Soytarı Gidişata Şairce Cevaplar | M. Sadi Karademir

0
497
Soytarı Gidişata Şairce Cevaplar | M. Sadi Karademir

SOYTARI GİDİŞATA ŞAİRCE CEVAPLAR

Cahiliye devri… Tebbet suresi henüz indirilmiş ve Araplar arasında dilden dile dolaşırken Ebu Leheb’in karısı eve geldi ve şöyle dedi Ebu Leheb’e: “Muhammed bizim hakkımızda bir şiir uydurmuş, herkes onu söylüyor.” Hölderlin’in , bütün dinler özü itibariyle şiirseldir, sözünü doğrular nitelikte, o şiirsel dini dilin zirvesi, kitabımız Kur’an-ı Kerim’de yanlış yerden bakıp göremeyenleri dahi fark ettiği bir şey var. Ve Ebu Leheb’in karısının o tavrı gösteriyor ki inanmasa da, Kuran dilinin şiirselliğinde hemfikir, ‘cahil’ insanlar.

Geçmişte şiire ithaf edilen kutsallık ve yücelikten, şiir söyleyişinin farkındalığından bu gün şiirde gelinen noktaya bakıldığında ise durum pek de iç açıcı gözükmüyor. ‘Görünen şiir’deki seviye herkesçe malum olsa da, bu seviyeden geri dönüşün çözümü asıl şiir yazanın yerini saptamakta.

Modern akımlar ve kuşaklar, kirli yeniliği gitgide pompalarken, okura ve şiire en büyük zararı, şiire her şeyi katarak verdiler. Maddeyi öne alıp aşkla bağlamak ya da bağlamamak üzerine kurulu hafif tonda okunan kolay şiirler, şekil becerisinden yoksun olanlarca şekilsizlik, ruh (mana) becerisinden yoksun olanlarca ruhsuzluk, şairaneliğini yerden yere vurarak yeni bir kolaylığı da sundu etrafa: kolay şairlik.

Sanatın PR, gündelik hayatın sosu, popülarite anahtarı yahut hobi; sanatçılığın ya da şairliğin ünvansız kişilere unvan katma aracı olarak algılandığı, uygulandığı zamanları yaşıyoruz. Aynı ezberin etrafında, binlerce, yüzbinlerce, belki milyonlarca dolaşan bir güruh, fikirden, ilhamdan, çileden habersiz; bir yanında gelenekselciyim deyip hayattan, heyecandan, şiir duyuşundan bihaber keçi boynuzu çiğneyenler ile, öbür yanında modernim diyen sosyal medya maymuncuklarıyla karşımızda oturuyor.

Aşk, tasavvuf, pembe-kırmızı kapak, kişisel gelişim, aforizmamsı bir kirlilik bulamacı, alıcısına (tüketicisine demek daha doğru belki de) ulaşınca çok satarak uyuşturma hali başlatıyor onlarda. Bayağılı –rezil bir özgüvenle- iliştiriyor okurun yakasına. Kolaya talip olan milenyum insanının da işine geliyor belki de bu durum. Sonuç: kolay şair, kolay romancı, kolay kitap, kolay insan… Şiir? İşte o pek ortalarda gözükmüyor.

Şiir mi değil mi tartışması bir yana, ortaya o kadar kötü “şey”ler konuluyor ki, iyi bir şiire rast geldiğimizde yahut yazdığımızda el açıp binlerce kez şükretmek durumunda kalıyoruz.

Dünyanın en bağnaz yer ve zamanlarından Ortaçağ Avrupa’sında, soytarılar kralın huzurunda bulunup gösterilerini yaparken arkalarında bir de eli baltalı bir muhafız bulunurmuş. Soytarı görevini layığıyla icra edip kralı güldürüp eğlendirirse sorun yok, eğer güldüremezse o arkadaki muhafız indiriyormuş baltayı boynuna. Eskiden, bu en geri kalmış zamanlarda dahi soytarılık mesleğinin (sanatının) çıtası böyle yükseltilebiliyorsa, bu gün de şiir dünyasında olması gereken biraz da bu. Eleştiri bunun için olmalı. Sahiden, var mısınız kötü şiirlerin boynuna balta vurmaya?

Ahbap çavuş ilişkisinden kurtulup küçük şairleri büyüterek, taraf olmanın dip dalgasında karşılıklı yalan methiyeler düzerek, bir yere varılacağını zanneden “şair”lerden, eleştirmenlerden arındığımız bir zaman…

Şiir değerindeki tek bir mısrayı, yüzlerce sayfalık kelime yığınlarına karşı gururla göndere çektiğimiz bir zaman…

Kötü şairleri, zayıf eserleri edebi bir seleksiyonla ayıkladığımız, soytarı gidişata dur dediğimiz bir zaman…

Duygunun, iç dünyanın, anlamın yaratıcı ilham sancılarıyla yeni ve orijinal eserler ortaya koymaya zorladığı bir zaman…

İşte o zaman gerçek şiirlerle ortaya çıkacağız. Bu gün için zor mu bunlar? Oldukça. Lakin, şairlikte zaten kolaya talip olma işi değil ki.

Dilimin ayarı yok fena doğru söylerken. Hele de şiir sanılan boşluklarla her yerin doldurulduğunu gördüğüm zamanlarda. O yüzden sözü fazla uzatmayacağım.

Edebi çöplüklere ve şiir dünyasına çok açık bir mesajla;

Dar açıların fanusunu kıracak,

Kötünün afişe edilip derin estetik kaygının ve şiir değerinin bulunduğu

Ölümümüzden 500 sene sonra dahi anılacak şiirler yazdıran bir bilinç diliyorum.

Ancak zora talip olanlar şiirde var olabilir.

Ve kurtuluş, önce kurtarmayı istemekle başlar.

M. Sadi KARADEMİR/ 20.02.16

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here