Şeyh Edebali Diyarı Bilecik’te Medeniyet Yürüyüşü | Selvigül Kandoğmuş Şahin

0
42

ŞEYH EDEBALİ DİYARI BİLECİK’TE MEDENİYET YÜRÜYÜŞÜ

  “ Ey oğul, artık Bey’sin!

Bundan sonra öfke bize, uysallık sana. Güceniklik bize, gönül almak sana.  Suçlamak bize, katlanmak sana. Âcizlik bize, hoş görmek sana. Çatışmalar, anlaşmazlıklar bize, adâlet sana.  Kötü söz, şom ağız, haksız yorum bize, bağışlamak sana. Bölmek bize, bütünlemek sana…

    Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelâmlısın! Amma bunları nerede ve nasıl kullanacağını bilmezsen,  öfken ve nefsin bir olup aklını yener. Sabah rüzgârlarında savrulur gidersin. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene hâkim olasın.

   Unutma ki, dünya sandığın kadar büyük değildir. Bütün sırlar; bilinmeyenler, görülmeyenler, ancak  senin şecaat, fazilet ve irfanınla fethedilip gün ışığına çıkacaktır.

   Ey oğul! Sabretmesini bil, vaktinden önce çiçek açmaz.

   Şunu da unutma; insanı yaşat ki, devlet yaşasın!” ( Şeyh Edebali)

Şeyh Edebali diyarına sabır çiçekleri dermek için düştük yollara… Biliriz vaktinden önce çiçek açmaz. Ama çiçeklerin açması, gümrah bahçeler için tohum atmak gerek toprağa. Toprak ne kadar çölleşmiş, kurumuş, ayrık otlarıyla kaplanmış da olsa, sabırla, şekvayla, dirençle toprağın kurumuş bağrında çiçekler açması gerek dostlar…

Bir medeniyet yürüyüşüdür bizimkisi. Özümüze, bizi biz yapan milli ve manevi değerlerimize, insanlığımıza, hâmiliğimize, cihanşümul duruşumuza, onurumuza, erdemler kuşanmış benliğimize durmaksızın yürümek…

Gördük ki dünya sandığımız kadar büyük değil. Bunu modern zamanların dağılmış muhayyilesiyle şimdi daha bir idrak etmekteyiz tam da post modern zamanlarda. Bozguna uğramış, tarumar olmaya çalışılmış bir nesle aşina olsak da tohumlar atılmıştır bir kere. Bir kere dereler akmaya durmuştur, gümrah baharlarla çiçekler tomurcuklarını patlatma sevdasında beklemektedir.

Asırlar öncesinden seslenen büyüğümüz Şeyh Edebali diyarında şimdi sabır çiçekleri dermek için yollardayız. Tam da medeniyetin merkezinde, tam da cihan imparatorluğuyla asırlarca dünyaya hükmetmiş devletimizin mayalandığı aziz topraklarda olmak nasıl da yüreğimizi gönendiriyor. Nasıl da heyecan ve coşkuyla bakıyoruz gençlerin gözlerinin içine.

Sabretmesini, şükretmesini, direnmesini, çalışmasını bilerek yollara düşenler var Şeyh Edebali diyarında. Yüreğini coşkun nehirler gibi, çölleşmiş, kavruk topraklara salan, kavi bir duruşla, erdemli seslenişlerle gençliğe öncü olan, milletinin, Anadolu insanın bağrından çıkıp gelmiş nice neferler var…

Fazilet Durmuş gencecik yüreği ama dizginlenememiş umutlarıyla Bilecik Milli Eğitim Müdürü olarak gözleri ışıl ışıl anlatıyor: “Sabah ilk işim mesaiden önce o bir saatlik boşlukta gelip Şeyh Edebali Hazretleri ile dertleşiyorum” nasıl da heyecan ve coşkuyla anlatıyor. Gıpta etmemek elde değil.

Aydınlık, güneşli, serin, sıcak bir sonbahar günü bizi ağırlayan, eşsiz misafirperverlikleriyle bizleri bağrına basan, İl Milli Eğitim Müdürü Fazilet Durmuş, Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı, akşam yemeğinde bizimle buluşup bizleri misafir eden İl Valisi Tahir Büyükkakın’ a şükranlarımızı sunuyoruz. Ayrıca böylesine anlamlı bir proje ile bizleri buluşturan yazar Fahri Tuna’ya, emeği geçenlere teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Bilecik şirin, sıcak, alçak, yüksek tepeciklere kurulmuş bir güzel kasaba. Daha çok karasal iklimin hâkim olduğu kasaba sakin bir gelişmişlik yaşıyor sanki. Eskiyi koruma telaşını korurken, yeni yapılanmalar da göze çarpıyor.

Sonbaharın sarı, kırmızı hüzün kuşanmış yapraklı yollarından, solgun tablolar halinde uzanan ağaçlıklı vadilerinden sonra gençlerle bu küçük kasabada buluşmak benim için çok anlamlı. Çünkü çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım bir kasaba büyüsünde geçti. Toprak yollarında bisiklet sürdüm, arkadaşlarımla kitaplar okudum. O nedenle kasabaların sakin ama bereket kuşanmış zamanları vardır. Gençliği derinden yetiştirip olgunlaştıran. Kasabaların dingin yalnızlığının bereket kuşanmış sakinliğinde büyük hayallere dair umutları vardır gençlerin. Yükseklere uçan martılar gibi sınırlarını zorlayarak umutlarına öylece yürümek ve yüce kapıların önünde durmak, büyük şehirlere konuk olmak gibi.

Şimdi hayalleri, umutları olan bu gençlerle beraberiz. Onlara yürümeyi, yazıya, umuda, aşka, sevgiye öylece yürümeyi öğretirsek, yüreklerine bereketli tohumlar bırakırsak ne ala… Kalabalıkların, yol vermez trafiğin, metropolün tüm gürültü sağanağından sonra, dingin bir durak, sakin bir liman gibi Bilecik şimdi. Şimdi Şeyh Edebali’nin ikametgâhı o şehrin neredeyse en yüksek tepesinden şehre bakarken sanki tüm ülkeye bakıyormuş gibi bir his kaplıyor içimizi. Bu eşsiz mekânın huzur, sürur ve esenlik kuşanmış zamanlarına tutunarak, sonbaharın hüznünü yüklenmiş tüm ağaçlara ayrı bir nazarla bakıyoruz. Eşi bulunmaz manzarası, derin duyarlılıklarla bezeli küçük camisi ve türbenin o eşsiz sükûneti bürüyor yüreklerimizi. Ve bir türlü ayrılamıyoruz, merdivenleri inemiyoruz…

Bilecik Şeyh Edebali Yazarlık Mektebi’nde öğrencilere mihmandarlık yaparak bu yürüyüşe revan olmalarında yol olacak hocalar: Fahri Tuna (Portre Yazarlığı), Mustafa Özçelik (ŞiirAtölyesi), Şakir Kurtulmuş (Deneme ve Düşünce Atölyesi, Osman Suroğlu ( Çizgi Atölyesi), Selvigül Kandoğmuş Şahin (Hikaye Atölyesi).

Yine ayda bir gerçekleşecek olan Medeniyet Söyleşileri’ ne konuk olacak düşünce insanı, yazarlar ve sanatçılarımız: Nurullah Genç, Yıldız Ramazanoğlu, D.Mehmet Doğan, Sadık Yalsızuçanlar, İsmet Yerlikaya, Mehmet Bozdağ, Sadık Yalsızuçanlar, Selçuk Küpçük

İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diyerek çıkılan yollarda biliyoruz “vaktinden önce çiçek açmaz”…

Anadolu’nun bağrına Bilecik gibi kutlu, tohumların yeşerdiği mümbit topraklarımıza, gençlerimizin yüreklerine tohumlar bırakmaya, yine zamanı geldiğinde rengârenk güller, sümbüller, menekşeler dermeye geldik… Hayırlı, bereketli bir çalışma olması duasıyla efendim…

 

Selvigül Kandoğmuş ŞAHİN

08.11.2017

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here