Selvigül Kandoğmuş Şahin’le Kırık Zamanları konuştuk…

0
543

Konuşan: Selvigül Kandoğmuş Şahin

Konuşturan: Mustafa Nurullah Celep

Merhaba Selvigül Hanım, dördüncü kitabınız Kırık Zamanlar hayırlar getirsin diyelim, okuru bol olsun. Kırık Zamanlar kadınların yaşamına odaklı kırılgan dünyalarına dair öyküsel işaretlerle dolu bir toplam. Bu kitapta ağırlıklı olarak sorumlu Müslüman yazar bilinciyle Ortadoğu coğrafyasına yönelik bir duyarlık çizgisi çekildiğine tanıklık ettik. Sizi, kaleminizi Ortadoğu’daki Müslüman halklara, kadınların mücadelesine yönelten saikler nelerdir?

Yaşadığımız dünyada bizleri hayata bağlayan anlamlı değerler vardır. Kardeşlik hukuku ile inanç ve gönül bağıyla bağlı olduğumuz coğrafyalara doğru uzanan kardeşliklerimiz vardır. Bu soylu bağlılık ve erdemli duyarlılıklar insanı özel ve farklı kılar. Hemen yanıbaşımızda patlayan bombalar, dağılan yuvalar, tarümar olan hayatlar var. Biz her şeyimizi en normal haliyle yaşarken oluyor ne oluyorsa. Bu bombalar bir gün bizim de başımıza yağabilir ve bizim çocuklarımız da mülteci çocuklar gibi çaresiz tellerin gerisinde yalınayak kalabilirler. Hiçbir şeye garantimiz yok. Bu çağ kırık zamanların, acılı zamanların, çocukların öldüğü, masum insanların katledildiği bir çağ. Ve bizler de buna tanıklık ediyoruz. Her daim dualar gönderiyoruz. İnanıyorum ki bu yangına dönmüş coğrafyaya kardeş duaları büyük bir duyarlılıkla akıyor. İşte tam da burada, tüm bu kaos ve katliamlar yaşanırken kalemimin suskun demleri oldu. Her şeyin anlamsız olduğunu düşündüğüm, yazmanın, sanatçı olmanın, edebiyatın ne kadar anlamsız olduğu realitesini, acının ve zulmün gerçekliğini duyumsadığım zamanlar. İşte yine o zamanlar şifa niyetine, dua niyetine dökülen öyküler, yazılar oldu yüreğimden. Bu bir şahitliktir. Belki yıllar sonraya bu kırık zamanlarda yaşanan acı yazgının kayda geçmesidir âcizane yazdıklarımız…

Kitabınızdaki baskın öğelerden biri de inancı gereği başörtüsü mücadelesi içinde bulunan hikâye kişilerinin içsel serüvenleri… Bugünün hikâyesinde başörtüsü etkinliği içinde bulunan hikâye kişilerinin hayat mücadelelerinin yeteri kadar ve dikkat çekici yönleriyle anlatıldığını düşünüyor musunuz? Günümüz hikâyeciliğinde gelinen aşama ve 28 Şubat’tan bugüne kadarki geçen süreyi de göz önünde bulundurduğumuzda başörtü mücadelesini konu edinen anlatı metinlerinin hikâye sahasına istenen oranda taşındığını söyleyebilir miyiz?

Geçmiş muhayyilemizde derin izler bırakır. Geçmişimizle, bu günlerimizi, yarınlarımızı inşa ederiz. Geçip giden dünya hayatını anlamlandırmaya, kendi öz değerlerimizi yitirmeden hak ve hakikat yolcusu olmaya doğru adım alırız. Toplumsal anlamda, kendi coğrafyamızda yaşanan tüm siyasi, politik, askeri süreçler bireylerin yaşantılarına büyük etkiler yapar. Son dönemde yaşadığımız özgürlükler ve hak ihlalleri doğrultusunda, inançlı insanların üzerinden bir silindir gibi geçen 28 Şubat post modern darbe süreci de eğitimcisiyle, entelektüeliyle, sıradan insanıyla bu toprağın bağrında yetişmiş, inancını koruma uğruna mücadeleler vererek, hesap gününe doğru yürürken kendi öz değerlerini titizlikle korumaya çalışan tüm samimi bireylere travmatik sancılar ve haksızlıklar yaşatmıştır.

Yaşanılanlar mutlaka yansıyor edebi eserlere. Ama şunu ifade etmeliyim ki bu günden düne baktığımızda yeteri kadar bu sürece dair eser yazılmadığını görmekteyiz. Bu zaman geçtikçe daha iyi anlaşılıyor. Hala sinemaya yansımadı yaşananlar, bir tiyatro eseri olarak gösterim yapılamadı. Sanatın her alanında yer alması gereken böylesi süreçlerin, zaman geçtikçe etkilerinin ne denli yaraladığı aslında daha iyi anlaşılıyor.

Her şeye rağmen yazılan öyküler, romanlar var. Belki bundan sonra da daha anlamlı ve muhkem duruşla yazılanlar olacaktır. Çünkü bu günden düne bakmak her zaman daha derinlikli ve anlamlı olabiliyor.

Hikâyelerinizde şiirsel, akışkan, etkileyici bir dil ve anlatım, okuyucunun duygu evrenine taşınarak başarılı bir söyleyiş düzeneğiyle biçimleniyor. Pekâlâ, ‘bir lirik şiir’ diyebileceğimiz cümleler hikâyelerde kolaylıkla ve suhuletle yer bulabiliyor. Sizce şiirin/şiirsel alanın hangi özellikleri kaleminize etki ediyor? Lirizmin imkânlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yazmaya şiirle başladım. Evet şiirsel bir dilim var. Bu lirik anlatımı bile isteye yapmıyorum tabi. Son zamanlarda beğenerek okuduğum Unutulmuşluklar kitabında naif şair Alaaddin Özdenören: “Şiir bir denizdir, ama görünmeyen bir deniz. Şair kimsenin görmediği o denizin dalgalarının çıkardığı sesi işitir önce; bu dalgalar sessiz ve yumuşak olabilir Ve sonra şair, şiirin kalbine geldiği saatlerde, kalbini bakraç yaparak doldurur şiir denizinden.” Şiir ve öykü bence en yakın tür. Tıpkı şairin yazdığı gibi sanırım şair duyarlılığıyla yazıyorum öykülerimi. Evet bir öykücü olmama rağmen o şairlik damarı öykülere sirayet etmiş gibi.

Deneme diline ait bir söyleme-anlatış biçiminin de hikâyelerinizde sıklıkla kullanıldığına tanıklık ediyoruz. Sizce anlatma esasına dayalı olarak kurulan metinlerde denemenin hangi öğelerinden faydalanılabilir?

Öykü ara bir tür. Hem şiire yakın hem de denemeye yakın durabiliyor. Artık türler arasında anlatımda geçişken, şeffaf bir dil hâkim gibi. Bir çok yazar öykü yazarken hem şiirin hem de denemenin imkânlarından faydalanabiliyor. Deneme türünün objektif bir bakış açısı, realist bir duruşu olabiliyor. Sanırım en çok bu yönüyle öykümü bazen denemeye yaslayabiliyorum. Ama bu durum da bile isteye gerçekleşmiyor. Anlatının doğal akışıyla hem şiir hem de deneme türü yansıyabiliyor öykülerime.

Hikâyelerinize oyunculuktan ve yapay kurgu oyunlarından uzak, kurmaktan/kurmacadan ziyade öyküsel anlamın/içeriğin öne çıktığı sahici bir anlatım hâkim. Bunun yanında dış dünya ilgisi de temel bir tutum olarak beliriyor. Dış dünya algısının hikâye evreninizde/zihniyet haritanızdaki karşılığı nedir? Bugün edebiyat ortamında ‘modern öykü’ adı altında içrek/içe dönük bir hikâye algısıyla durumların betimlemesine dayalı metinler ağırlık teşkil ediyor. Sizi, projeksiyonunuzu dışınızdaki dünyalara, hayat mücadelelerine yönelten nedenler nelerdir?

Tüm gerçekliği, sevinci, kederi, hüznü, yokluğu ve zenginliği ile fildişi kuleden ayrımına varılmayacak zenginlikte bir hayat öylece yaşanıyor bu topraklarda. Bereketli yağmurlar gibi akan ırmaklaşan insan hikâyeleri her köşe başında yazarını bekliyor. İnsana, yaşanılana, bu toprakların acı ve hüznüne yıllardır mesafeli durdu sol edebiyat. Yaklaşımları materyalist bir bakış açısıyla olduğu için yıllardır kapanmayan derin yarıklar oluştu insanımızla aralarında. Ulaşabilecekleri, yaklaşabilecekleri bu toprağın insanı vardı ama hep onlar mesafe koymayı ve yazdıkları ürünlerle de bu mesafeyi belirginleştirmeyi öncelediler. Onlar daha çok bu coğrafyanın insanına yaklaşmak, ona ulaşmak, onun yüreğinin kederlerine inmek yerine, coğrafyanın insanının onlara gelmesini beklediler. Ve hep yazılan ve yaşanan ayrı mecralarda, ayrı kulvarlarda seyretti. Yıllarca bu topraklarda sanat adı altında insanların  maneviyatları, kutsal değerleri, kendilerine ait mütevazi dünyaları istismar edilerek, hor görüldü. Önyargılı, oportünist ve seküler yaklaşımları ile insanımızın derinlerde cereyan eden sızılarına, gerçek sancılarına, erdemlerine, saf insanlık hallerine hep uzak metinler yazdılar. Müslüman sanatçı işte tam burada kalemiyle içinden çıktığı toplumun değerlerine sırtını dönmeden eserlerini verecek. Metafizik ürpertilerin sarsan duraklarında şahitlik makamında eserlerini sunacak ve içinde yaşadığı insanlık ailesi ile derinlemesine bir bağ kuracak.

Modern öykü, ben öykü, post öykü bu liste uzar. Herkesin kendi dünyasını ve kendisini yazdığını düşünenlerdenim. Ben her zaman söylediğim gibi yazdıklarımı bir münacaat olarak görüyorum. Öncelikle Rabbime kulluğum ön plandadır sonrasında yazdıklarım bu kulluğa katkı olan saliha ameller olursa ne gam. Edebiyatın estetik ve etik değerlerine bağlı kalarak, öncü kuşakların mihmandarlığında yürümektir dileğimiz.

Son olarak günümüz hikâyeciliğine dair bakışınızı, yorumlarınızı merak ediyorum. Bugün yayınlanan hikâye dergileri, dergilerde yayınlanan hikâyeler, hikâye üzerine yazılan yazılar ve genel olarak Türk Hikâye ortamı hakkında düşüncelerinizi, neler düşündüğünüzü sormak istiyorum.

Son dönem öykü için bereketli geçiyor diyebilirim. Edebiyat Dergilerinde öykünün önlenemeyen bir yükselişi var ve öykü yazarı neredeyse derginin bel kemiğini oluşturuyor. Edebiyat Dergilerinde yetişen, usta çırak ilişkisiyle kendinden önde giden yazarların tedrisatından geçen biz doksan kuşağının usta öykücüleri artık edebiyat dergilerinin en önemli yazarları bence. Bu kuşağı şanslı görüyorum sağlam düşünce ve inanç ekseninde yetişmiş bir öncü kuşağın hemen arkasında ilerlerken muhalefet olmanın direnciyle eylemsel anlamda ve düşüncel anlamda eserlerini beslemeyi öncelediler. Bu günün genç yazarları gibi önlerini tıkayan hedonist eğilimleri olan topluluğa hitap etmek ve sosyal medya gibi söz kirliliğinin ayyuka çıktığı bir ortamı soluklanmak zorunda kalmadıkları için, arı duru bir düşünce yapısıyla sakin ve mütevekkil sanatsal yürüyüşlerine devam ettiler. Şimdilerde bir çok Edebiyat Dergisinde ustalık eserlerini veren bu kuşaktır. Öncü kuşağın sağlam duruşu onları da kavi ve güçlü kıldı. Ve şimdi o öykücülerin kitapları öyküde önlenemeyen bir yükselişin yegâne göstergesi.

Öykü yürüyüşünü emin adımlarla devam ettirirken şiir ve roman bu noktada bu denli heyecan verici bir açılım ve yükseliş gerçekleştiremedi. İstisnalar olsa da, özellikle şiir alanında bizim kuşaktan ve bizden sonraki kuşaklardan kendilerinden önde gidenler gibi şiirin o gür, net, etkileyici ve sarsan nidasını eserlerine taşıyamadılar. Hepsi birbirine benzeyen, imgesel zafiyetlerle, silik ve kısık seslerle yükselen şiir de edebiyat ortamında gerilerde kaldı gibi. Roman için de aynı durum söz konusu. Birkaç güçlü romancı dışında yazılan romanlar ne yazık beklenen etkiyi ve edebi doyumu yaşatmadı hem edebi kamuda hem de edebiyat okurunda.

Neticede bu toprakların geleneksel mayasından süzülüp gelen hikaye – öykü aynı güçlü minval üzere yolunu şaşırmadan durmaksızın akmaktadır.

Teşekkür ederim, cevaplarınız için…

Ben ilgi gösterip vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here