”Teslim Oldum” Şarkısı Bize Niye Hatırlatır? | Barış Kavas | Müzik

0
784

BARIŞ KAVAS 

“TESLİM OLDUM” ŞARKISI ÜZERİNDEN HARUN KOLÇAK’A HÜSN-Ü ŞEHADET

Türk Pop Müziğinde metafizik arayış temelli bir perspektif ortaya koyan sanatçı sayımız çok çok az. Ve Harun Kolçak böyle bir isimdi. Tüm bir müzik kariyeri boyunca bu metafizik arayış tüm eserlerine sirayet etmiştir diyemeyiz. Ama inanan adamdı,arayan adamdı. Ne yazık ki bu ülkede metafizik  arayış hakikat arayışı kıymet görmüyor. Belki de tüm dünyada böyle bu. Biz sanatçıları magazinsel yönleriyle ele alıyoruz. Biz sanatın ve sanatçının ötelere köprü kuran taraflarına körüz.

Metafizik arayış insanın anlam arayışı demek. Metafizik arayış insanın şifa arayışı demek. Metafizik arayış demek içine tıkıldığımız dünyadan bu sığ, bu tüketici yatay düzlemden  dikey düzleme yükselme çabası demek. Ve bu yolda en küçük bir adım bile çok değerli. Bu yoldaki en cılız kıvılcım bile çok kıymetli.

Harun Kolçak’ın metafizik arayışı bağlamında 1998 çıkışlı albüme de ismini veren Teslim Oldum şarkısı çok dikkate değerdir. Şimdi  bu şarkının üzerinden bir yürüyüş yapmaya çalışacağız. Harun Kolçak’ın ardından bir hüsnü şehadet sunmaya çalışacağız.

Harun Kolçak

”Hasret sona erdi gerçeği buldum

Gözlerim kapandı da ben sen oldum

Sınırlara dayandım çok yollar aldım

Geri dönmek olmaz ki

Hepten bağlandım

Ne ben varım ah ne de sen

Ne zaman var ne mekan

Ama gerçek yaşanan

 

Ateşin yandı gönlümde

Yansın dursun içimde

Deli divane olsam da

Vazgeçmem kul oldum sana

Teslim oldum sana

Hasret sona erdi gerçeği buldum”

Harun Koçak

Hasret ancak gerçeği bulunca sona erecek bir şeydir.

Hasret Mevlana’yı döndüren Yunus’u söyletendir. Hasret aşık gönüllerin dünya hayatının özetidir. Ve bizler Elest Bezminden beri hasretimizin sona ermesini bekleyenleriz.

Gözlerim kapandı da ben sen oldum

Dünyaya bakan gözler kapandığında gözler içe açılır. Ve Tevhid Hakikatine doğru yola çıkar artık insan…

Sınırlara dayandım çok yollar aldım

Hakikati arayan kişi deli gibi arayandır. Turu geçmesi için bir gole ihtiyacı olan takım gibi.  Bastırır sürekli bastırır, sağdan atak yapar sol kanattan atak yapar.  Kaleci kaleyi terk eder hücuma çıkar. Tüm takım bütün bir onbir oyuncu seferber olur.

Teknik direktörün dilinden ancak bir dua dökülebilir: “Bir gol için çırpınışım tüm çapraz ve tüm düz koşularım bir gol için Az mı çalıştık biz bu pozisyonları ey güzel yarim.”

Sınırlara dayanmak tüm imkanları seferber etmek tüm riskleri almaktır. Hakikati arayan insanın felsefenin,dinin,sanatın,tüm ilimlerin,tüm bilimlerin hatta tüm bilinmeyişlerin kapısını çalması demektir.

Geri dönmek olmaz ki

Hepten bağlandım

İnsan sürekli ilerlemeye mahkumdur. İnsanın özgürlüğe mahkum olması uzak bir anlamla da olsa insanın geriye dönemeyişini ileriye doğru oluşunu sonuç verir. Fiziksel anlamda da dört boyutlu alemimizde geriye gitmeyen, negatife gitmeyen tek boyut zaman boyutudur. Fakat bu iki dizeyi birlikte düşündüğümüzde hepten bağlanmanın sonucu olarak  bir geriye dönememe, geriye dönmemeyi bilinçli olarak tercih etme söz konusudur. Bu bize şu hadisi şerifi hatırlatıyor.

Enes b. Mâlik radıyallahu anh’den nakledildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Üç haslet vardır; bunlar kimde bulunursa o kişi, imanın tadını tadar: Allah ve Rasûlü’nü, bu ikisinden başka her şeyden fazla sevmek. Sevdiğini Allah için sev­mek. (Allah kendisini küfürden kurtardıktan sonra) küfre dönmeyi ateşe atılmak gibi çirkin ve tehlikeli görmek.”  (Buhârî, İman 9, 14, İkrah 1, Edep 42)

Ne ben varım ah ne de sen

Ne zaman var ne mekan

Ama gerçek yaşanan

Burada artık tamamen üst düzey bir tasavvufi söyleyiş var. Bir vuslat betimlemesi. Hasreti sona eren gerçeği bulan insanın sevinç çığlığı.

Harun Kolçak

Ateşin yandı gönlümde

Yansın dursun içimde

Rabbim bu işin bildim neymiş Türkçesi/Senin aşkın ateştir, ateşin gülbahçesi” der, Necip Fazıl.  Ve işte bu ateş bir kez kalpte yanınca insan hiç sönsün istemez. Değil mi ki Güneş’te milyarlarca  santigrat derecede bir ateş var. Her saniye milyonlarca hidrojen helyuma dönüşüyor orada. Makrokozmosta olan her şey mikrokozmosta insanda da karşılık bulan bir fenomendir. Kâinat “alem-i ekber” yani büyük alem, insan ise, “alem-i asgar” yani, kâinatın özeti ve küçültülmüş halidir

Deli divane olsam da

Vazgeçmem kul oldum sana

Teslim oldum sana

Pirimiz Yunus’un “ne akilem ne divane”sini hatırlıyoruz şimdi. Ve hasreti sona eren insan artık son sözlerini ediyor. Vazgeçmem diyor vazgeçmem “Ballar balını buldum kovanım yağma olsun” diyor. Teslim oldum sana diyor ve bitiriyor. “Şüphesiz ben Allah’a teslim olanlardanım!” diyenden daha güzel sözlü kim olabilir? (Kuran-ı Kerim Fussilet 33)

{Eleştiri Haber}

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.