“Tekerrür” yapı sorununu çözmüş bir şiir | Şiir Deyince | Ali Celep

0
392

ŞİİR DEYİNCE – 33

[Mehmet Akif Yıldırım, ‘Tekerrür’ Fayrap, 107.sayı] 2018

1997 doğumlu genç fayrap bir şair Mehmet Akif Yıldırım.

Daha önce birkaç dergide görünmüş, ben görmedim o şiirlerini.

Böyle olsa da ‘Tekerrür’ gerek kuruluşu bakımından gerekse edasıyla ve fakat daha çok konuştuğu şeylerdeki gerçeğe yaklaşımıyla dikkatimi çeken bir şiir.

Umarım devamı gelir. Gelirse etraflıca konuşuruz şiirlerini.

Konuşmamı kısa keseceğim bu yüzden.

‘Tekerrür’ dört dörtlükte kurulmuş bir şiir.

Heceleri saydım klasik parmak hesabı yapmamış Yıldırım, ama hem dörtlüklerdeki ikinci ve dördüncü cümle sonlarındaki uyak dikkati hem de cümlelerin kuruluş havası ve iç düzeni, yeni hece mantığına yakın duruyor.

Parmak hesabı bazı şiirleri okuyorum da bugünlerde, sayı tutturma kaygısının, metnin gerçek potansiyelini açığa çıkarma yolunda ciddi bir engel olduğunu görüyorum çokluk.

Yıldırım’ın bu bağlamda kendini yormaması isabetli olmuş.

Onun hece hesabına kendini koşullamaması öte yandan şiirinin daha özgür bir tarzda dile gelmesine müncer olmuş.

Diyeceğim demek istediğini teknik kusursuzluğun önünde tutmuş, ne diyecekse koşulsuz davranmış Yıldırım. İyi de yapmış hani.

‘Tekerrür’ yapı sorununu da çözmüş bir güzel.

Dün (tarih) bugün (şu an) gelecek (bu andan itibaren) yeryüzü ölçeğinde gerçek durum ve Müslümanlar özelinde hali pür melalimiz üzerine ışık tutacak biçimde, iç içe bir duyarlık atmosferi yaratmak üzere değerlendirilmiş.

Duyarlığın beslendiği kaynak, İslam Ümmeti’nin kurucu unsurları hatırda tutularak, apaçık gerçekler dolayımında aktive edilmiş.

Tekerrür eden gerçek (tarihten bugüne) ve bugün yaşanan durum ve yaşadığımız gerçekler üzerinden bir değerlendirme yapılmış, bir sonuca varılmıştır.

Sonuç nedir?

Hakikate yüz çevirdiğimiz günden bugüne değişen bir şey yoktur.

Değişim hakikate teslim olduğumuz andan itibaren gerçeklik kazanır.

Şiir esasen dünyevi menfaat ve uhrevi mükâfat noktainazarından bir tercihte bulunmanın anlamı ve sonuçları üzerine bir konuşma.

Hakikatin geçmiş çağlarda yaşamış Müslümanlara dönük yüzü Peygamberlerin tecrübelerinde canlılık kazanırken (karna bağlanan taş: Hz Muhammed….koşulsuz teslimiyet ve bıçak: Hz İbrahim ve oğlu Hz İsmail) vurgulanan eylem düzeyinde ortaya konulan sahicilik, samimilik dikkat çekici telmihlerle verilmiş.

Buradan bugünkü Müslüman ve kendisi de dâhil kimseye hayat ve canlılık getirmeyen dini yaşama tecrübesi, bir tür zihinsel / teorik planda işleyen ve özünde sahicilikten uzak sözcükler çevresinde dönen düşük, seviyesiz algı ve etkilerle şekillenmiş çağdaş yönelim-lerin kısa ve öz kritiğine geçiyor şair.

Şiirin etkisi sadece teknik gücü ve içerik örgüsünün sağlamlığından değil gerçeğe sıkı ve samimiyetle bağlı, şair kendini de eleştirmekten kaçınmadığına göre, dürüstlüğünden ve daha iyisi, hakikati etkileyici bir biçimde güncelleme kapasitesinden doğuyor.

Tekerrür bu noktada Müslüman cemaatin bugün ortaya koyduğu genel duyarsızlık, an itibariyle tabi oldukları dini yaşamlarında görülen samimiyetsizlik, nihayet çağın bugün aldığı şeklin Müslümanlar üzerinde yarattığı davranış bozuklukları, kişilik, zihniyet sorunları ve bütün bunlardan rahatsız olan bilinçli bir Müslüman şairin, Uhud Harbi’nde her şeye rağmen mevzisini terk etmeyen okçu ashabın ortaya koyduğu müthiş tavrı besleyen dinamikleri hatırlatan ve bu yoldan ‘tepeden gümbür gümbür inen Müslümanlar’ın, bu demektir ki dünyevi çıkarlar uğruna Hz Peygamberin temsil ettiği Hakikat siperini terk eden bugünkü Müslümanların genel durumunu kritik eden sağlam bir metindir.

Tekerrür, Eren Safi’nin Twitter Tepesindeki Okçular’ıyla aynı soydan ve belki de iki şiiri birlikte okumanın vakti bugündür.

Mehmet Akif Yıldırım inşallah ismiyle müsemma bir şair olur.

Tekerrür yine tekerrür etsin bu anlamda inşallah.

Tekerrür yolundan Yıldırım’ın, meğer ki bu yolu tarihle, gerçekle, eleştirel bir bilinçle kat etme kararlılığında olsun, sadece neo epik siperde değil, bütün bir Büyük Türk Şiiri toprağında özgün bir karakter olabilecek bir potansiyel taşıdığını söyleyelim şimdilik ve buna tanıklık eden bir alıntıyla bitirelim:

‘Bütün peygamberler aynı şeyi söylediler aslında

Karna bağlanan taş, koşulsuz teslimiyet ve bıçak

Yürür gideriz elbet ağızlarımızda kuru tekbirlerle

Ne de olsa kahrolsun deyince biz Amerika kahrolacak

 

Hangi el tutar şimdi sancağından nebinin

Anam babam feda olsun o oku kim fırlatacak

Tepeden gümbür gümbür iniyor işte Müslüman

Tekerrür etti tarih güzel günler çok uzak’

[Eleştiri Haber, 5 Haziran 2018]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here