Kaçırılmış Buluşmalar (Şubat 2016) ve Islak Çıra (Ekim 2017) kitapları göz önünde bulundurularak yapılmıştır.

{Eleştiri Haber}

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here