“Senin şiirlerini yarın da okumaya devam edeceğiz şair babam” | Ali Celep | Şiir Deyince

0
358
Rasim Demirtaş

ŞİİR DEYİNCE-19 / ALİ CELEP

(Rasim Demirtaş’ın ‘Olmayınca’ şiiri hakkında)

Rasim Demirtaş’ın şiirini ilk kez Dergâh dergisinde okuduğumu hatırlıyorum.

Belki yirmi sene olmuştur, bu derginin genellikle ikinci ya da üçüncü sayfasının bir kısmını kaplayan o kısacık tık nefes şiirini okumadan diğer sayfalara geçmediğimi de hatırlıyorum.

Bu dergi dışında yayımlanmış başka şiirlerini bilmiyordum.

Yeni öğrendim başka birçok dergide şiirleri olduğunu.

Demek daha da önceki yıllara varıyor şiire ilgisi.

Şu kadar yıl var şiir yazıyor diyorum ya, her halde bu duruma koşut, çok şiir kitabı vardır diyesi gelir insanın, öyle değilmiş.

Üç şiir kitabıyla gelmiş bugüne, bunlar da haniyse, yolun yarısında yayımlanmış:

İnsan Saati (1996)

Duygu Sayacı (1999)

Güneşli Gölge (2007)

2007 sonrasında yeni bir şiir kitabı çıktı mı bilmiyorum.

Şiirleri üzerine çok yazılmış Rasim Demirtaş’ın.

Demek bir karşılık bulmuş yazdıkları.

Ben burada ‘Olmayınca’ adlı şiiri üzerinde kısaca duracağım.

Umarım benim söyleyeceklerim de ucundan kıyısından emeğe saygı diye algılanır.

 

‘Olmayınca’ 2010 yılında Türk Edebiyatı dergisinin Şubat sayısında yayımlanmış.

Üç bölükten oluşuyor bu şiir.

Her bölük birkaç cümlenin kırılmasıyla kurulan beş kısa sözcük öbekleriyle çatılmış.

Bu sözcük öbekleri ses ve anlam bütünlüğünü sağlamak gayesiyle olacak, noktalama işaretleriyle ayrıştırılmış.

Noktalama işaretleri, ses ve anlam uyumunu gözeten, meramı his temelinde dillendiren şiirlerde önemlidir.

Fakat gerekli gereksiz kullanıldığında şiirin akışında sıkıntılar yaratabilir.

Gereksiz kullanılması, fazla dikkat çekici sıklıkta kullanılması anlamındadır.

Bu şiirde fazla dikkat çekici bir biçimde bazı noktalama işaretlerinin gereksiz kullanıldığını söyleyelim.

Mesela ilk üç bölüğün ilk dizelerindeki noktalı virgüller, üçüncü bölüğün ilk dizesinde ‘ya’dan sonra gelen virgül, ikinci bölüğün son dizesindeki virgül ve noktaların hepsi.

Gerekli ve doğru kullanılan tek noktalama işareti üç nokta olmuş.

Lüzumsuz kullanılan noktalama işaretlerinin şiirde yol açtığı başka sıkıntılar da var:

Duyguyu taşıyan ifade, okurda düz anlam algısı yaratır. Bu durum bütün olarak şiirin bir ön düşünce ürünü olduğu hissi yaratır. İşçilik fazla göze çarpar hale gelir.

Gerçek, şiirle iletilmek istenen zevkin arkasında kalır. Şu var ki bu biçim şiirlerde gerçek bilgisi, duygusal düzlemde coşkuyla devinmediği sürece, çoğunlukla anlağın anlık ışıltısı olarak kalır.

Nokta cümleye nihai anlamda kesin bir biçim vererek bitirir.

Noktadan sonra gelen cümle, önceki cümleyle anlam bağını benzer bir düzlemde sürdürüyorsa, bu durumda nokta kullanmak gereksizdir. Aksi durum meramın doğranarak verilmesi sonucunu doğurur.

Diyeceğim böyle şiirlerde noktalama işaretleri sanki hiç yokmuş gibi kullanılmalıdır.

Virgülün gereksiz kullanımına gelince; kısa dizeli şiirlerde, duygunun duraksaması veya kesintili verilmesi gibi bir olumsuzluğa yol açabilir. Virgülün araya giren bir işlev gördüğü unutulmamalıdır.

Şiirin ilk bölüğünü önce şairin yazdığı şekliyle sonra da noktalama işaretlerinin tümü kaldırılarak okuduğumuzda sözlerimiz daha bir anlaşılır olacaktır. Bu okuma biçimini şiirin diğer bölükleri için de denemekte bir mahzur yoktur:

 

‘köpek vurulunca;

havlamaları kalır.

bir köyden bir köye

yankılanır sesi

uzaktan uzağa…’

 

Yıllardır okurum Rasim Demirtaş’ın şiirlerini.

Hemen bütün şiirlerinde benzer temleri ısrarla işler durur.

Ele aldığı temler okura yeni yaşama alanları açmaz.

Temi ele alma formunun da köklü bir biçimde değiştiğini bugüne dek görmedik.

Aynı şeyleri uzun süre söylemenin ya da bir şiiri muayyen malzemelerle sürekli çoğaltmanın sıkıntıları vardır. Okunmaz olmak gibi…klişelerin tekrarlanmasıyla, şiirin şairsizleştirilmesi gibi…

Fakat bütün bu olumsuzlukları onun şiirlerini okurken bir kenara koyup onu okumaya devam ediyoruz.

Çünkü onda okuru rahatsız etmeyen bir damar var.

Bu damar insani bir sıcaklıkla aşılıdır.

Yazdığı hemen her şiirinde bu insani sıcaklığı hissedebiliyoruz.

Hümanist bir şiir yazıyor diyesi geliyor insanın ama öyle değil.

Zira şiirlerindeki insani sıcaklığın irfan geleneğinden nefes aldığını düşünüyorum.

Diğer pek çok şiirinde olduğu gibi ‘Olmayınca’ adlı şiiri de özünde bu irfani sesin güdümünde boy vermiştir.

Rasim Demirtaş’ın bu havayı bir ‘şiirsel yaşantı’ biçimiyle eşleştirdiğini düşünüyorum.

Bu eşleştirmede güncel yaşamın içinden çok kez farkına varmadığımız anlık kesitler, şairin muhayyilesinde ilhamla mayalanır ve insana değen estetik bir gerçek olarak şiire varılır.

Nihayet kısa bir aralıktan sonra yarı kapalı yarı açık bilinç uyanır ve içimizde hikmetamiz bir tat kalır. Rasim Demirtaş’ın yıllar süren şiir gayretinin özeti budur.

Onu ısrarla yıllarca okumaya devam edişimizdeki gerçek de budur.

O bakımdan Rasim Demirtaş gibi dünkü sese meftun, bugünün gerçeğine daha kuşatıcı bir uzamdan yaklaşan şairlere her zaman ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

İmajlara boğulmuş, ne idüğü belirsiz, ne demek istediğini bin bir dereden imgeler getirerek anlatmaya çalışan kişiliksiz metinleri şiir diye okuyup vakit kaybetmek yerine, Rasim Demirtaş’ın yalın, doğal, anlamı dolaysız bir şekilde ileten ve duygularımızı birinci elden hikmetle veren şiirlerini okumayı salık veririm.

Yukarıda bahsettiğim noktalama işaretlerinin kullanımında biraz daha dikkatli davranmasını da Rasim Demirtaş’a tavsiye ederim.

Şairden bağışlanma dileyerek, noktalama işaretleri kaldırılmış haliyle, haikuvari son kesitle kendisini selamlayalım.

Senin şiirlerini yarın da okumaya devam edeceğiz şair babam.

‘ya insan olmayınca

ormana döner bağ bahçe

taş kesilir çiçeklerin dili

bir türlü açamaz rüzgar

yalnızlığın kapısını…’

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here