“Sevgiden korkmayan güzel yüreklere” sunulmuş lirik bir şiir: Nar

0
708

Mustafa Nurullah Celep

“SEVGİDEN KORKMAYAN GÜZEL YÜREKLERE” SUNULMUŞ LİRİK BİR ŞİİR: NAR

Nevzat Akyar’ın lirik şiirlerden oluşan Nar adlı kitabı, sevgiden korkmayan güzel yürekli çocuklara sunulmuş güzide bir armağandır. Güzel yürekli çocuklar evet, Akyar’ın ince lirikler toplamındaki öne çıkan izleklerden biri de çocuk/lardır. Akyar, çocuk temine bir şiir bakışı geliştirirken içli ve dokunaklıdır da aynı zamanda. Umut, ölüm, hüzün ve ölüm duygusuyla birlikte düşünür çocuğu şair.

Üç cümlede Nar’ın genel olarak öne çıkan temlerini sıraladık, şimdiyse bunları birbiriyle ilişkilendirerek açıklayalım, zira çünkü Nar’daki bu temler, birbiriyle ilintilendirilerek yer bulurlar şiirler katında. Sonrasında ayrılık, aşk ve zaman temleri de katılırlar bu gruba. Şair Akyar, tüm bu temlerden şiirini inşa ederken beslenir beslenmesine ama onun en nihayetinde konuşlandığı yer, gönlüdür, yüreğidir diyorum. Şair Nevzat Akyar, Halk Şiiri damarını da göz önünde bulundurduğumuzda bir “gönül şairi” olarak öne çıkar. O bir yürek şairidir. Mesela ölüm duygusu, şairin keder duymasına sebeptir. Çocuklar ezilirken yüreği de titrer, ezilir şairin. Bu anlamıyla şiirler atlasına içli bir dokunaklılık hâkimdir.

“Bir çiçek koparsa insan

Farzet ki bir yayladan

Götürmek için olsa saraya

Çiçek ağlar, ölür sultana varmadan.” (s.27)

Eğitimleri engellenen kızlarımız için yazılan “çiçekleri ezmeyiniz” adlı bu nahif ve ince duyarlıklı şiir, ders kitaplarına ve müfredata da alınsa yeridir. Taze, yalın, süssüz bir söyleyişle biçimlenen şiirde şairin incelikli duyarlığının güzel-duyusal bir örneğini görüyoruz.

Nevzat Akyar için şiir, bir anlamda gönlüyle “halleşmeler toplamı”dır. Yukarıda seçik bir açıklama zeminine taşıdığımız izlekleri Akyar, gönlüyle besleyerek lirik bir şiir atlasına büründürür. Gönlüyle şiir konuşmalarının doğum yeri de hayattır, yaşamaktır diyebiliriz. Yani Akyar’ın lirik duyarlığının çıkış yeri, yazılış gerekçesi, kaynağı hayattır, hayattan beslenir. Somut bir örnek:

“müebbete şafak sorulur mu tacettin

gönlümü gönlüne vermeye geldim

ruhumu genişlet tacettin.” (s.29)

“diri çocuklar gibi koşardım suya” (s.30)

“limanda ağlar çocuklar, elleri biletli” (s.31)

Nar’ın geneline safiyetten ve hayattan kaynaklı olarak taze bir söyleyiş hâkimdir. Bu tazeliğin de kaynağı yaşamaktır diyebiliriz. Tek celsede hayatın da kaynağının “aşk” olduğunu söyleyeceğim. Bize göre onun en güzel şiiri, en yalın bir aşk şiiri olan ve şiire de adını veren “aşk”tır. “Aşk” bugüne dek yazılmış en sade ve temiz bir Türkçeyle kotarılmış bir aşk şiiridir. Bu kısa – bir kuş ölümü ya da kısa bir film kadar az- bu “aşk” şiirini aynen buraya aktarıyorum:

aşk

bir çocuk taş attı

kuş uçtu

 

bir kuş kondu dala

ağaç kurudu

 

bir kuru dalı gerdi adam

yay oldu

 

bir oku çekti çocuk

yay koptu

 

aşk oldu (s.35)

Bu şiirde de “çocuk” teminin yer bulduğuna dikkatinizi çekerim.

Şair Nevzat Akyar

Nar’da sıkça tekrarlanan temlerden biri de hüzün ve dünya imgeleridir. Bazen hüzün ölüm temiyle birlikte dökülür kalemine şairin. Dünya temi yaşamakla irtibatlıdır. Zaman, yalnızlık ve acı temleriyle beraber şiirlere nostaljik ve bilgece bir iklim egemen olur. Zaman temi umudu terkisine alarak aşk’a kanat çırpar ve “evlere şenlik bir çocuk” olur.

“Çocuklar şen”dir ve tüm bunlar aşk ve rüya atmosferinde gönlün sohbet halesinde yerini bulur. Dedik ya Akyar için şiir bir halleşmeler toplamıdır.

Akyar için şiir aynı zamanda kalbini tanımak içindir. Yaşamak ve diğer tüm temler şairin iç evreninde deveran eder. Lirik şiirlerin karakteristik bir vasfı olarak şairin ben’iyle alışverişi, devinen, kendi içinde dönüşümlü ve içlemseldir.

Şiirlerde “gül ve ses” motifleri de şiirsel sözü besleyen temel unsurlardır. En nihayet sözel bir şairdir Nevzat Akyar. Temleri soyut ve içrek temlerdir. İçindeki dünyadan güç alır, güç devşirir. Şair bu temlere hangi anlamları, nite şiirsel yükleri yüklerse yüklesin, sözü ve özü/kendiliği aşk karşısında mustarip olmaktan berî kılmayacaktır onu.

“dondurdum güzel sözlerimi tarifsiz işvene rağmen

dillerim lâl

kelimelerim kuru kalabalıklar gibi tozlu raflarda” (s.84)

Şair sanki melamet hırkasını giymiş “deli çocuklar” gibi gönlün topraklarında gezinir gibidir. Şairin gönlüyle alışverişi bu hâl üzeredir. Şiirlere hafif tonda da olsa rindâne bir söyleyiş, coşumcu bir edâ hâkimdir.

“arama ellerimde

ne nergis ne lale ne gül kurusu

bir avuç karla gelmişim

yaşama ve ölüme

savurmak için sadece” (s.92)

Hayat ve ölüm temlerine dikkatinizi çekerim. Bu durumda şair, en nihayetinde – şiir kitabının son mısraı biçiminde- sessizliğe bir menzil olarak varışı, bize yazdığı şiirlerin bir “iç serüven” eşliğinde yazıldığını hissettirir.

Böylece biz de Nar’dan sonrası şiirlerin ne hâl üzere vücût bulacağını bekleyip göreceğiz.

Şiirlerin geneline dair takıldığım bir husus, “gibi” edatının çok fazlaca kullanılmasıdır. Bu teknik kusurun çoğun sıkça tekrarlandığına tanıklık etsek de bu küçük kusurun kitabın geneline yayılan şiirlerin yanında pekâlâ bulunabileceğini görüyor, bunu olağan karşılıyoruz.

Şair Nevzat Akyar’ın “suskunluk”tan sonraki şiirsel durağının neresi olacağını merak ediyor, şiirsel yüreğine sağlık ve kalemine bereket diliyoruz.

“söz yerine ulaştı ben susuyorum.” (s.96)

{Eleştiri Haber, 01.04.2018}

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here