Şiir Tadında Eleştirel Denemeler | İbrahim Eryiğit | İktibas

0
712
Erdal Noyan

ŞİİR TADINDA ELEŞTİREL DENEMELER*

İBRAHİM ERYİĞİT

“Eleştirmenin bir kolu vardır: Deneme.” der ve devam eder Nurullah Ataç bir yazısında:  “Deneme, bir yandan eleştirmedir. Bir konuyu alır, onu inceler, onun gereklerini bulmağa, göstermeğe çalışır. Denemeci, şiirin ne olduğunu, nasıl olması gerektiğini araştırır. Bunda bir yaratıcılık payı vardır: Denemeci şiirde, hikâyede, musikîde neler bulunduğunu söylerken kendince bulunması gerekenleri de söyler. Yani kendi içini de dinler, kendini bir yana bırakmaz. Biz bunu az çok beceriyoruz. Ben de yapabiliyorum, başkaları da.”

Deneme kapsam, biçim ve içerik özellikleri bakımından diğer edebî türlerle benzerlik gösterebilir. Eleştirel deneme, deneme ve eleştiri arasındaki bu benzerliği yansıtan bir tür olarak karşımıza çıkar. Denemenin kimi zaman içerik bağlamında eleştiriyi içermesi kimi zaman da eleştirinin denemenin üslûbuna kayması gibi biçim ve içerik özellikleri, sözkonusu bu iki türü birbirine yaklaştırabilir. Bence, denemeyi eleştiriden ayıran en belirgin fark, yazarın ele aldığı nesneye bakışıdır. Eleştiride alışılagelen yaklaşım tarzı ana konuya çok uzak olmayan, daha çok onu destekleme işleviyle verilen örneklere dayanmasıdır. Denemede ise eleştiri için geçerli olan konular yer almakla birlikte, ele alınan nesne yazarın düşünce ve hayal dünyasının zenginliğine bağlı olarak hemen her yönüyle değerlendirilmeye elverişli bir genişliğe sahiptir. Eleştirel denemelerde yazar, bir konuyu işlerken iyi ya da kötü yanlarını kişisel bir tavırla ele alır, yargı verirken çözümleyici bir tavır sergiler; katı ve kesin yargılar vermez. Dolayısıyla bu yaklaşım yazarın kendine özgü nitelikler taşır. Bu kendine özgülük olgusu bir de şiirsel üslupla birleştiğinde, ortaya bir çırpıda okunuveren, okuru her yönüyle sarabilen metinler ortaya çıkarır doğal olarak. İşte tam da bu oylumda denemeler yazan Erdal Noyan, Çay Molası ve Zaman Irmağı adını verdiği deneme kitaplarıyla karşımıza çıkıyor. Bu kitaplar, Okur Kitaplığının 188. ve 189. kitapları olarak Ekim 2017’de edebiyat dünyamıza kazandırıldı. Her iki kitapta yer alan toplam 151 tane denemede, yazarın, insanlara, olaylara ve düşüncelere ilişkin son derece doğal ve içten saptamalarla bezenmiş ve şiirsel bir üslupla yoğrulmuş eleştirel bakışını dile getirmesi açısından kendine özgü bir karşılık buluyor okurunun yüreğinde ve beyninde.

Çay Molası adlı kitabında, Nereden Gerekti Yazmak adlı denemesinde, “Yazmak, bir isteği karşılamaktır, bir gerekliliği gidermektir, bir çözüm arayışıdır… Yazmak konuşmanın belgelenmiş şeklidir. Yazmak yürekli insanın eylemidir o yüzden.” diyen Noyan, “Yazmak o kadar da iyi bir şey değil. Yazmamayı tercih ederdim. Yazar gönlünce okuyamaz. Hiç zaman ayırmayacağı şeyleri de okur, yazı konusu gerektiği için… Artık dilediğini dilediği gibi okuyamayacak. Vaktinin önemli bir bölümünü yazmaya ayıracak. Belki hiç kullanmayacağı şeyleri not edecek. Eline kitap aldığında diğer elinde kalem hazır olacak. El altında kağıt da bulunacak. En akıcı anlatıya bile kendini tam veremeyecek. En keyifli yerde ilham gelebilir. Hemen kağıda dökmezse gelen gidebilir. Okuduğunu bırakıp, geleni kayıt altına almakla uğraşacak. Yazmak, huzursuz yaşamaktır. Elimde olsaydı yazmazdım” der, Elimde Olsa Yazmam adlı denemesinde. Çelişki gibi görünen bu iki denemedeki cümleler aslında birbirini tamamlayıcı nitelikte.

Zaman Irmağı adını verdiği diğer kitapta yer alan denemelerde de aynı üslubu sürdürüyor Erdal Noyan. Hayatın içinden sesleniyor okuruna, hemen yanı başında sohbet ediyormuşçasına sahici. Kitabı elinizden bıraksanız bile sayfaların arasından elini uzatarak her gün gördüğümüz ama farkında olmadığımız nesnelere, canlılara ve olaylara dikkatimizi çekmeye devam ediyor adeta. Okuluna Koşan Öğrenci’den tutun da, Nezarette Çalan Hırsız’a kadar, Nisan Karı’ndan, Körlerin Maçı’na kadar aklımıza gelmeyecek ve yaşadığınız sürece de asla karşılaşmayacağımız kişilere ve olaylara dair saptamalarının şiirselliğinden her iki kitabı da çabucak okumanın sevincini ve hüznünü yaşayacağınızı belirteyim. Söz konusu hüznün de kitapların okunup bitmesinden kaynaklı olacağını söyleyeyim.

Bu yazının, söz konusu kitaplarda yer alan denemeler hakkında daha çok söz etme imkânı veremeyeceği gerçeğini hatırlatarak, bu konuda çaresizliğimi dile getirmek istiyorum. Gönül isterdi ki böylesine güzel şiirsel denemeleri daha geniş tahlil edeyim ama takdir edileceği üzere teknik olarak bu mümkün görünmüyor ne yazık ki. Burada, benim adıma en iyisinin,  okuyucunun Çay Molası ve Zaman Irmağı ile en kısa zamanda kavuşmasını dilemek olsa gerek diye düşünüyorum.

*Edebiyat Ortamı, Kasım-Aralık 2017

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here