Şemsiyenin dışında bir şair: Eray Sarıçam | Mustafa Nurullah Celep | Eleştiri

0
220

Mustafa Nurullah Celep

ŞEMSİYENİN DIŞINDA, KAVGANIN GÖBEĞİNDE, ÇATIŞMACI, MÜCADELECİ, ANTİ-KONFORMİST, KAHRAMAN

ERAY SARIÇAM’IN “YÜZÜM ŞİMDİ CUMHURİYET” ADLI İLK ŞİİR KİTABI ÜZERİNE UCU-AÇIK VE AYKIRI YORUMLAR

Türkiye’de hayatın ortasında, kurtlar sofrasında “ekmek mücadelesi” veren tüm şairlerin yazdıkları tüm şiirler, etkilemeye açık sahici bir topraktan seslenir okuyucuya. Özüyle sözüyle bir dürüst karakterde şairlerdir bunlar. Kimselere eyvallahı yoktur. Sakınımsızdırlar. İlkeli ve gerçek bir şiir zihnine sahiptirler. Şiirsel dimağları gerçekten yana çalışır. Gerçekli şiirler yazarlar aynı cihette. Sahicidirler. Çehrelerine maske takıp şiir ben’ini hayattan ayrı tutarak ikiyüzlü bir şiirsel tavrın lüzumuna gerek duymazlar. Şiirlerinde ne ise o olarak konuşurlar. Yapmacıksızdırlar. Yapay ve kaypak bir şiir zeminleri yoktur. Edebi kamuda tek bir şairin gölgesine sığınmaktan da imtina ederler. Özü gür bir şiir bilinçleri vardır. Özgürlüğüne tutkundurlar. Tıpkı hayata tutkulu oldukları gibi… Yaşama sevinci ve umut yüklüdürler. Dünyanın var olan aldatıcılığının farkına varmış fanilik şuuruyla yaşarlar. Kibrin ve tekebbürün kıyısından bile geçmezler. Gâvura karşı kibir, kibre karşı kibir şiarlarıdır. Dünyanın kötülüğüne kötülükle, fenalığına fenalıkla cevap verirler. Bu anlamda çirkinleşirler ama çirkefleşmezler. Şiirlerinde habis-kötücül bir şiir damarı yerine umut ve aşk çağlar. Aşkın diriltici aşkın anlamına, sağladığı hayat enerjisinin ruhuna varmış bir coşkunlukta yaşarlar. Nasıl yaşıyorlarsa ve ne şekilde mücadele ediyorlarsa şiirlerine o yansır. Onların şiirlerinde “beyaz türklere” ve burjuvaziye övgü yoktur. Hayatın içinden kotarılmış capcanlı bir şiirin sahibidirler. Bu bağlamda şiir yazma anında gerçeği/gerçekliği esas alırlar. İşte Günümüz Türk Şiirinin yazdığı şiirlerde gerçekliği merkez alan gerçek bir şiir bilincine sahip şairlerinden biri de Eray Sarıçam’dır. “Yüzüm Şimdi Cumhuriyet” adlı ilk şiir kitabı, (*) bünyesinde taşıdığı Yeni Toplumcu Gerçekçi şair karakteriyle genç şiir kitapları arasında içeriğindeki yoğunluk ve doluluk, söyleyişindeki doğrudanlık ve kendiliğindenlikle bizce en nitelikli ve sahici olanıdır.

Şemsiyenin dışında bir şairdir Eray Sarıçam

Hayatla, yoksullukla mücadele eden bir şiir öznesi yer alır Sarıçam’ın şiirlerinde. Hayatın kiriyle pasıyla çarpa çarpa cedelleşen (cebelleşen mi demeliydim), mutsuzlukla çarpışan çatışmacı bir öznedir bu. İnadına mutlu olma çabasında olan, inadına hayat enerjisiyle yüklü, inadına inançlı, inadına umutlu ve dirençli bir öznedir bu haddizatında. Ben öyle inanıyorum ki bu özneyi hayata sıkı sıkıya bağlayan, bir ‘gerçek’ olarak anne, köklü bir anıt, direngen bir yapı, bağlı bir duygu olarak ‘baba’ ve ‘cancağzım’ dediği aşktır. “Düşmana inat bir gün fazla yaşamak” modunda ve haletiruhiyesinde bir şairdir Sarıçam. Bu anlamda Özel’in savaşçı ruhunu şiirsel/yaşamsal bir öz olarak devralmış gibidir.

“Bilendim. Mutsuzluğu bir kenara koyarak

Küfrederek ve severek

Telaşlı ve acele ve insanlara çarpa çarpa

Bu yaşımda.: Yirmi üç.

-Yaşımı bir kez daha söylemiştim-

Şiirimi kirli pasaklı bir devlet yurdunda

Gecenin üçünde yazdığımı söylemedim ama

Söylemedim: İnsanlar uyudu yoruldular çok düşünmekten

Ben de yoruldum ben de düşünüyorum çok

Ama uyumuyorum ben” (s.15)

Öznenin uykularını kaçıran yoksulluğudur. Öznenin uykularını kaçıran hayat, dünya ve insanlar karşısındaki yalnızlığıdır. Şair Sarıçam, şemsiyenin dışında bir şairdir nitekim. Kuşaktaşları ve bir önceki kuşaktan ‘şiir arkadaşları’ kültürel iktidarın türlü türlü çeşit çeşit imkânlarından bol keseden istifade ederken o, mevcut iktidara tümüyle “redlemeci” bir tavır içine girerek şemsiyenin dışında, dışarıda bir şair, yağmurun ortasında bir şairdir. Bu anlamda uzlaşımcı-muvafık şiirin savunuculuğunu yapmak yerine muhalif-siyasi bir şiirin genç Toplumcu-Gerçekçi tarafında yer alır. Mesela Harmoni şiiri tümüyle anti-konformist bir şiirdir bu anlamda. Burada özne “Kadınlar, otomobiller, partiler, avrolar, dolarlar”dan taraf değil de sesine makes bulma derdindedir daha çok. Sarıçam’ın şiirinde rahatına düşkün bir özne yoktur.

“Size kelimelArdan medeniyetlAr kurmayacağım

Gelecek on yıllık planlarınızı kurtarmayacak sesim

Sesimde Anadolu’nun yanık bağrını arıyorsanız boşuna

Ben ancak size kendinizden bahsedebilirim

-bahsediyorum-

Sesime kulak verin diyebilirim, en fazla

“Kahkahalar” diyemem hayır hayır!

Ya da dünya barışı gibi şeyler

“Dünya barışı” gibi şeyler

Peh!” (s.19)

Hayat kavgasının göbeğinden seslenir okuyucuya: Baba özleminde…

Dirim yüklü bir şiirin sahibidir Eray Sarıçam. Kuşaktaşları arasında hayata en yakın, hayatla kavgalı, hayatın içinden kavga yüklü duruşuyla şiire, aşka, umuda aş taşıyan nadir genç şairlerdendir. Şair Sarıçam’ı kuşağı içinde ayırt etmek gerekir: Kendi döneminden birçok genç şair, türlü çeşitli deformasyonlarla kelimelerle oynayarak burjuvazinin ekmeğine yağ sürerken o çapaklı sesi, kirli pasaklı –tıpkı hayatta olduğu gibi- şiirleriyle hayatın/mücadelesinin epik destanını yazmanın kaygusunu güder daima. Yüreği hayat ve insanlar karşısında nezaketten uzak ve sert olsa da babası karşısında yumuşayıverir. Nezaketten uzak, sahiciliğe yakındır…

“Evlat. Yani ben yani Eray Sarıçam

Yani yirmi iki yaşında yani esmer ve çirkin

Yani baba diyebilmek için yazdım bu şiiri

Bunca mısra ve kelime baba diyebilmek için

Katı taş gibi katı yüreğim çünkü yalnız

Baba deyince yumuşuyor

Baba deyince basabiliyorum yere sapasağlam

Baba deyince çözülüyor yumruğum”  (s.13)

Modern Epik Şiirin öne çıkan izleklerinden biri de ‘baba’ sevgisinin metinlerde metanetle yer almasıdır. Hakeza Sarıçam’da da ‘baba izleği’ belirgin bir biçimde öne çıkacaktır. Sarıçam’ın şiirinde ‘baba figürü’nü ele alış biçimi sahici, dokunaklı ve esaslı bir kavrayıştır. Sırtını dayadığı sağlam bir duvardır baba. Özne, baba karşısında içli ve duygusaldır.

Kitabın ikinci bölümünde yer alan şiirler ‘siyasi şiir’ diyebileceğimiz örneklikler sunar okuyucuya. Bu şiirlerde konuşan özne muhalif tutumuyla öne çıkar daha çok. Özne, burada uzlaşımcı-konformist bir tavrın tamamen uzağında siyasi iktidara ters bir bakış içindedir. Şiirlerin geneline şimdiyi ve geçmişi esas alan siyasi göndermeleriyle Modern Epik bir duyarlık egemendir. Bu şiirlerde –şiiriyetten uzak- tamtakır diyebileceğimiz somut bir siyasi şiir bilinci kendini belirginlikle hissettirir.

“Her geçen gün Sertaç, biraz daha çirkinleşiyorum, çirkinleşelim

Bu fikirsiz, ekmek kavgasını el öpmek ile karıştıran

İnsanların arasında

Bize kalmasın kibarlık ve güzellik

Sen hep hazır tut atlarını kardeşim

At symbol değil

Ayet-i Kerimedir.” (s.42)

Ben Sarıçam’ın şiirlerindeki özneye “hayat kahramanı” diyorum. Sarıçam masabaşı bir şair değildir mesela. Şiiri oyuncul bir konu nesnesi olarak addeden kuşağı içinden, bir kez daha sıyrılır bu anlamda. Onda dinamik dirimsel bir öz konuşur. Şairin aşkı kavrayış biçimi de dirim yüklü ögeler taşır. Etiyle kanıyla canıyla hayatın ortasında bir siyasi imgelemle kurar şiirini. Aşk karşısında “Gözlerin ki sonsuz dizeler uçurur/Karacaoğlan’dan” diyen bir doğallıkla konuşur.

Velhasıl kelâm, sevdik muhalefetiyle, canlı dinamik özüyle Eray Sarıçam’ın şiirlerini. Bir öneri olarak görülecekse eğer, bundan kelli boyutlandırmalı şiirini Sarıçam. Epik siyasi imgeleminin sınırlarını, ‘şiir dünyasını’ alabildiğine genişletmeli derim. Daha etkili, çok cepheli ve çok boyutlu bir şiir evreni kurmak istiyorsa şiirsel algısını farklı coğrafyalara da uzatarak bir yapı, bir medeniyet inşa etmeli şiirde. Küçük adamın sınırlı dünyasıyla ilgilenmek yerine derinleştirmeli izleklerini ki kelime deneylerine takılı kalmış kuşaktaşları arasında bir alametifarikası olsun. Peki, tüm bunlardan sonra başarılı bir ilk şiir kitabı mıdır Yüzüm Şimdi Cumhuriyet? Evet, kuşağı içinde muhalefetten uzlaşımcılığa doğru evrilen şiir yoldaşları karşısında yüzümüzü ağartan cinste başarılı bir çalışmadır bu. Sarıçam’ın bundan kelli yapması gereken, klasik destan metinlerinden de modern anlamda faydalanarak kendine özgü bir şiir damarını belirginleştirmek…

Zaten ondaki şiir saygısı bu yapıyı kurmaya yeter de artar bile…

Selâm olsun…

(*) Eray Sarıçam, Yüzüm Şimdi Cumhuriyet, Ebabil Yay., Temmuz 2017, Ank.

{Bu yazı sadece www.elestirihaber.com da yayınlanmaktadır, 22.06.2018}

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here