Şairlerin kötü şiir yazma hakları kalmadı..

0
538

1-Cem Mehmet Eren kimdir, hayata, insana, olaylara nasıl bakar, sizi tanıyabilir miyiz?

– Havaalanının bekleme salonunda biraz sonra sonsuzluğa havalanacak uçağını bekleyen yolculardan biri… Hay’dan gelip Hu’ya giden bir parabolün yerküreye teğet geçerken bir an için temas ettiği noktada bulunma bilinciyle telaşı yok, endişesi yok zira gidişi vuslata… Yolculuğun uzunluğuna nispetle bir andan ibaret molada; hep burada kalacakmış gibi birbirini kıran, yerini beğenmeyen, birden fazla koltuk işgal etme çabasıyla etrafındakileri ezmeye çalışan insanları seyretmeğe… Vakit gelecek, anons edilecek , “Haydi” denecek “Sıra sende”… Biniş kartını gösterecek, bırakması istenecek dünyevî ne varsa emanetinde… Yanında çıkını, ne biriktirebilmişse ukbâya dair sadece… Take-of: Er kişi niyetine!

2-Her insanın bir eşref saati vardır. Sabah, öğle, ikindi, akşam Cem Mehmet Eren hangi anlam dünyasında gezinir, sizin eşref saatiniz hangi zamana tekabül eder?

– Üzerine yemin edilen kutlu vakitlerden biri: Fecr… Yırtılır karanlıklar, sona erer zulmet… Yetimin gözleri ışıldar, umudu yeşerir yoksulun… Karşılar fecri neşeyle tüm susamışlar… Mesafelerin yok olduğu anlar… Sükûnet…

3-lâ adlı şiir kitabınız görünüşü, duruşu ve yapısıyla şiirsel bir yapıt. Bir konuşmamızda şiir kitabının da dış görünüşü itibariyle bir şiir iklimi taşıması gerektiğinden bahsetmiştiniz. Lâ’nın kapağında Ali Hüsrevoğlu’nun Hiç adını taşıyan bir hat çalışması var. Gelenekten istifade eden bir tarafı da var şiirinizin. Geleneğe bakışınız nedir?

– Mevzûbahis olan şiirse estetik kaçınılmazdır… Bir şiir kitabı; kapağıyla, mizanpajıyla, adıyla, sunumuyla bizatihi şiir olmalı diye düşünüyorum… Yapmaya çalıştık, ne kadar oldu bilmem…

4-lâ ilk okunuşta okura anlamını hemen açık etmiyor. lâ’daki şiirler, sır yüklü, hikemi, ketum ve simgesel evreniyle tebarüz ediyor. Birçok şiirin arka planında bir hikâye, yaşanmış bir hikâye mevcut. Örneğin kabristanbul şiiri, ölümsüz bir aşk hikâyesiyle örgülenmiş, ilginç bir şiir. Biraz bundan bahsedebilir miyiz?

– Bencillik yaptığımı itiraf etmeliyim…

5-Şiirlerinizde, ada, deniz ve İstanbul ilgisi hemen göze çarpıyor. Derin bir tarih bilgisiyle beslenmiş bir İstanbul sevdalısı diyebilir miyiz sizin için?

– Yerkürenin özeti Anadolu, gözbebeği Istanbul’dur… Sevdalanılmaz da ne yapılır?

6-Diğer edebi türlerde de kalem çalışmalarınız var. Mesela Haiku’lar. Neden Haiku?

– Haiku, baktığınızda sizde bir düşünce şimşeği oluşturan olayı aktarma sanatıdır… Hikmeti fehmetme… Okuyucuda bir idrak durumu oluşturabilmek için ân’ı fotoğraflayıp on yedi hecede anlatabilme… Haiku bittidi yerde başlar…

7-Kısa öyküler de yazıyorsunuz. Şair karakterinizin hikâyeci yönünüze etkileri ne oldu? Şiir öyküye besleyici, destekleyici katkılarda bulunabilir mi? Türler arası geçişkenlikten bahsedebilir miyiz?

– Yazdıklarıma öykü denir mi bilmem… Baskın gen şiir olunca geçişkenlik kaçınılmaz oluyor… Şiirin dider türler üzerinde bloke edici bir etkisi olduğunu düşünmüşümdür hep… Eteğinden tutup çeker sözlerin, kıskançtır… Her yazarın aslında söylemek istedidi bir cümlesi vardır, döner dolaşır onu yazar…

8-Günümüz şiiri üzerine düşünceleriniz nelerdir? Kimleri takip ediyorsunuz?

– Şiirde çıta yükseldi… Eskiden şairlerin kötü şiir yazma hakları vardı, artık kalmadı… Kim olduğuna bakılmaksızın yerden yere vurulabiliyor… Bir yıllıktan rastgele on şiir alın, imzaları kapatın ve bedeni sırasına koyun… En iyi şiirler bilindik isimlere ait olmayacaktır muhtemelen… Çok güzel şiirler yazılıyor, genç arkadaşlar tarafından…

9-Sürekli takipte olduğunuz bir dergi var mı? ‘Her ay mutlaka okumalıyım’ dediğiniz bir dergi?

– Dergileri çekip alın şiir dünyasından, serkeş bir karanlık olacaktır geriye kalan…

10-Bizimle paylaşmak istediğiniz ‘Desem öldürürler, demesem öldüm’ dediğiniz son sözünüz nedir?

– Ne dersem öldürürler ne de demesem ölürüm… Cümlem çok basit : “Hay’dan gelip Hû’ya giden bir parabolle, bu parabolün teğet geçtiği avâre bir kürenin kesişim kümesiyim… Bir nokta; boyutsuz… Yok, sayılabilecek kadar küçük, yok edilemeyecek kadar sonsuz… Şiir de dâhil noktama, gerisi boş, gerisi boşluk…” Teşekkür ederiz.

Mustafa Nurullah Celep, sordu

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here