Suat Abi | Kenan Subaşı | Senaryo

0
327
Kenan Subaşı

SUAT ABİ*’den

SUAT – (kalın bir defteri aralıyor) Bak! Bu da yıllar önce yazdığım bir şiir… Lisedeydim, yanlış hatırlamıyorsam lisede…

FERHAT – Okusana, Suat Abi…

SUAT – !

FERHAT – (başını önüne eğiyor)

SUAT – BİR CAN SIKINTISI ŞİİRİ

Beş bin yıl önceki ünsüz
Kayda geçti
Bu bir.

Bir nihayet eşiğinde
Aşınmış bir yeniliğiz
Hep bir yeni mor
Bu iki.

Kefe perçin at diye
Seni bir gelgit aldı
Rüzgâr esti
Şarkıdayız
Üç.

FERHAT – !

SUAT – !

FERHAT – Suat Abi…

SUAT – !

FERHAT – Bir şey diyemiyorum…  Poetika, eleştiri, yorum… Hem sana ayıp olur…

SUAT – (tebessüm ediyor) Ayıp mı? (gülüyor)
FERHAT – Hani kötü bulursam üzülürsün… (tebessüm ediyor)

SUAT – (gülüyor)
FERHAT – (gülüyor)

SUAT – !

FERHAT – !

SUAT – (kalın defterin sayfalarına göz gezdiriyor)

FERHAT – !

SUAT – Bir tane daha okuyayım… Bu da lisedeyken… Hatta bu şiirin bir anısı da var… Şiirin altına not düşmüşüm… (defterdeki sayfanın bir yerini işaret ediyor) Bak! Burada!

FERHAT – !

SUAT – Önce notu okuyayım!

FERHAT – !

SUAT – [Türkçe öğretmenimiz Sevda Uzun, derste, yazdığımız şiirlerden, sesli sesli okumamızı istedi… Sınıfta birçok kişi parmak kaldırıp şiirini okudu… Ben hiç parmak kaldırmadım… Öğretmenimiz, ‘Suat… Şiir okumayacak mısın’ dedi… Ben de ‘okumayacağım’ dedim… Sevda Öğretmen, yanıma geldi, sıramın altındaki defterleri kurcaladı… Harita metot defterim vardı, onu gördü, onu görünce sayfalarını çevirip yazılanları okumaya başladı… Kısa bir şiir yazmıştım… Onu bulmuş… ‘Bu ne’ dedi… Ben de ‘neye benziyor’ dedim… Çok sinirlendi… Gözlerime uzun uzun baktı… Başını deftere çevirip tekrar okumaya başladı… Şiirimi okudu… ‘Kalk’ dedi… ”Yazdığın şiirlerden, arkadaşlarına oku’… Ben de keyfimin olmadığını, kimseye şiir okumak istemediğimi söyledim… ‘Seninle görüşeceğiz’ dedi ve Derya’ya bakıp beni işaret etti, ‘böylelerinden uzak durun’… Sonra bana döndü, eliyle kapıyı işaret ederek ‘çık dışarı, gözüm seni görmesin’ dedi… Ben de bir şey söylemedim, sınıftan öylece ayrıldım…]

FERHAT – !

SUAT – Kaç sene geçmiş… Şiirin altına böyle bir not düşmüşüm… (tebessüm ediyor)
FERHAT – Demek, şiirden dolayı… Film gibi abi ya…

SUAT – Sevda Hanım, beni, sınıftan, sadece şiirden dolayı değil, birçok sebepten dolayı attı… Gizli aşk, liderlik, gurur, hırs, kıskançlık… Hangisinden başlasam! Uzun hikâye…

FERHAT – Derya kimdi, abi? Öğretmen, niye ona bakıp seni işaret etmiş?

SUAT – Boş ver…

FERHAT – !

SUAT – Şiirlerime tarih atmıyorum… Lisede işte… Bir hayli eski…

FERHAT – Şiirini de okusana, Suat Abi…

SUAT – Doğru ya… Okuyayım…

FERHAT – (başını önüne eğiyor)

SUAT – BULUNMUŞ OLMAK

Ben bir şeyi bekliyorum nasıl da saçılmış
Bir Yahudi’nin uzun gevişi gibi
Cam kavanozlarda kuşlar
İyi şarkılardan kalma bir deniz üzerimde
Kanlı giysim
Yüküm ki saçlarıma toka iliştiğinden

FERHAT – !

SUAT – !

FERHAT – !
SUAT – !

FERHAT – (tebessüm ediyor) Suat Abi! Sevda Hoca seni anlamamıştır, sınıftan o yüzden atmıştır, abi… (tebessüm ediyor)

SUAT – (tebessüm ediyor)

FERHAT – (tebessüm ediyor)

SUAT – !

FERHAT – !

 

 

* Bir ünlü sima, bir sabah, rezidanstaki eşyalarını toplatır ve İstanbul’un arka sokaklarından birine taşınır… Ferhat adlı, yirmi üç yaşında bir delikanlıyla tanışır; aylar süren iletişim, samimiyet, arkadaşlık, dostluk doğurur… Ünlü simamız, ekonomik seviyesi çok yüksek, ülkenin önde gelen entelektüellerinden biridir; bir problem vardır, birçok şey yaşasa da içinde hep bir boşluk kalmıştır… Ünlü bir yazar/şair/yönetmen üzerinden mutsuzluk, huzursuzluk, arayış irdeleniyor… 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here