Travmatik bir dönüşüm romanı: Beyzâde

0
649
Travmatik bir dönüşüm romanı
Travmatik bir dönüşüm romanı: Beyzâde

Rejimin dayattığı Anadolu “köylüdür” iftirasına bir reddiye olarak, kadim Müslüman Anadolu asaletini konu alan Emre Miyasoğlu’nun Beyzâde romanı okurlarıyla buluşuyor. Beyzâde, acı tatlı çocukluk hatıralarıyla bir aile dramı ekseninde toplumumuzun yaşadığı travmatik dönüşümü duygusal ve eleştirel bir “içses”le anlatıyor.

Emre Miyasoğlu’nun ikinci romanı “Beyzâde”, asil ve asalete önem veren bir toplumdan, “düşmanıyım asaletin/kelimelerde bile” mısralarını baş tacı edecek kadar süflileşen bir topluluğa dönüşüm sürecinde, milletimizin maruz sosyo-kültürel yozlaşmayı ele alıyor. Beyzâde, son döneme kadar bir nevi İstanbul’un kültürel ortamını inanç, kültür ve gelenek açısından besleyen bir dayanak vazifesi gören Anadolumuzun, asırlar boyunca İslâm tasavvufuyla tezyin edilmiş o klasik atmosferini, “köylülük” söyleminin hegemonyasından âzâde olduğu gerçeğini hatırlatıyor.

Osmanlının son döneminde Bayburt’a mutasarrıf olarak görevli gönderilen bir ailenin, Hanzar adlı bir çiftlikte kurduğu konak ve etrafında şekillenen kültür hayatı, cumhuriyetle birlikte dönüşmeye başlarken, ekonomik, sosyo-kültürel değişimler ve darbeler süreciyle de baltalanmaya başlıyor. Anadolu’nun bu “ücra” köşesinde münevver bir Müslüman kültür adamı olarak bu asil duruşun son temsilcisi konumunda kalan Ekrem Bey’in ömrünün son yılları, dramatik bir dönüşümün acı hikâyesini yansıtıyor. Romanın ana kahramanı, Ekrem Bey’in oğlu, bu kritik dönüşümün ortasında sıkışıp kalan bir “Beyzâde” olarak İstanbul’a gelişlerini hayatı boyunca sorgular durumda. Fiili göçle birlikte fikirsel göçün de nasıl bir yıkıma mal olduğunu kahramanın, geçmişinden bir an olsun kurtulamayan “an”ında aynı acıyla hissediyor okur da.

BİR AİLE ETRAFINDA TOPLUMUN TRAVMATİK DÜNÜŞÜMÜ…

Sıradan bir lise öğretmeni görünümünde sıradan bir hayat yaşayan Salih, sürekli mahvolan bir “potansiyel”in endişesiyle mütemadiyen “dün ve bugün” çilesi çekiyor. Sürekli bir kişilik bunalımı yaşayan Salih’i hayata tutunduran en önemli unsur ise tevekkül abidesi olan tasavvuf ehli babasının aziz hatırası. Babasının aziz hatırasını bir mihenk taşı olarak omzunda bir yük olarak gören kahramanının yaşadığı aşklar da aynı şekilde buhranlı. Yanlış tercihlerin getirdiği bunalımla kendisine “doğru” hayatı tesis edemeyen Salih, “doğru” eşi bulmakta yanlış yapıyor. Miyasoğlu, bu “yanlış aşka” vurgu yaparak, Müslüman Anadolu erkeğinin son dönemde düştüğü trajik bir yanlışa daha ustaca parmak basıyor. Kadının erkek üzerindeki yönlendirici rolü ve bir hanım-anne olarak üstlendiği son derece önemli konumun, Müslümanların hanım tercihi üzerindeki yadsınan önemini hatırlatıyor.

Acı tatlı çocukluk hatıralarıyla bir aile dramı ekseninde toplumumuzun yaşadığı travmatik dönüşümü duygusal ve eleştirel bir “içses”le anlatan Beyzâde romanı TÜYAP kitap fuarında 12 Nolu salonda, Okur Kitaplığı standında okurlarını bekliyor olacak. Yazarın imza günü ise 11 Kasım Cumartesi günü saat 13:00’da.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here