Şiirimizde Sessizlik Arayışları | Mustafa Nurullah Celep | Eleştiri

0
778

MUSTAFA NURULLAH CELEP

ŞİİRİMİZDE SESSİZLİK ARAYIŞLARI: MUSTAFA UÇURUM’UN ŞİİRİ ÜZERİNE

Türk şiirinde iki ana damarın varlığını kabul edersek, Mustafa Uçurum’un şiirini,Ahmet Haşim’in temsil ettiği akışa,yani kişisel tarihin psikolojik duygulanımlarla yazıldığı damara,lirik yönelimlerle şiirsel metnin kotarıldığı mecraya yazmamız gerekecek. Uçurum,bu şiirsel toplamla lirik bir şölen sunuyor bize. Aynı zamanda bu kitap kadim zamanlardan bu güne lirik şiirin ölmediğinin ispatı niteliğinde:

“olanları hep gördüm içime yürüyorum

çıktığım yokuşlarda eridi adımlarım

bana selam gönderme kervan geçmez buradan

bahtıma sadık kaldım sesini sesim yaptım

durmadı esen rüzgar getirdi yağmurları

üstüm başım ıslandı her yer nisan her yer gül” (s,7)

Yazılmakta olan şiirin ses arayışlarındaki şiirsel çarpıklıkları gördüğümüzde, yukarıda ifade ettiğimiz savın doğruluğu kabul görür bir nitelik taşır. Uçurum’un şiiri daha en başında şiirde ses unsurunun sorunlarını halletmiş,modern mecaz retoriğinin imkanlarını şiiri lehine kullanmış bir görünüm arz eder. Mısra sonlarındaki ses benzerlikleri,Uçurum’un kadim şiirden çok şey öğrendiğini gösteriyor:

“çıkmaz sokak gibiyim hüzünlerle kapanan

yanında dağ devrilen umarsız bir faniyim

bu yapraklar ağaçlar en acılı şarkılar

belki de eğik boynum nabzımı hızlandıran

yağmurum esaslıdır en çok kızlara yağar

evde kalmış kızlar ki en çok eylülde kaçar” (43)

Lirik şiirin belirgin özelliklerinden biri, muhatabını(okuyucuyu) dolaysız bir biçimde etkileyebilmesidir. Yine aynı şekilde ‘lirik ben’le okur arasındaki ilişki özdeşimsel bir karaktere(ıra) sahiptir. Bizler, okur veya şairler, bu şiirleri okurken, etkileyicilik katsayısı yüksek bir insanlık durumuyla karşılaşırız. Şiir bizi en hassas yerimizden yakalamıştır ve böylece liriğin dünyasına daha bir yakınlaşmış oluruz. ‘Lirik özne’nin kendi içine kapanmış şiirsel çevrimine kendimizi akraba kılarız.

Lirik özneyle aramızdaki mesafe sıfıra inmiş ve şiirsel bir içine kapanıklığın dairesine komşu oluruz:

“yazgım suskunluğumdur ki konuşamam ben

kılıç keskin ama pirim bu istasyona uğrayan tren beni almaz” (s,38)

Bizce Uçurum’un kendine mahsus bir dünyası vardır ve hiçbir şiir türüyle sınırlanabilecek bir dünya değildir bu. Bazen onda “hani o savaş naraları, nerde barbarlar” diyen bir çığlık duyarsınız.Bu çığlık kimi zaman bir saflık ve masumiyet arayışına dönüşür:

” katıksız sözlerim olsun kimsenin bilmediği

tam vaktinde gelen trenlerim

yağmurda açan çiçeklerim” (s,47)

Kimi zaman yenilmiş bir uygarlığın hüznüne tanık oluruz:

“anlatmaya yetmez yenilgimizi

fırtına sonrası yorgunluğumu

çekip kılcal damarımdan

topuğumdan çıkarıyorum acımı

yol uzun,yolsuzum,piyadeyim nitekim” (s,47)

Topyekün Mustafa Uçurum’un şiiri,bir sessizlik arayışının şiiridir. Şair özne, bu sessizlik arayışının ancak bir bahar özlemiyle pekiştirileceğini ya da sonlanacağını düşünür.

Beşeri tecrübe(burada aşk tecrübesi) lirik bir duyarlılıkla billurlaşır ve şiirsel kalıplarına dökülür:

“efkârımı dağıtır biraz nisan biraz gül

kimse duymasa beni gidişim sessiz olsa

nehirlere uğrasam aşk olsun nisan desem

kendime sözüm geçmez dilim dönmez kendime

hayatımı boşalttım biraz nisan biraz gül”(s,7)

Uçurum’un şiirinin ayırt edici niteliği, kitabı(şiirleri) boydan boya kaplayan bir hüzün duygusudur. Bu hüznün boyutları ‘acı coğrafya’ Ortadoğu’ya kadar genişler. ‘mülayim bir gül’ şiiri, ‘çapaklı duyarlık’ diyebileceğimiz bir tarzda, Ortadoğu’ya yönelik bir göndermeyle dikkate değer bir şiir vasfını taşır:

“bir yahudi urbasını yakmak ne kazandırır boynu yaralı askere

her yanı yağmurda dökülen

benim yaralarla büyüdüğüm doğrudur

oysa yanlış hesap bizimki Bağdattan döner gibi

günahtan kaçar gibi oyalanmamış ve uzak”(s,49)

Uçurum’un şiirlerinde yer yer bir özgürlük arayışına da tanık oluruz.Bu arayış, kalabalık şehirlerden bunalmış bir bireyin çıkış kapısı olarak okunabilir.Bu doğacı özlem,modern kıskaçtan bir kaçış, çıkmazdan kurtuluş özlemidir:

“eskimiş fiyakamı çekip şehirden

arka sokaklar dahil bir kavalın ritmi kulağımda

dağlara dağlara”(s,46)

Mustafa Uçurum,bu kitapta,şair kimliğini başarılı lirizmiyle kanıtlamıştır. Bu samimi ve içten tavır,Uçurum’un sonraki şiirlerini de düşündüğümüzde,niteliğini tebarüz ettirmiş ve hakkında söz edilmeye değer bir şair konumuna yükseltmiştir. Anlaşılan,modernizmin ifsat edici dünyasında tıkılı kalmış bizler, onun şiiriyle beslenmeye, menzilimize güzellikler katmaya devam edeceğiz.

Kertenkele 14 Ekim-Aralık 2008

Poetik Haber, 22 Aralık 2013

Eleştiri Haber, 13 Kasım 2017

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here