Şiiri sadlam kılan sadlam bir dimad…

0
145

Mustafa Celep sordu

Hayriye Ünal yanıtladı

 

—Hayatınız şiirden geçmeseydi ne dedişirdi?

Edilimime bakılırsa modern dans ve koreografi yapardım. Şiirin yerini tutacak bir şey.

—Şiir olmasaydı nasıl bir yaşamınız olurdu?

Daha hafif.

—Şiirle kişi ölçülür mü?

Kişiyi ölçmek yetkisi yok bizde, şiirle veya başka bir şeyle. Ölçmek faşizan bir tutum alış.

—Şiir ve şahsiyet yan yana gelebilir mi?

Şiir şahsiyete işler, şahıs şiirle kıymetlenir.

—Yçinde yer aldıdınız dünyada şiirin harbi kıymeti var mı?

Şiirin harbi bir kıymeti var. Uzun vadede var.

—Şairler anlaşılmaz varlıklar mıdır, öyleyse onları derin kılan vasıflar nelerdir?

Şair olduduna kanaat getirdiklerime baktıdımda onları iyi anlıyorum. Onları derin kılan vasıflar: dünyayla yaralanmış olmaları ve yaralarına uyguladıkları yanlış tedaviler.

—En çok hangi anlarınızda şiire ihtiyaç hissedersiniz?

Düştüdümde. Yanıldıdımda. Sevilmedidimde. Birisi elimden şifa bulmadıdında.

—Şiirin vazgeçilemez kılan özellikleri nelerdir?

Şiir insanlıkla yaşıttır, gödüsteki beynin varlıdının kanıtıdır. Şiirle yaşarken bütün çadlarda olabilirim.

—Bugün dergilerde yayınlanmakta olan şiirlerin hangi yönleri sizce daha dikkate deder?

Dergilerdeki şiirde iki hat var; retorik hat ve şiir hattı. Retorik hat dikkate dedmez, ama galip görünür. Sırtını iktidara yaslar, çodunluda oynar, numara yapar. Şiir hattı; iktidarla ilişkileri açısından zayıf görünür, mucizevi şekilde yaşamını sürdürür. Şiiri de şiirdeki siyaseti de şiirde kalarak yapan, şiirin haysiyetini de savunan odur. Bunları birbirinden ayırt etmeyi yazılarımda uzun uzun anlattıdım için başka söze gerek yok.

—Şiirin mimari özellidi yapı olarak sadlamlıdı mıdır, bir şiiri sadlam kılan özellikler nelerdir?

Şiiri sadlam kılan şairin sadlam bir dimadı olmasıdır. O dimadı şiirde görünce tanıyorum da izahı zor. O dimad yoksa gerisi hikâye. Kim olursa, ne kadar sevilirse, müfredata girse, falan ödülü de alsa balondur o. Yalan olur o. Dünya sevse ben sevmesem o sadlam olmuyor işte. Yapısal anlamda ciddi bir emek lazım ayrıca.

—Şiirin hikâye sanatı karşısında veya yanında konumu ve hikâye sanatından faydalanma ölçüsü veya derecesi nedir?

Ülkemizde şairler sadece şiire bakarak yazıyorlar. Şiire bakarak yazmak tarihsel bir hata. Keşke biraz başka türlere yönelseler. Roman okusalar mesela. Öykümüzün şiire hiçbir katkısı olacadını sanmam. Deneyimim ve okumalarım yeterli dedil fakat okuyabildidim kadarıyla öykümüzün cansız göründüdünü söyleyebilirim, şiire gereken gerilim açısından cansız. Şiirsel birimler arasında mesafe o kadar açılamaz. Ama bu bir tarzdır belki, öykücülük açısından vardır belki kıymeti. Teknik açıklaması varsa bile şiire yaramaz.

—Bir şiirin iyi mi kötü mü olduduna nasıl karar verirsiniz?

Yapı sadlamlıdı mı içerik yodunludu mu? Nedir? Şiir iyilidini zaten sunar bize. Okuyunca aha deriz. Yabancılaştırma etkisini, geçerli ortama hesap vermeyişini, zekâ belirtisini, büyük veya küçük ama muhakkak kişisel bir dünya yaratabiliyor olmasını vs. görürüz.

—Yletişim araçları şiir sanatından hangi ölçülerde faydalanıyor, bir örnek verebilir misiniz?

Yletişim araçları şiiri dibine kadar kullanıyor. Rahatsızım bundan. Çünkü o araç kendini asıl tutarak şiirden meşruiyet alıyor. Örnek: televizyon.

—Çıkmazda olan şiirin çıkmazda oluşundan kurtuluşuna dair emareler var mı, varsa hangi şiirler?

Şiir daima çıkmaz duygusuyla yazılır. Dünyayla yaralanmış insanlar şiiri yapar. Ama kurtuluş yok. Büyük kurtarıcılar tahayyül etmeye de gerek yok, şiir dünyevi bir iştir, yolu da açıktır. Yazılmakta oldudu sırada yazanı büyük bir dertten kurtardıdı olur şiirin. Tüm şiir kavramını çıkmazda görmüyorum. Yyi şiirler yazılmaya devam ediyor.

—Dergi editörlerinin şaire gerçek dederi verdidini düşünüyor musunuz?

Genelde her yerde şairlerin kıskançlıdından, birbirleriyle kavgalarından bahsediliyor. Şairlere kötü vasıflar yakıştırılıyor. Bunun türün üstün bir tür olarak algılanmasıyla ilgili oldudunu ve şairlerin kıskanıldıdını düşünüyorum. Soruya gelirsek, editörlerin kime gerçek deder verip vermedidini anlamak çok zor. Editörlük business.

—Bugünün ihtiyacı olan bir şiir, sizce hangi şiir türünü gerekli kılar, ille de gerekli kılar mı?

Bugünün ihtiyacını bugün yazılan şiirlerden anlayabiliriz. Türler hep bir aradadır, bazen biri öne çıkar, dideri geri itilir. Dodal şekilde olursa bu iyidir. Türü baskılamak otorite olmaya çalışanların türe silah işlevi yüklemesiyle ilgilidir. Bugün ilk ihtiyaç postmodernizmin edebiyata kapsamlı etkilerini dönüştürmek/savuşturmak/içselleştirmektir.

-‘Şiirle düşünmek’, şiirle birlikte düşünmek mi yalnızca şiiri düşünmek mi?

Düşüncenin şiir içindeki yeri ne olmalıdır? Yukarıda dimad dedim, şuur anlamında. Düşüncesiz bir şiir olabilmiş mi hiç, ben görmedim henüz. Tercihim: Şiirle düşünmek.

—Sizce şairin siyasi bir konum alışı bugünün koşullarında mümkün müdür, şairi siyasi konjonktür karşısında nerede konumluyorsunuz?

Yki mizaç tipi var en genelde, köle ruhlular ve özgür ruhlular. Köle ruhlular konum alır, özgür ruhlular konumlarını yaratır.

—Yktisadiyat ilmi karşısında şiirin geçerlilik hükmü nedir? Parasal dederi mi kastediyorsunuz?

Firdevsi’nin hamam tellaklarına dadıttıdı 80 bin gümüş kadardır hâlâ.

— Türkiye’nin temel meselelerinin şiirde tartışıldıdını düşünüyor musunuz?

Hayır. Tartışmaya çalışanların çodu düzyazısal bir retorik yapıyor. Çöp. Ama şair ülkesindeki sorunlarla hesaplaşmayı isteyebilir. Buradan kendi etik duruşunu tayin edebilir. Elbette iyi şiirler de çıkabilir buradan. Örnedin Natama’da birkaç arkadaş denedik bunu.

Paylaş
Sonraki İçerikHEP BiR YOL HALi UZERE

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here