Sosyal Medya Çağında “İstiklâl Ruhu”nu Okuma Temrinleri | Mustafa Nurullah Celep

0
182

Mustafa Nurullah Celep

Sosyal Medya Çağında “İstiklâl Ruhu”nu Okuma Temrinleri

[Çanakkale -Bir Devrin Bittiği Yer]

GİRİŞ

Çanakkale Savaşı, Yakın Çağ Dünya Tarihi ve Türk Tarihi içindeki ciddi yeri bakımından önemli bir savaştır. Osmanlı Devleti’nin son dönemine tekabül eden bu savaş, insanlık tarihinin dönüm noktaları ve savaş literatürü içindeki önemini bugün de korumaktadır. İtilaf ve İttifak Devletleri şeklinde iki farklı savaş anlayışına ve cepheye sahip gruplar arasında cereyan eden bu mücadele, Birinci Dünya Savaşının bir neticesi olarak açılan cephelerinden Çanakkale’de kara ve deniz harekâtı biçiminde gerçekleşmiştir. Türk Milleti bu cephede varlık mücadelesi vererek üstün bir gayret sarf etmiştir. Yavuz Bahadıroğlu’nun bu eseri, Çanakkale Cephesi içinde azami mücadele eden milletimizin savaş içindeki değerine, bu cephenin Birinci Dünya Savaşı içindeki hususiyetli konumuna ve cephede gösterilen insanüstü kahramanlıklara işaret etmesi bakımından bütünlüklü ve bilgilendirici bir çalışma olarak dikkati çekmektedir. Okuyucu bu eserle Çanakkale Zaferinin önemini daha bir kavrayacak, cephe gerisi ve üzerinden aktarılan bilgiler ve anekdotlarla bilinçlenecektir.

  1. Birinci Dünya Savaşı

Avrupa siyasi tarihi sürecinde karşılıklı birbirine husumet duyan devletlerin ve savaşların oluşturduğu gerilim ve çatışmaların bir sonucu olarak ortaya çıkan Birinci Dünya Savaşı, ön-sebep olarak Avusturya Macaristan Veliahdının Saraybosna’yı ziyareti sırasında bir Sırp Milliyetçisi tarafından vurularak öldürülmesiyle başladı. Farklı iki grup ve cephe şeklinde İtilaf ve İttifak taraflarına ayrılan devletlerin karşısında Osmanlı Devleti’nin durumu ilkin tarafsızlık biçimindeydi. İttihat ve Terakki liderlerinden Enver Paşa’nın Almanya ile birlikte savaşa girme hevesi ve düşüncesi, Osmanlı Devleti açısından bir fırsat olarak değerlendiriliyordu. Mamafih iki Alman zırhlısının Boğazlardan geçip İstanbul’a gemileriyle yanaşması ve Karadeniz’deki Rus limanlarını bombalaması, savaş diplomatiği gereği Osmanlı Devletinin Rusya’ya savaş ilan etmesine ve Birinci Dünya Savaşına girmesine sebep teşkil etmiştir. Bu saldırının ardından da Rusya’nın müttefiki İngiltere ve Fransa da Osmanlı Devleti’ne savaş ilan ettiler.

Bu savaş ilanına binaen Osmanlı Padişahı Sultan Mehmet Reşad, Birinci Dünya Savaşı başlar başlamaz “Osmanlı Padişahı” sıfatıyla önce ülke genelinde seferberlik ilan etti, sonra dünya genelinde tüm Müslümanların savaşa katılmalarını sağlamak için “Halife-i Müslimin” sıfatına dayanarak Şeyhülislam Mustafa Hayri Efendi’den fetva isteyerek “cihat” ilan etti. Bu minval üzere cereyan eden ve şekillenen savaşta konum belirleyen taraflar iki farklı cepheye ayrıldı:

İttifak Devletleri:

Almanya

Avusturya Macaristan İmparatorluğu

İtalya

Bulgaristan

Osmanlı Devleti

İtilaf Devletleri:

İngiltere

Rusya

Fransa

İtalya

Sırbistan

Japonya

Romanya

Portekiz

ABD

Brezilya

Yunanistan

Osmanlı Devleti, savaş boyunca on farklı cephede savaştı. Bu cephelerden önemli olanları sıralayacak olursak, Kafkas Cephesi, Kanal Cephesi, Hicaz ve Yemen Cephesi, Irak Cephesi, Suriye ve Filistin Cephesi, Galiçya-Romanya Cephesi ve Çanakkale Cephesidir. Bu cepheler için sonuçları ve zayiatı bakımından en önemli cephe Çanakkale Cephesidir.

  1. Çanakkale Cephesi

Çanakkale Cephesi diğer cephelerin yanında şartları en ağır ve külfetli olan cephedir. Kara ve Deniz Harekâtı şeklinde cereyan etmiştir. Bu cephenin açılma amaçları arasında şunları ifade etmek mümkündür: İtilaf Devletleri müttefikleri Rusya’ya silah ve gıda yardımı yapmak istiyordu. Aynı zamanda bu devletin Doğu Anadolu’ya yönelik saldırılarını kolaylaştırmak, bunun yanında Almanya’nın doğuya doğru yayılmasını önlemek, Boğazları ve İstanbul’u alarak Osmanlı Devleti’ni savaş dışı bırakmak, bu cephenin açılma amaçları arasındadır. Ayrıca İngiltere, Mısır’daki hâkimiyetini güvenceye alıp oradan Ortadoğu’daki zengin petrol yataklarına ulaşmak istiyordu. Çanakkale Savaşı Şubat 1915 günü başladı. İtilaf Devletlerinin nihai amacı, bir an önce Çanakkale’yi geçip hedeflerini gerçekleştirmekti. Kara ve deniz savaşları şeklinde cereyan eden bu cephede İngiliz Denizaltısı E 11, Fransız kuvvetleri ve İngiliz Elizabeth savaş gemisi de Osmanlı sahil bataryalarını bombalayarak ilk Çanakkale saldırısını başlattılar. İtilaf Devletleri, Gelibolu Yarımadası’na asker çıkararak Çanakkale savunmasını etkisiz hale getirmeyi planlıyordu. Çanakkale Cephesindeki Kara Savaşları, İngiliz, Fransız, Avusturya-Yeni Zelanda ordularındaki askerlerden oluşan birlikler aracılığıyla Arıburnu Cephesine çıkarma şeklinde gelişti.

İtilaf Devletleri Deniz Savaşlarından bir sonuç alamayınca Kara Savaşlarına yöneldi. Çanakkale Kara Savaşları da kendi içinde İtilaf Devletlerinin farklı kanatlardan saldırılarıyla çeşitlere ayrılır: Birinci Kirte Savaşı, İkinci Kirte Savaşı, Üçüncü Kirte Savaşı, Zığındere Savaşı, Arıburnu Cephesi, Birinci Anafartalar Savaşı, Tekketepe Savaşı, İkinci Anafartalar Savaşı. Bu savaşlar, çatışma ve taarruzlarla 29 Ağustos tarihine kadar sürdü. Bu kara savaşlarından da ciddi bir sonuç alınamadı. İtilaf Devletleri İkinci Anafartalar Savaşından sonra kuvvetlerini cepheden yavaş yavaş geri çektiler, bu esnada Bulgaristan, İttifak Devletleri safına girerek Sırbistan’a saldırdı. Bu olay, İtilaf Devletlerinin Çanakkale’deki varlık sebeplerini kaldırmış oldu. General Hamilton’ın yerine atanan Munro, gözlemlerini uzun bir rapor halinde İngiliz Yüksek Savunma Konseyi’ne sundu. Rapor neticesinde yenilgiyi kabul etmek durumunda kalan İtilaf güçleri, Gelibolu’nun tahliye edilmesiyle birlikte Çanakkale’nin geçilemeyeceğini bir kez daha kavramış oldular.

Osmanlı savunmasının amacı Başkent’in (İstanbul) işgalini önlemekti. Bu hedefe de üstün gayret sonucu ulaşılmış oldu. Savaş sürecinde Alman askerleri daha çok denizaltı ve sağlık hizmetleriyle katkı verdiği Çanakkale Savaşlarının etkilerini ve savaşan taraflara değişik yansımalarını maddeler halinde şu şekilde sıralayabiliriz:

  • İngiltere ve Fransa ile Osmanlı ve Alman orduları arasında cereyan eden savaşta İtilaf Devletleri yenilgiye uğramış, Çanakkale Boğazı geçilememiş, İstanbul işgal edilememiştir.
  • İtilaf Devletleri, ekonomik ve siyasi açıdan zor durumda olan Rusya’ya yardım götüremedi, bunun sonucu olarak da Rusya’da Çarlık rejimi devrildi, Bolşevikler iktidara geldi.
  • Birinci Dünya Savaşı iki yıl daha uzamıştır.
  • Savaş esnasında Osmanlı tarafı çok sayıda eğitimli insanını kaybetti, dolayısıyla da Cumhuriyet Döneminde eğitilmiş insan sıkıntısı çekildi.
  • Karşılıklı olarak çok sayıda insan ve malzeme kaybı yaşandı.
  • Çanakkale Savaşı, Avusturya ve Yeni Zelanda’yı da etkiledi. Britanya İmparatorluğuna güven sarsıldı. Britanya İmparatorluğundan ayrılan Anzaklar Avusturya Devletini kurdu.

Çanakkale Savaşları sürecinde aktif ve dolaylı rol alan komutanlar, liderler ve paşalar kimlerdi?

Sultan V. Mehmet Reşad, Sultan İkinci Abdulhamid’in kardeşidir. İkinci Abdulhamid, 31 Mart Olayından sonra tahttan indirilince 65 yaşında Padişah oldu. Saltanatı simgesel olarak yürüttü. Cihad-ı Ekber’in ve Seferberliğin ilan edilmesinde aktif rol aldı. Enver Paşa, vatansever ve ülkesine bağlı idealist bir liderdi. Çanakkale Savaşlarının başlamasında etkili oldu. Talat Paşa, Yarbay Mustafa Kemal (Atatürk), Yarbay Kâzım Bey (Karabekir), Esat Paşa, Cevat Bey (Çobanlı), Yarbay Hüseyin Avni Bey, Binbaşı İzzeddin (Çalışlar), Binbaşı Halis (Ataksor), Binbaşı Nazmi Bey Çanakkale Savaşları boyunca etkin rol alan komutan ve liderlerdir.

  1. Çanakkale Savaşlarının Belirleyici Olmuş Kahramanları

Savaşın kaderini değiştiren, savaş içinde gösterdiği fedakârlıklarla belirleyici olmuş kahramanlar şunlardır:

Nusret Mayın Gemisi, Çanakkale Zaferinde önemli işlevler yüklenmiş, ateş gücü yüksek bir mayın dökme gemisidir. Osmanlı Devleti’nin ekonomik durumu boğazları mayınlayabilmek için yeterli imkânı vermiyordu. Eldeki mevcut 26 mayının denize dökülmesine karar verildi. Sessiz ve atak bir şekilde 26 mayın denize planlandığı gibi sıralandı. Nusret’in döktüğü mayınların ardı ardına patlamasıyla birlikte İtilaf güçleri büyük zayiat verdi.

Muavenet-i Milliye Muhribi, İngilizlerin büyük zırhlısı Goliath’ı ateşlediği bir torpido ile tahrip etti. Muavenet’in başarısı, İngiltere Kabinesinde krize neden oldu. Bu olay üzerine İtilaf Devletleri Çanakkale Boğazını denizden geçmeyi denemekten de ikinci kez vaz geçti. Türklerin üstün mukavemet gücü, tüm saldırıları etkisiz hale getirdi.

  1. Alay’ın kahramanlığı da Çanakkale Savaşları içinde ayrıca bir öneme sahiptir. 57. Alay, İngiliz-Fransız taarruzunu püskürterek Yarbay Hüseyin Avni Beyin komutasındaki 628 kişilik mevcuduyla savaşta şehit olarak Türk tarihi içindeki yerini aldı.

Çanakkale Savaşlarında Ezineli Yahya Çavuş’un küçük mangasının, bir düşman taburunu yenmesi de önemli bir değere sahip bir kahramanlıktır. Bu savunma esnasında Ezineli Yahya Çavuş başta olmak üzere bütün takımı şehit oldu. Gösterdiği kahramanlık adına Seddülbahir’de Yahya Çavuş Anıtı dikildi.

Dardanos Tabyası da Çanakkale Savaşlarında gösterdiği mukavemet gücü ile tarihin sayfalarında yerini aldı.

Bombacı Mehmet Çavuş, Çanakkale’de bir kolunu kaybederek kahramanlık gösteren, belirleyici öneme sahip bir Türk askeridir.

Saka Hüseyin, 35. Piyade Alayı’nın 2. Bölüğüne mensup, yaralılara su taşıyan bir su taşıyıcısıdır. Zor savaş koşullarında gösterdiği fedakârlıklarla Çanakkale Savaşları içinde seçkin yerini almıştır.

276 kiloluk top mermisini sırtında taşıyan Seyit Onbaşı, savaş içinde kararlılık göstermesi bakımından üstün bir başarı örneğidir.

Bu tarihi kahramanların yanında, Mersinli Emin, Fransız Öğretmenliği yaparken savaşa adını yazdıran Ahmet Rıfkı, Hasan Etem, Osman Oğlu İbrahim, Seyfullah ve Çanakkale’nin kadın savaşçılarından Mücahide Hatice Hanım, Nezahat Onbaşı, Zeynep Mido Çavuş, Gazi Fatma Çavuş, Safiye Hüseyin vd. Çanakkale Savaşlarında, bir devrin bittiği ve yeni bir devrin başladığı evrede çetin savaş koşullarında başarılı kahramanlık hikâyeleri yazmışlardır.

SONUÇ

“Kendi ruhuyla sorunlu olanlar, Anadolu insanının ruhunu nasıl çözsün?” sorusunu soran yazar, bireysel sorunlar ve çıkmazlarla iştigal ettiğimiz bir zamanda Anadolu kahramanının ruh haritalarını çözümlemek ve kavramak bakımından faydadan ari olmayan önemli bir eser vücuda getirmiştir. Çanakkale-Bir Devrin Bittiği Yer, çağımızın çetrefil iç sorunları ve Ülkemizin içinde bulunduğu kritik şartlar ve de çevre ülkelerin kuşatması altında, tarihte iz bırakmış bir destanın sayfalarını etraflıca ve köklü bir şuur ekseninde özümsememize destek oluyor. Bunu yanında yeni yetişen nesle örnek şahsiyetler sunmasıyla birlikte Tarihten güç alan/ güç devşiren bir millet olmamız hasebiyle işaret ettiği hususiyetleri muvacehesinde üzerinde düşünülüp ibret alınması gereken bir çalışma ortaya koymuştur. Her türlü ve her çeşit saldırıya rağmen “Çanakkale’yi geçmenin” mümkün olmayacağını da eserle birlikte göstermiştir.

[Yavuz Bahadıroğlu’nun “Çanakkale -Bir Devrin Bittiği Yer” adlı eseri (Panama Yayıncılık, Ank.) özetlenerek kaleme alınmıştır]

[Eleştiri Haber, Mart 2019]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here