Sahneleme adlı eseriyle Patrice Pavis | Şerif Mehmet Uğurlu | Tiyatro

0
891
Patrice Pavis

ŞERİF MEHMET UĞURLU

SAHNELEME ADLI ESERİYLE PATRICE PAVİS

(Kültürler Kavşağında Tiyatro Düşüncesine Dair Bir Giriş Okuması*)

Patrice Pavis’in “Sahneleme” Kitabının Tanıtımı-

Patrice Pavis’in Sahneleme kitabı aracılığıyla tiyatro – edebiyat ayrımında oturmamış taşların yavaş yavaş kendi yerlerini bulabilecekleri söylenebilir. Bize böylesi bir okuma imkânı sunan kitap; ilk olarak yazınsal metin ve gösterimsel metin ayrımına parmak basıyor. Herhangi bir ideolojik söylemi kendine kalkan yapmadan bu ayrımda günümüzün şartları itibariyle yazar tiyatrosundan yönetmen tiyatrosuna evirilen bir süreç gözler önüne seriliyor. Fakat yönetmen-reji terimleriyle yeri doldurulamayan ve başka semantik çözümlemeleri de içinde saklayan bir terime –ki kitaba da adını veren- işaret ediliyor: Sahneleme… Bunun yazınsal bir metni temsil etmekten öte kültürel birikimleri ve dramaturjik bir incelemeyi de yanında taşıyan bir sahne dili olduğuna değinen yazar; kültür bağlarına yaptığı bu ilk vurgudan hareketle sanat tiyatrolarından kültürel tiyatrolara şekillenen bir yapının artık kaçınılmaz olduğuna değinmektedir. Yapısalcılık ve göstergebilimden çıkan bir metinler arasılık yerine kültürleraracılığa giden bir süreçte aksiyona yönelik atılımların daha dikkat çekici olacağının da bilinmesi istenir.

Kuram’ın artık yapacak pek bir şeyi kalmadığını düşünen Pavis; ritüele, mitoslara ve antropolojiye sırtını dayayan bir birleşmeye dikkat çeker. Barba, Grotowski gibi tiyatro insanlarının da bir kültürel arkeoloji gerçekleştirdiği bunun yeni imkânlara kapılar araladığını belirtir. Sahne üretimi ve göstergebilimsel veriler yazar tarafından bir kum saatine benzetilmiştir. Burada üst küresinde alımlanacak olan yabancı kültürlerin alt kısımda ise hedef kültürün varlığından söz edilir. İlginç sayılabilecek bir örnek olan bu kum saati betimlemesinde yazar; değil bu örneğin,  ‘kum saati’nin bile ne olduğuna dair quartz saatli gençliğin(!) bir fikrinin olamayacağına ilişkin şüphe yaşamaktadır. Tekrar örneğe dönecek olursak, burada bir alımlama işleminin katmanlar yani kültürler arası bir yakınsamanın da sağlayıcısı olduğuna değinilir ancak burada yazar tarafında bir tehlikeye işaret edilir. Eğer herhangi bir filtre olmadan bu akış gerçekleşirse bunun sağlayacağı hiçbir verimin olmayacağı ve asimile olmuş kültürel dizgelerin de bunun bir neticesi olacağı anlatılır. Bu metaforik üslubunu sürdüren yazar; bir kültürel kavşak ifadesi kullanarak burada kimi zaman yolların kesişmesi gibi ırkların ve geleneklerin de böylesi bir kesişimde bulunabileceklerine değinir.

Uzun yıllardır doğu tiyatrosunun kaynaklarına yönelik teveccühün sebebini söylemede oldukça dürüst bir tavır takınan Pavis; bunun batılı tiyatronun bunalımın bir neticesi olduğunu belirtir. Buradaki amacın farklı kültürleri tanımak değil pragmatik bir arzuyla kendi tiyatrolarını canlandırmak olduğunu ifade eder. Değişik kültürlerden alınan verilerin bu kum saatinde olduğu gibi devşirilmesiyle uzun yılar tiyatronun yeni dinamikler kazandığına değinen yazar; bu aktarımlarda bir süzgeçten geçirme işleminin gerekliliğini vurgular çünkü bazı kültürel kodların beklenmedik sonuçlar doğurabileceği aslında birçok üçüncü dünya ülkesinin durumuyla aşikârdır.

Daha sonra 1968 – 1988’e kadar Fransa’da ideolojik ve sanatsal kilitlenmeden söz açan yazar Antonin Artaud ve Sigmund Freud’un radikal bir kültür düşüncesini yerleştirdiklerini vurgular. Pavis; Camille Camilleri’nin “Kültür ve Toplum” adlı yapıtındaki kültür tanımlamalarına yer vermiş ve buna bağlı olarak kültürün beş farklı tanımını yapmıştır. Ardından dramatik metnin temsil sorunsalına değinen yazar metin odaklı tiyatro anlayışından bu gün artık söz edilemese de bunun metnin tümüyle dışlanması olarak algılanamayacağını belirten birçok modern rejisörün de bulunduğunu söyler. Hatta oyuncu bedeninin ve tüm sahne figürasyonlarının artık sahneleme sonrası metinsel bir anlama büründüğünü kabul edenler de vardır. Sahnelemenin metnin edimsel gerçekleştirilmesi olamayacağını çünkü hareket halindeki canlı bir süreç itibariyle oyunun temsil edildiği her an kendini yeniden yazdığını belirten yazar genel itibariyle dramatik metnin temsille bir birlik oluşturabileceğini ancak sahneleme aşamasının yeni bir kavrama bütünlüğüne ihtiyaç duyacağını belirtir. Sahneleme aşamasında mutlaka sahnesel sözceleme ve somutlaştırma devresine ihtiyaç duyulacağını ardından sözel ve sözel olmayan eylem halinde okumalar yapılmasını böylece metnin uzamsal yerleştirilmesi, sesin sahnelenmesi gibi ara süreçlerden sonra böylece bakış açısını tersine dönmesi ve üst metin söyleminin oluşmasıyla beraber neticede düşsel çözüme ulaşılabileceği düşünen Pavis; bir kuramsal çerçeve çizmeyi başarmıştır.

Kitabın daha sonraki kısmında bunu bazı anekdotlar ile serilmeyen yazar değinilen bu iki kısımla giriş yaptığı sahneleme düşüncesini anlatırken yer yer akademik bir dil kullanmış diyebiliriz. Kolay bir metin olarak kabul edemeyeceğimiz bu eser post modern çağda disiplinler arasılık sularında verimli bir anlatımla okuyucuya / ilgilisine ayıracağı zaman karşılığında büyük vaatlerde bulunuyor.

(*) Tanıtım; kitabın ilk iki bölümünü kapsamaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here