Şiir Okumak mı Sakız Çiğnemek mi? | Fatih Çodur

0
298
Şiir Okumak mı Sakız Çiğnemek mi? | Fatih Çodur

FATİH ÇODUR

ŞİİR OKUMAK mı SAKIZ ÇİĞNEMEK mi?

Şiirden bize bir “şey” kalıp kalmaması gerekliliği düşünüldüğünde bize bir şiirden yine bir “şiir” kalıyorsa, o zaman bu gereklilik bize kendisini kanıtlamış olur. Şiir okuyan kişilerin okumayanlardan farkı şiir okumayı istemek değil şiir yazılmasının devamına olan cüzi katkı olabilir. Yazılan şiirler arasında en parlağı ve hepimizi gönlümüzden kavrayanı henüz yazılmamış olandır gibi klişe bir söylemle devam edersek şiir okumanın da her zaman sakız çiğnemekten daha fazlası olduğunu söyleyebiliriz.

Ciddi şiir okurları vaktini bir şiiri okuyup geçerek değil aksine o şiirde kalarak değerli kılar. Yoksa şiir okumanın okuyucu üzerinde ne gibi bir etkisi olabilir? Buradan çıkarılabilecek anlam da elbette sosyal medyada kare kare o “bir”icik şiiri paylaşmak olamaz. Bir şiir üzerinde ancak bir ömür kalınabilir çünkü. Dahası, “şiir” üzerinde ancak bir ömür kalınabilir. Çünkü şiir sakız değilse de Japon yapıştırıcısı işlevi görür hayat üzerinde. Ancak şiir okuyucularının bunu anlamasını beklememek lazım… Bu gerçeklik yalnız şairlere gösterir kendisini.

Konuya dönecek olursak, şiir okuyunca sadece şiir okumuş oluyorsak sakız çiğnemekten başka bir şey yapmıyoruzdur. O zaman sakız çeneyi şiir kalbi yorar tezini savunabiliriz, bir şiir okuyucusu için.

Hâlbuki bir ömür şiir okuyarak kalmak yerine sakız çiğnemeyi tercih edersek maliyeti azaltmış ve gelir-gider dengesinden hareketle her sakızda bir sonraki sakızın çiğnenebilme ihtimalini ve hatta toplam kalitesini artırmış, sakız çiğneyememe riskini de ortadan kaldırmış olabiliriz.

Şiir okumak mevzusunda bir kere artan maliyetten ötürü gelir-gider dengesi bozulabilir, sermaye azalımı ve bu nedenle diğer işlerde motivasyon düşüklüğü yaşanabilir. Bu yüzden şiir kitaplarının basımından, dağıtımına ve okunmasına kadar yapılan tüm masraflar israftan öteye gitmez.

Bir de şiir okurken sakız çiğnemek var ki sadece sakız çiğneyicisi olmaktan daha beter değil. O zaman şiir okuyucuları ile sakız çiğneyicileri arasındaki ayrım da ortadan kalkar ve tüm bakkallar sakız satmaktan vazgeçip beşlik onluk paketlerle şiir satmaya kadar işi götürebilir. Şıpsevdi misali hani… Değme bakkalların keyfine sonra…

Demem o ki; okunup bir köşede kaderine terk edilen şiir kitapları ile bir süre çiğnenip ağızdan atılan sakızların arasında doğrusal bir benzerlik var. İkisi de yapışıp kalır, kısa süre ağızda tat bırakır, daha fazla tüketime yol açar.

Bu sebepten ya sakız çiğneyicisi ya da şiir okuyucu ol! Sakın üçüncüsü olma… Üçüncüler hiçbir zaman ne bir sakızı sakız, ne de bir şiiri şiir yapacak eylemde bulunamazlar çünkü.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here