Selcan Göçmen, İsmet Özel Üzerine Bir Biyografi Denemesi Yazdı…

0
530
Şair-Mütefekkir İsmet Özel

SELCAN GÖÇMEN

Kelimelerin Efendisi

[Âmentü Şairi İsmet Özel Üzerine Bir Biyografi Denemesi]

İnsanların hayatlarında kilometre taşı olma özelliği taşıyan kimi büyük şahsiyetler vardır. Bu büyük şahsiyetler etkiledikleri yaşantılar için bir dönüm noktasını, bir miladı teşkil ederler. Çok sevilen ve rol model olarak alınan bu kimseler, esasında yüreklere dokunmuş ve insanları yüreklerinden yakalamış şahsiyetlerdir. Bu yazıya mevzu olan o değerli şahsiyet ise ‘kadirşinas itaatsiz ve tevarüs edilmemiş asalet’ sahibi İsmet Özel olacaktır.

19 Eylül 1944 yılında Kayseri’de altı çocuklu bir ailenin en küçüğü olarak dünyaya gelmiştir. Babasının memuriyeti dolayısıyla birkaç şehirde birden yaşamıştır. İlkokulu Kastamonu’da, ortaokulu Çankırı’da okumuş; lise ve üniversite yıllarına ise Ankara’da devam etmiştir.1962 yılında Siyasal Bilgiler Fakültesine girmiş ancak bir süre sonra kendi isteğiyle bu fakülteden ayrılmıştır. Daha sonra Hacettepe Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne girmiş ve 1977 yılında buradan mezun olmuştur. Sadece şair ve yazar değil aynı zamanda bir eğitimci ve mütefekkirdir. Özel, İngilizce, Almanca, Fransızca ve İspanyolca bilmektedir. Evli ve dört çocuk babasıdır.

Üstadın ailesi içinde eğitim önemlidir ve kendisi gibi eğitim gören beşkardeş arasında kitap dolu bir evde büyümüş olması onun için büyük kazanç sağlamıştır. Bulabildiği pek çok kitabı büyük bir iştahla okumuştur. Bugün şiirde büyük bir isim olan İsmet Özel; henüz ilkokul 3.sınıftayken ilk şiiri olan ‘Kış’ı yazmış ve bu şiiri ilkokul gazetesinde yayınlanmış; ortaokul sıralarındayken katıldığı şiir okuma yarışmasında birinci olmuştur. İleride güçlü bir kalem olacağının sinyallerini yaşamının ilk yıllarından itibaren veren Üstadın öğrencilik hayatı kaleminin aksine pek de parlak değildir. Hatta kendisi öğrencilik hayatı için ‘iyi bir öğrenci olamadım, burnum sürtülmedi’ ifadelerini kullanır. Gazi Lisesinde okuduğu yıllarda ise yine şiirle dolu bir yaşamın içinde bulacaktır kendini.1961 yılında edebiyat derslerine giren yazar Halide Nusret Zorlutuna’nın da jüri olarak katıldığı liseler arası bir şiir yarışmasında İsmet Özel ‘Yaşamak’ isimli şiiriyle beşinci olur. Ödülünü alırken Halide Nusret Zorlutuna’nın ‘sen şair olacaksın küçük’ demesi adeta şairin ilerideki yazı hayatına dair bir ipucu verecektir. Üstat üniversite yıllarının hemen öncesinde düşünce olarak sosyalizme yelken açacaktır. Öyle ki öğrenciliğinin ilk yıllarında derslerden çok şiire ve siyasete ilgi duyacak, zaman ayıracaktır. O günlerde Türkiye’yi özellikle düşünce planında kuşatan siyasi ve toplumsal hareketlilik şairi derinden etkilemiştir. İlk şiir kitabı ‘Geceleyin Bir Koşu’yu ikinci şiir kitabı ‘Evet İsyan’ izlemiştir. Şiirlerindeki yönelim sol görüşlü şairlerin dikkatini çekmiştir.1966 yılının sonbaharında Alman Kültür Merkezinin ‘Genç Şairler Toplantısı’nda ‘sol’da bulunan İsmet Özel, o dönemin ‘sağ’ çevre içinde sivrilen Cahit Zarifoğlu ile de ilk defa orada karşılaşırlar. Üstat o toplantıda Zarif Şair’e ‘toplantının yıldızıydınız’ diyerek hitap edecektir.(C. Zarifoğlu, Yaşamak, Beyan Yay. İst. 1.baskı,1990, s.191)

60’lı yılların ortalarına doğru ‘Fikir Kulübü Federasyonu’ içinde etkin olarak yer alır. Ve yine yazın hayatı o dünya görüşü çerçevesinde çeşitli yayınlarla devam eder. Bu yıllarda yayımlanan ‘Partizan’ şiirinin toplumsal duyarlılığın ilk örneği olması açısından büyük bir önemi vardır.1969’da Sivas’ta başlayıp, Elâzığ ve oradan da Muş’a varan iki senelik askerlik hayatı, şiirleri açısından verimli bir dönem olacaktır. Sevgilim Hayat, İnce Sızı, Aynı Adam, Muş’da Bir Güz İçin Prelüdler, Yıkılma Sakın, Yaşatan, Kalk Düğüne Gidelim’ adlı şiirlerini yazar ve yayımlar.1970 yılında Ataol Behramoğlu ile devrimci sanatı savunan ‘Halkın Dostları’ dergisini çıkarır. 1970-72 yılları İsmet Özel’in hayatında dönüm noktası teşkil edecek değişikliklere gebedir. Kendi içinde derin sorgulamaların olduğu yıllar olacaktır. Çektiği sıkıntının nedenini kendi de bilmektedir: ‘çok duyarlı olmak’ ve bu, mısralarına da yansıyacaktır:

“Karanlık sözler yazıyorum hayatım hakkında /Aşklarım, inançlarım işgal altındadır / tabutumun üstünde zar atıyorlar /cebimdeki adreslerden umut kalmamıştır / toprağa sokulduğum zaman çapa vuran adamlar / denize yaklaşınca kumlar ve çakıl taşları / geçmiş günlerimi aşağılamaktadır.” (Kanla Kirlenmiş Evrak)

Üstadın anlatımındaki derinlik, zenginlik ve dehâ, bir dönem şairlerini ciddi manada etkilemiştir. Hatta İsmet Özel gibi yazmak için yola çıkıp ancak kendi özgün yanını bulan kimi şairler yetişmiştir.1974 yılı üstadın ihtida yılı olacaktır. Aynı yıl şiirin tükenmez kalemlerinden olan Sezai Karakoç’la tanışacak ve Müslüman dünya görüşünü yansıtan Diriliş dergisinde ‘Amentü’ adlı şiiri yayımlanacaktır. İsmet Özeldeki değişim yakın çevresinde adeta bir şok dalgası yaratacaktır. Birçok eleştirinin yanında ‘parlak geleceğini tepip seccadelere kapanarak…’ ifadeleri kullanılsa da yurdumuzun ‘Fikir İşçisi’ H. Cemil Meriç ondan; ‘o hakikati buldu, bense hâlâ arıyorum’ diyerek bahsedecektir. Esasında Üstadın ömrü boyunca derin arayışı içinde olduğu en önemli etmen ‘ahlak’ kavramıdır. Döneminin siyasi rüzgârlarının savurduğu hayatlar Üstatta derin düşünmeler ve sorgulamalar sonucu İslam’ın/Müslümanlığın filizlenmesine neden olmuştur. Üstat, Müslüman oluşunu şu sözlerle izah eder: ‘Müslüman oluşumda birinci etmen insanın önemine değerine inanmaktı; nerede insanın önemi ve değeri yoksa orada ben yoktum… Beni sosyalizme götüren sebepler neyse Müslümanlığa da götüren sebepler aynıdır.’

“İnsan eşref-i mahlûkattır, derdi babam / bu sözün sözler içinde bir yeri vardı/…/ aşk ve ölüm bana yeniden / su ve ateş ve toprak yeniden yorumlandı…” (Âmentü)

Turgut Uyar, Cemal Süreya, Edip Cansever, Ece Ayhan, Behçet Necatigil gibi Türk şiirinin önemli şairleri Üstadın şiirinden övgüyle söz etmiştir. 1975 yılında üçüncü şiir kitabı ‘Cinayetler Kitabı’ çıkar. Takip eden yıllarda ‘Yeni Devir, Mavera, Düşünce, Milli Gazete, Gerçek Hayat, Yeni Şafak’ gibi gazete ve dergilerde yazar ve buradaki yazılarını kitaplaştırır. 1978 de yayımlanan ‘Üç Mesele’ o güne kadar ‘Âmentü’ şairi olarak tanınan İsmet Özel’i özgün fikirleri ile de düşünce ve edebiyat sahasına taşımış olur. Teknik, Medeniyet ve Yabancılaşma konuları ekseninde yazılmış olan bu eser Üstadın en kıymetli eserlerinden yalnızca birisidir.1981 yılında sonradan adı değişecek olan İstanbul Devlet Konservatuarında (Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı) Fransızca okutmanı olarak göreve başlar. Kısa süre içinde dersleri ilgi ile takip edilen bir isim olur.1998 yılında buradan emekli olur. Aynı yıl Bilgi Üniversitesinde misafir Öğretim Görevlisi olarak ‘Modern Türk Şiiri’ ‘Modern Avrupa Şiiri’ ‘Şiirin Gelişimi’ derslerine girer. Üstat ‘Şiir Okuma Kılavuzu’ isimli, şiire dair poetikasını anlattığı eserinde; şiir okumanın yararlılığını ancak hayatlarında şiir için yer açmış insanların bileceğini söyler. “Şiir nasıl okunur?”, “şiir okumanın anlamı nedir?”, “şiir okumayı bize gerekli kılan hakikat nedir?” gibi soruların sorulmadan şiir okumanın yararsız bir etkinlik olduğunu savunur. 1981 yılından 1990’lara kadar özellikle 12 Eylül 1980 sonrası Türkiye’sinde sanattan siyasete; kültürden bilime; edebiyattan güncel olaylara kadar birçok konuyu ele alır. İslam merkezli yazılarında daha çok, birey olarak Müslümanın dünya karşısında takındığı tavır ve sorgulaması göze çarpar.

Üstadın zengin karihasından sadır olan eserlerine kronolojik olarak bir bakmak istersek sırayla; 1984 yılında basılan ‘Yeni Devir’ gazetesindeki günlük yazılarından derlediği ‘Zor Zamanda Konuşmak’ aynı yılın ortalarına doğru ‘Celladıma Gülümserken Son Resmin Arkasındaki Satırlar’ yayımlanır.1985 yılında ‘Milli Gazete’ de yayımlanan günlük yazılarından oluşan ‘Taşları Yemek Yasak’ ve ‘Bakanlar ve Görenler’ adlı eserleri de yazın hayatında arzı endam eder. ‘Taşları Yemek Yasak’ adlı eseri TYB (Türkiye Yazarlar Birliği) tarafından ‘yılın denemecisi’ seçilir.1986’da ‘Faydasız Yazılar’ ve ‘İrtica Elden Gidiyor’ yayımlanır.1987 yılında Müslüman gençliğin özellikle okuduğu ‘Surat Asmak Hakkımız’ ve ‘Tehdit değil Teklif’ eserleri yayımlanır. 1987 yılında 1984 yılına kadar yazmış olduğu tüm şiirlerini ‘Erbain’de toplar ve 1988’de başlayan ‘Cuma Mektupları’ serisi 10 kitap halinde yayımlanır.1991 yılında ’XII. Dünya Şairler Kongresi’nde Uluslararası Yunus Emre ödülünü kazanır. Yine 1996 yılında ise Şilili şair Gabriela Mistreal’ın Nobel Edebiyat Ödülünü kazanır ve her yıl bir ülkeden bir şaire verilen Gabriela Mistreal Nişanı ödülünü alır.1994’ten 1996’ya kadar ‘Tahrir Vazifeleri’ ‘Neyi Kaybettiğini Hatırla’ ‘ Ve’l-Asr’ ‘Bilinç Bile İlginç’ ‘Genç Bir Şairden Genç Bir Şaire Mektuplar’ ‘Tavşanın Randevusu’ adlı eserleri yayımlanır. 2002 yılında ‘Toparlanın Gitmiyoruz’ konferansları geniş yankı bulur. Aynı yıl adeta üstadın kendi ağzından bir biyografisi niteliğinde olacak ‘Waldo Sen Neden Burada Değilsin?’ adlı eseri yayınlanır. 2005 yılında ise son şiir kitabım dediği ‘Of Not Being A Jew’ yayımlanır. ‘Kırk Hadis de bu zaman dilimi içinde okuyucularla buluşur. Yine aynı yıl TYB’ (Türkiye Yazarlar Biriliği)nin her yıl verdiği kültür ödülleri çerçevesinde ‘üstün hizmet’ ödülünü alır. 2006 yılında ‘Kalın Türk’ ve ‘Çenebazlık’  ‘Şairin Devriye Nöbeti 1…12’ ‘Desem Öldürürler Demsem Öldüm’ ‘Bir Akşam Gezintisi Değil, Bir İstiklal Yürüyüşü 1-2’ eserleri yayımlanır. Çeşitli çeviri eserleri de mevcuttur. 2006 yılında TRT-2’de ‘Şiir Türk’ün İklimi’ adlı bir program hazırlamıştır. Üstat bu yılları takiben çeşitli konferanslarına devam eder. 2007 yılında kurulan ‘İstiklal Marşı Derneği’nin kurucusu ve halen genel başkanıdır ve bu derneğin ilk dergisi niteliğindeki ‘Çelimli Çalım’da yazmaya devam etmektedir.

İsmet Özel sıra dışı bir kalem ve şahsiyettir. Kendi deyimiyle ‘İETT otobüsüne saklanmış bir radikaldir.’ Zamanda değil zamanın çok ötesinde; sorgulayan, dik duruşunu bozmayan, tavır sahibi bir kalemdir. Bazıları üstadın sol ya da İslamcı kimliğinde bile ‘isyancı’ olarak nitelemiş olsa da onun isyanı ‘günümüzde Müslümanların titizlenmeyi elden bırakmış olmalarına’dır. Üstat, ‘içinde yaşadığımız çağ, İslam’ı arayanların onu ancak kitaplarda, Müslümanları arayanların onları ancak mezarlarda bulabildiği bir çağdır’ derken belki de bizlere çok ciddi ve derin manaları olan bir şeyleri anlatmak istiyordur. Müslümanlar arasında salgın bir hastalık gibi yayılan yozlaşmaya karşı tek ve etkili olan kalemi ile savaşmaktadır. İsmet Özel’in ilk ergenlik döneminde bilincine yerleşen ‘yaşadığı toplumda yediği her bir lokmanın hakkını verme, asalak olmama ilkesi’nin izlerini satırlarında hâlâ görmek mümkündür. İsmet Özel’e göre Müslüman olmak merkezde olmak demektir. Batı’ya karşı insana dünyada bulunuş gayesini gösteren merkezin Müslümanlar tarafından oluşturulması gerektiğini söyler. Üstadın yeterince anlaşılamadığı bir diğer konu ise ‘Türkçülük’ meselesidir. Şüphesiz ırkçılığı ve kafa taşçılığı yasaklayan bu dinin mensubu olan bir Müslümanın böyle bir düşünceyi savunması beklenemez. ‘Kâfirle çatışmayı göze alan Müslüman, Türk’tür’ demekle İslam merkezli bir Türklük vurgusudur anlatmak istediği. Özel’in Türkçülükle kurma taraftarı gözüktüğü husus; küreselleşmeye, kapitalizme karşı milli ve fakat beynelmilel bir cephe oluşturmaktır. Üstat İsmet Özel kendisini ‘ideolojisine İstiklal Marşı’ndan başka çerçeve aramayan bir Türk milliyetçisi’ olarak tanımlar. Çünkü bu çerçeveden hareketle, Türk toplumunun varlık şartlarından birincisi İslamiyet’tir. İslam’dan yalıtılmış bir Türklüğün ilk mahvedeceği unsur Türk’tür. Hatta Üstat Özel’in ‘İstiklal Marşımız ‘korkma’ diye başlar. Biliyorsun ki bu, Resûl-i Ekrem’in Sevr mağarasında Ebû Bekir’e söylediğidir. Bunlar tesadüf değil.’ sözleri ideolojisinin anlaşılması bakımından önemlidir. İsmet Özel’e göre dünyada yürürlükte olan bir düzen vardır. Bu düzenin yapısındaki hegemonik yapının kapitalizm olduğunu söyler. Özel çağdaşlaşmanın günümüzdeki karşılığının Amerikanlaşma olduğunu belirtirken buna karşı çıkılması gerektiğini de ekler. Üstat, cesurca ve korkusuzca fikirlerini kaleme alırken; ‘kahramanlık gibi bir derdinin olmadığını’ da belirtir.

‘beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
öyle mahzun
ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.’

İsmet Özel’in çok yönlü bir yeteneği söz konusudur. Hem resim yapmaya hem de müziğe karşı istidadı vardır ancak birçoğumuzun bildiği gibi onun ‘şairliği bir maliyet meselesi’ sonucu olmuştur. Sanatın en üst seviyesinde eserler vermek için yine sanatın en düşük maliyetli olan dalına, yani şiire yönelmiştir. Maliyet dışında Üstat bir de şiirle ilgili olarak; İnsanın gerçek vatanının lisanı olduğunu söyler. İsmet Özel; ‘öyle bir lisan tekellüm ettim ki o bütün Türkiye’yi bütün Türkleri içine alır; lisanım vatanım olduğu için şiiri tercih ettim’ der. ‘Şiiri insan hayatının yuvalandığı bir yer olarak’ görürken, ‘Başı dik bir hayatla arası olmayan insanların şiirle bağ kurmalarına imkân yoktur. Şiirin birçok şeyin özü olduğunu da belirtir. (TRT Türk 09.04.2010)

‘Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?
Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
-Yaşama!
-Ya bileydim?
Yazar: Mıydım
Hiç: Şiir.’              

Kelimelerin Efendisi olarak addettiğim Üstat İsmet Özel, kimi zaman Müslümanlar içinde baş gösteren yozlaşma ve gidişat için karamsar tablolar çizmiş olsa da ‘gırtlağında büyüyen o harfle’ geçmişten bugüne asil ve vakur duruşunu hiç bozmadan umutla Türkiye için yazmakta; ülkesindeki insanların ellerinden ve yüreklerinden tutmaya devam etmektedir.                                                                                                                                      KAYNAKÇA:

1-‘ben ismet özel şair… bir portre denemesi’ Reşit Güngör Kalkan, Okur Kitaplığı                  2-‘İsmet Özel üzerine bir araştırma’ Musa Tılfarlıoğlu                                                        3-Osman Özbahçe, ‘İsmet Özel Biyografisi’, Memleket Dergisi

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.