“Sen Uyurken”in ayırt edici özellikleri ve öykü kişileri | Mustafa Nurullah Celep | Bir Hikayeden

0
120

Mustafa Nurullah Celep

SEN UYURKEN’İN AYIRT EDİCİ ÖZELLİKLERİ VE ÖYKÜ KİŞİLERİ:

SEVDA DENİZ K.’NIN İLK ÖYKÜ KİTABI ÜZERİNE KISA KISA NOTLAR

1.

Modern öykü sanatının anlatım imkânlarından olan ‘şiirsellik’, Sevda Deniz K.’nın Sen Uyurken (1) adlı ilk öykü kitabının ayırt edici bir özelliği olarak dikkat çekiyor. Peki, Deniz K. bu şiirsel anlatım biçimini öykünün organizasyonu içinde nasıl sağlıyor? Büyülü, etkili hâle getirerek. Öykü kişilerinin insanlık durumlarını büyüselleştirerek diyelim. Daha çok 1. tekil şahıs anlatımıyla şekillenen öykülerde kişiler, içinde bulundukları duygu durumlarını, baskıları, ayrılıkları, terk edilmişlikleri anlatıcının, şiirin etkili lirik söyleyiş biçiminin imkânlarını kullanarak belirginlik kazanıyorlar.  Bu anlamda, benzer durumlar içeren muhatabında karşılık bulma, benzer duyarlıklar oluşturma, muhatabının duygu tellerine dokunma vb. saiklerle kurulup anlatım imkânına kavuşuyor öyküler. Örneğin ‘Gri Deniz’ öyküsündeki babasından baskı gören genç kızın duygu halleri, ‘öyküde şiirsellik’ imkânı kullanılarak öykü formuna kavuşuyor:

‘Dağılıyorum ve düşüyorum. Düşerken kristal parçalarında kendimi görüyorum, unuttuğumu zannettiğim acılarımın yüreğimde yeniden doğup çoğaldığını, sonrasında içime çekilip ruhuma saklandığımı hatırlıyorum.’ (s.16)

Bu meyanda Sen Uyurken’in ikinci ayırt edici özelliği olarak da bu öykülerde, baskıdan, zulümden, ayrılıklardan, baba ve eş tasallutundan zarar görmüş ve nahif duyarlıklarda karşılığını bulabilecek tıynette bir söyleyiş/anlatım imkânına sahip yazınsal öğeler sıklıkla kullanılıyor. Hakeza ‘Töre Üçlemesi’ öyküsü de benzer izleksel yansımalarıyla töresel baskıların, anne-baba rızası olmadan yapılan bir evliliğin duygu durumlarının betimlemesine dayalı olarak kurulmuş bir öykü olarak dikkati çekiyor.

Bu bağlamda ‘Sen Uyurken’ öykü toplamının üçüncü bir özelliğine daha ulaşıyoruz: Suçluluk izleği, baskı izleğiyle birlikte öykülerde ağırlıkla yer alıyor. Bir farkla ki, öykü kişisi aile içi baskıya maruz kaldığı durumlarda göze batan bir tutum olarak ‘düş’ kuruyor, düşlerine kaçıyor, bir anlamda düş kurmak onun için bir kaçış biçimi oluyor. Burada anlatıcı, öykü kişilerinin düşsellik içeren hâllenmelerini de şiirsellikle birlikte biçimliyor, daha doğrusu sözcüksel betimlemelere başvuruyor:

‘Biraz sessizlik olsa rahatlayacağım, huzur bulacağım. Ağırlık çöküyor üzerime, gözlerimden renkler, şekiller siliniyor; kulaklarımdan da sesler. Annemin beni saran kollarından da kurtuldum. Mehmet burada! Hissediyorum, beni çağırıyor. Mutluyum. Göğsümde sıkışıp kalan nefesimi rahatça veriyorum. Hafifledim, rahatlıyorum…’ (s.20)

Bu yüzden Sevda Deniz K.’nın öyküleri için, klasik bir ayrımlamayla, ‘olay öyküsü’ yerine ‘durum öyküsü’ niteminde bulunacağım. Hızlı, vurucu, sarsıcı, akışkan ve gerilimli olaylarla şekillenen hikâyelerin yerine belli insanlık durumlarını şiirleştiren, betimleyen bir tutum göze çarpıyor Sen Uyurken’de.

2.

Sen Uyurken’in öykü kişileri, çoğun karamsar, hayallerini gerçekleştiremeyen, mutsuz bir evlilik yapmış ya da baskı gören negatif kişilerdir. Sevgisizlik, yalnızlık, mutsuzluk, keder, üzüntü, karamsarlık, içlilik, kırgınlık bu kişilerin karakteristik vasıfları olarak beliriyor öykülerde. ‘Sessizlik’, ‘Cam Kırıkları’, ‘Duvardaki Leke’, ‘Parmağımdaki Aparat’, ‘Ağrı’, ‘Neslihan’ adlı öyküleri göz önünde bulundurduğumuzda, muhtevasındaki negatif duygu durumlarına bakılarak anlatıcının oldukça karamsar bir dünya görüşüne sahip olduğu çıkarsamasında bulunabiliriz.

Kitabın en iyimser ve umut yüklü öyküsü esere de adını veren ‘Sen Uyurken’ metnidir. Yukarıda adlarını verdiğimiz öykülerin metin içi şekillenişine, atmosferine ve çatışma unsurlarına bakarak Sevda Deniz K.’nin öykülerinin bir diğer özelliğine daha ulaşıyoruz: Melankolik öykülerdir bunlar. Duygu yoğunluğu, duygu içre hâllenmeleri ve patetik yönleri itibariyle melankolinin sınırları ve kapsam alanı içinde devinir anlatıcı. Aristo, melankoli için ‘imgelem genişliği ve belleğin gücü’ niteminde bulunur. Öykü eleştirmeni Necip Tosun da ‘Hayatı çözümlemede bir keşif ve tefekkür zemini yaratan melankoli, yazma anında sanatsal verim ve üretimin ateşleyicisidir’ der.(2) Ancak anlatıcının yer yer melankolinin riskli alanlarına, duygu-yoğun bir atmosfere girdiği de olur ama ‘özneden kopuş’ tümüyle gerçekleşmediği için melodramatik öyküler diyemeyiz bu metinler için. Bu hususta biz Friedric Hönderlin gibi düşünüyoruz: ‘Acıya adım atan kimse, yükselir’. Deniz K.’ya bu öyküleri yazdıran da temelde acı duygusudur, diyoruz. Ancak yine de Anton Çehov gibi düşünmeden edemiyoruz: ‘Etki ne denli nesnel olursa, o denli güçlü olur’. Bu anlamda duygudan mümkün olduğunca arındırılmış klasik olay öykücülüğünü de denemeli diyoruz, Deniz K. için.

Sen Uyurken örneğinde olduğu gibi açık, aydınlık, iyimser ve umut ağırlıklı öyküler de yazabilir Deniz K. bunun için öykü projeksiyonunu geniş ve ferah caddelerden, parklardan, cıvıl cıvıl öten çocuk seslerinden, kalabalıklardan, okul bahçelerinin içinden geçirerek, ‘tüm olumsuzluklara, töresel baskılara ve her şeye rağmen’ hayat yaşanmaya değer dedirten, düşündüren, sorgulatan, canlı, renkli, duyumlu ve işlek bir konuşma diline dayalı olarak öykülerin yazılması, Deniz K.’nın öykülerine yeni bir hayat ve duygu açılımı sunabilir, yeni bir coşumcu damar sağlayabilir, diyorum.

‘Saf ve içrek bir hüzün’den değil, ‘yemyeşil çağlalardan’ bahseden, dışrak, dışa dönük, dış dünya algısına dayalı olarak ‘bir dirimin habercisi’ olan insanlardan, insanlık durumlarından yeni yaşamsal izlekler aktaran öyküler…

Sevda Deniz K.’nın yeni çalışmalarını ilgiyle, merakla bekleyeceğim. Öykücüye selam.

——————–

  • Sevda Deniz K., Sen Uyurken, Mat Kitap, Ekim 2016, İst.
  • Necip Tosun, Modern Öykü Kuramı, ‘‘Melankoli ve Melodramın Sınırları’’, s.154, Hece Yay., Kasım 2011, Ank.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here