Rüya Akgün, “Karşı Pencere” Filmi Üzerine Uzun Oylumlu Bir İnceleme Kaleme Aldı…

0
75

BENZER HİSLERİN EŞİĞİNDE VE SAYRILI KAYIPLARIN GÖLGESİNDE ANILARIN GÖZYAŞLARININ İZDÜŞÜMÜ: LA FİNESTRA Dİ FRONTE (KARŞI PENCERE) FİLM İNCELEMESİ

Film, Sezen Aksu’nun sesiyle açılır. Karanlık bir görüntüye eşlik eder minik serçenin sesi. Yönetmen belki de burada Sezen Aksu şarkılarının karanlıkta bize yoldaş oluşunu dramatik yöntemle anlatmak istiyor olabilir.

Filmin ilk sahnesinde yüzünün bir tarafı ışıktan uzakta kalmış hüzünlü bir yüzle karşılaşırız. Bir adam birini öldürür ve karanlık sokaklarda ve sularda nefes nefese koşarak ilerler. Sonra film de tamamen farklı bir sahneye geçilir. Öfkeli bir şekilde küçük bir şey için tartışan bir çiftle karşılaşırız. Çifte yaklaştıkça sorunlarının temelinde yatan şeyi anlarız. Kadın adama karşı sert ifadelerde bulunur. Kadın, erkeğin her şeyi içine atmasından, cesaretsizliğinden, korkaklığından, suskunluğundan bunalmıştır. Adam da kadının çokbilmişliğinden yorulmuştur. Sonra yolda giderlerken kaybolan yaşlı bir adamla karşılaşırlar. Kadın o adamı orada öylece bırakmak ister. Eşi ise evlerine götürmek ister. Adam ile arabada giderlerken ona sorular sorarlar ama o hiçbir soruya cevap vermez. Çünkü yaşlı adam o an orada değildir aslında ve bu yüzden dalgındır.

Eve geldiklerinde, çocuklarının davranışlarından kadının problemleri, takıntıları, olduğunu anlarız. Özellikle küçük kızlarının eşyaları yerleştirme şekli bu konu hakkında büyük bir ipucu kaynağı olarak karşımıza çıkar. Her şeyi özelliğine göre dikkatli bir şekilde yerleştirmişlerdir. Çocuk düzenin vakit kaybını önleyeceğini söylediğinde kadının çocuğuna ona asıl vakit kaybettirenin bu küçük çocuk olduğunu söylemesiyle kadının hayattan bezmişliğini, mutsuzluğunu sezeriz. Bu kadının adı Giovanni’dir.

Giovanni, yakın arkadaşı Emine ile mutfaktadır. Emine, ona camda gördüğü birinden bahseder ve Giovanni’yi çağırır. Emine’nin ifade tarzından ve Giovanni’nin ses tonundan, jest ve mimiklerinden anladığımız kadarıyla Emine’nin bahsettiği bu kişi Giovanni’nn uzun süredir uzaktan sevdiği birisidir. Emine gittikten sonra Giovanni pencereyi kapatırken filme adını veren karşı pencereye bakar. Giovanni’nin eşi Flippo ise yaşlı adamı eve getirmiştir. Hiç konuşmayan, kaybolduğunu düşündükleri bu adamın ağzından çıkan tek isim Simone olur. Bunu duyan çocuklar yaşlı adamın adının Simone olduğunu annesine ve babasına söylerler. Giovanni adamın evde kalmasına karşıdır.

Herkes uyuduktan sonra Giovanni kocası odasına gittikten sonra mutfakta, karanlıkta pencereden karşı penceredeki adamı izlemeye başlar ve izlerken sigarasını içer. Konuşamadığı kelimelerin harfleri sigara dumanından çıkar sanki. Gerçek hisler kolay kolay kelimelere dökülmez. Gözyaşı olur, kalemin mürekkebinden dökülen harfler olur. Giovanni için de sigara dumanı ya da gözlerindeki telaşlı, hüzünlü ışıklar olmaktadır. Giovanni sigarasını bitirmeden muslukta söndürür. Çünkü mutfakta acısını, sızısını telaşlı bir şekilde bırakıp gitmek zorundadır. İçindeki ateşe su tutar gibi sigarayı söndürür. Giovanni, pencereyi kapatırken boğazında bir şey düğümlenmiş gibi yutkunur. Sonra yatağına gider karşı penceredeki adamı düşünmek ister ama tüm olanlardan habersiz olan eşi kendi istekleri için bunun olmasına izin vermez. Giovanni daha sonra kendisi için iç sıkıntısı olan bir rutini yaşar. Hüznüyle başbaşa kalıp düşüncelere dalmayı ister ama eşi buna izin vermez. Giovanni ilk başlarda yeterince güçlü bir kadın olmadığından, kalbine biraz olsun karanlık girmiş olacak ki zayıf düşer ve eşiyle savaşamayıp o an kalbinden geleni yapamaz.

Sabah olduğunda evdeki yaşlı adam Giovanni’yi pasta yaparken seyreder. Konuşmaya başladıklarından Giovanni eskiden pastane açmaya dair hayallerinden fakat maddi nedenlerden dolayı hayallerini kovalayacak gücünü yitirdiğinden bahseder. Giovanni, eşinin girdiği işlerden sürekli kovulması nedeniyle de hayata dair umutlarını yitirmiş, 29 yaşında mağlup bir kadındır.

Giovanni, hazırladığı pastaları barda çalışan bir kadının verdiği siparişler üzerine yapmaktadır. Giovanni, o kadına hiç güvenmediğini dile getirir.

Giovanni, siparişleri teslim etmek için bara gittiğinde yaşlı adamı kaybeder. Sonra yanına karşı komşusu Lorenzo gelir, az önce kadının dedesinin onun yanında olduğunu ve ona garip şeyler söylediğini anlatır. Giovanni ve Lorenzo tanıştıktan sonra yaşlı adamı aramaya başlarlar. Yaşlı adamı bulup onu arabayla eve götürürlerken yaşlı adamın gözü yolda hızlıca koşan bir kadına takılır ve yaşlı adam arabadan onu indirmeleri için ısrar eder, kapıyı açıp hızlıca gider. Gioavanni de yaşlı adamın arkasından koşmaya başlar. Yaşlı adam sokakta gördüğü bir çocuğun gözlerinin içine geçmişten bir anı ararcasına bakar. Giovanni yaşlı adamı alır ve bir süre sonra Giovanni, yaşlı adam ve Lorenzo bir yerlerde oturup sohbete başlarlar. Yaşlı adam, Lorenzo’nun ne iş yaptığını öğrenir daha sonra da medeni durumunu öğrenince Lorenzo’ya bu yaşta neden hala evlenmediğini sorar. Lorenzo da “bilmem. Belki hala doğru insanı bulamadım” der. Lorenzo’nun bu ifadesinden sonra masaya hayali olarak yaşlı adamın hatıra kesitlerinden iki genç adam gelir oturur ve aşkla birbirlerinin gözlerinin içine bakarlar. Yaşlı adamda hülyalarda yaşarken Lorenzo ve Giovanni sohbet etmeye başlarlar. Lorenzo, Giovanni’nin pub için yaptığı pastaları çok beğendiğini dile getirir. Bunun üzerine Giovanni pastaları kendisinin yaptığını genç adamın bilmesine şaşırır ve bunu nereden bildiğini sorar. Lorenzo da oraya çok sık gittiğinden ve Giovanni’yi orada birçok kez gördüğünden bahseder. Lorenzo, “karşı binada oturduğumu söyledim. Siz beni hiç görmediniz mi diye bir soru yöneltir. Giovanni de pencereden bakarken ya da mahallede dolanırken belki birkaç kere görmüş olabileceğini söyler. O sırada yaşlı adam kalkıp gider. Giovanni ve Lorenzo da hemen yaşlı adamın arkasından onu takip ederler. Yaşlı adam bir dükkânın kapısını yumruklamaya başlar ve kederli bir şekilde yere yığılır, yanına gelen Lorenzo’ya sımsıkı sarılıp ağlamaya başlar.

Giovanni ve yaşlı adam eve geldiklerinde Giovanni yaşlı adama giymesi için eşinin kazağını verir fakat yaşlı adam kazağın rengini beğenmediği için onu giymek istemez. Peki o zaman bu mavi bornoz der, yaşlı adam mavi rengine bakarak derin düşüncelere dalar. Giovanni yaşlı adamı banyoda yalnız bırakıp oradan çıktığında telefon çalar. Arayan Lorenzo’dur, arabayı bıraktıktan sonra onları kaybettiğinden bahseder ve yaşlı adamın durumunun nasıl olduğunu sorar, bana söylediklerini size anlatmadım der ve yaşlı adamın konuştuğu her şeyi anlatmaya başlar. Lorenzo yaşlı adamın neredeyse kendine aşk ilanında bulunduğundan bahseder.

Lorenzo: kelimeleri tam olarak hatırlamıyorum. “Seni daima seveceğim” aşağı yukarı böyle dedi der. Giovanni telefonla konuşurken karşı penceredeki Lorenzo’nun gözlerinin içine ürkek bir şekilde bakarak, “sonra?” der.

Lorenzo: “Birbirimizi gizli sevmeliyiz, çünkü kimse aşkımızı affetmez.” Lorenzo, tüm bu sözler karşısında yaşlı adama ne diyeceğini bilemediğini, yaşlı adamın da geri çekilip Lorenzo’nun gözlerinin içine bakıp “Ben aşkımızdan vazgeçmek istemiyorum ya sen?” dediğini söyler.

Giovanni: Kiminle konuştuğunu anlamadınız mı peki?

Lorenzo: Sevdiği insanla konuştuğundan emindi o yüzden onun hakkında, yani gizlice sevdiği kadın hakkında bir şey söylemedi. Giovanni’nin dalgın ve düşünceli bakışlarını gören Lorenzo, Giovanni’ye ne düşünüyorsun? der.

Giovanni: Sonu nasıl oldu kim bilir? Telefonu kapattıktan sonra Giovanni, banyonun kapısını tıklatır ve ses gelmeyince içeri girer. Yaşlı adam en son bıraktığı şekilde hala banyoda dalgın dalgın oturmaktadır. Giovanni yaşlı adama artık daha merhametli yaklaşmaktadır. Bu durumda Giovanni’den hareketle şunu söyleyebiliriz: İnsanlar birbirlerinden nefret etmek için milyonlarca neden bulsalar da aslında benzer duygulara sahipler. Herkes bir şekilde en uzağındaki birinin bile içindeki ayna kırıntısı…

Giovanni, Lorenzo’dan öğrendiklerinden sonra yaşlı adama yardımcı olmaya çaılışıp, artık ona karşı daha anlayışlı davranmaya başlar. Yaşlı adamın kolunda bir tarihin yazılı olduğu siyah bir dövme vardır. Yaşlı adam o sırada yine anılarında bir yolculuğa çıkar ve gençken su kenarındaki bir boşluğa mektup zarfı attığı bir sahneyi hatırlar. Biraz sonra Giovanni, pencere kenarında dalgın dalgın duran yaşlı adamın yanına gelir ve konuşmaya başlarlar. Giovanni, yaşlı adama Flippo ile 9 yıldır evli olduklarını öncesinin de olduğunu anlatır. Yaşlı adam bunun üzerine şu sözleri dile getirir: “ Başta sadece tutku olan aşkın geliştiğini görmek, değişimine yardımcı olmak, zamanın akışına karşı korumak güzel bir şey olmalı.”

Giovanni, ertesi gün yaşlı adamın kıyafetlerini kuru temizlemeciye götürür ve oradaki kadın ceketinin cebinde bir mektup bulur yanında da taşlar vardır. Tüm bunları Giovanni’ye teslim eder.

Lorenzo yine Giovanni’yi arar ve buluşmaya karar verirler. Giovanni buluşacakları yere büyük bir heyecanla gider. Lorenzo yaşlı adamın nasıl olduğunu sorar, Giovanni de dün akşam kolunda gördüğü bazı rakamlardan bahseder. Lorenzo bu rakamların Yahudilerin ön kollarına toplama kamplarında yapılan dövmelere benzediğini düşünür ve dün akşam yaşlı adamın onları götürdüğü yerin de bir Yahudi mahallesi olduğunu anımsar. Bir süre sonra Lorenzo ve Giovanni oradan kalkarlar ve yolda yürürlerken konuşmaları esnasında Lorenzo, Giovanni’yi şaşkınlığa uğratacak cümlelerini dökmeye başlar:

-Sizinle ilgili bir şey bilmiyorum gerçekten. Her sabah çocukları okula bırakmak için sekizde evden çıktığınızı biliyorum. Yanınızda hep zenci çocukları olan arkadaşınız var. Akşamları, bulaşıkları yıkadıktan sonra tek başınıza mutfakta sigara içiyorsunuz ve sigarayı muslukta söndürüyorsunuz. Geceleri çoğu kez evin içinde dolaştığınızı da biliyorum. Pencereye yaklaşıp dışarıya bakıyorsunuz ama ne gördüğünüzü bilmiyorum. Ayrılırlar ve akşam olmuş Giovanni de artık evindedir. Giovanni yaşlı adamın mektubunu açar ve okur:

Sevgili Simone,

Senden sonra, artık kırmızı, kırmızı değil. Gökyüzünün mavisi de artık mavi değil. Ağaçlar artık yeşil değil. Senden sonra biz olma özleminin renklerini aramalıyım. Senden sonra, bizleri utangaç ve kaçak kılan acıyı bile özlüyorum. Bekleyişleri, vazgeçişleri, şifreli mesajları özlüyorum. Görmek istemeyenlerin kör dünyasında kaçamak bakışmalarımızı. Bizleri görselerdi onların utancı, nefreti, acımasızlığı olurduk. Senden af dileme cesaretini henüz gösteremediğim için pişmanlık duyuyorum. O yüzden artık pencereme bile bakamıyorum. Seni hep orada görürdüm. Henüz adını bile bilmezken. Senin daha iyi bir dünya düşlediğin zamanlar. Bir ağacın ağaç, mavinin gökyüzü olmasının yasaklanamayacağı bir dünya. Bilmem bu daha iyi bir dünya mı? Artık kimse bana Davide demiyor. Bay Veroli diyorlar. Bunun daha iyi bir dünya olduğunu nasıl söyleyebilirim? Senin olmadığın bir dünya için bunu nasıl söyleyebilirim?

Giovanni bu mektubu sonra Lorenzo’ya okutur. Lorenzo mektubu okurken Giovanni onun bir şeyler anlamasını bekler gibi ona bakmaktadır.

Akşam olunca Giovanni, Emine, Flippo ve çocuklar bir yerde yemek yemektedirler ama Giovanni ruhen orada değildir. Sigarasını içerken dalgındır, dokunsalar ağlayacak gibidir ama kimse bir şey sormasın, anlamasınlar diye küçük sahte tebessümlerle onların yüzüne bakar.

Ertesi gün yaşlı adam ortadan kaybolur. Giovanni, Davide’nin adresini bulur ve evine gider. Davide ve Giovanni konuşmaya başladıklarında Giovanni mektubu ve taşları önündeki masaya bırakır ve mektubu okuduğu için Davide’den özür diler.

Davide: Simone bu mektubu hiç okumadı. Beni bulduğunuzda buluşma yerimize gitmek içine evden çıkmıştım. Simone ile gizli bir yerimiz vardı. Mesajlarımızı oraya bırakırdık. Başkalarının yanında ya da telefonda söyleyemediğimiz şeyleri yazardık. Mektupları çeşmenin taşları arasına saklardık.

Bu konuşmadan sonra Giocanni ve Davide mutfağa giderler. Davide, eskisi gibi tat alamadığından bahseder ve çikolatanın tadına bakması için Giovanni’den yardım ister. Giovanni’den yardım alırken Giovanni’nin kendi yeteneğini harcadığını fark etmesi üzerine şöyle söyler: “Siz tutkunuzu hobiye çevirmişsiniz. Yeteneğinizi böyle harcamamalısınız.”

Akşam olduğunda Giovanni evdedir ve Lorenzo ile telefonda konuşmaktadırlar. O sırada mutfağa Giovanni’nin küçük kızı gelir ve bir soru sorar:

-Anne, neden parmak çocuk ikinci kez eve dönerken ekmek kırıntılarını bulamıyor?

Giovanni: Hatırlamıyorum.

Lorenzo: Kuşlar, kuşlar yemişti. Giovanni bu cevabı söyler ve cevabı bulan çocuk mutfaktan çıkıp gider.

Giovanni: Yola bıraktıkları taş değil miydi?

Lorenzo: Herkes masalları istediği gibi hatırlar.

Bu sahne film için taşıdığı ipucu nedeniyle anahtar sahnelerden biri niteliğindedir. Davide ile Simone yıllar önce işaret olarak taşları kullanmış ve onların kendine özgü işaretleri son günlerinde acımasız insanlar tarafından yok edilmiştir. Onların taşları da parmak çocuğun ekmek kırıntıları gibi ayak izidir. Hatta bu işaretler ile bir an Teoman’ın “Uçurtmalar” adlı şarkısını hatırladım: “Ayak izlerini kuşlar yesin diye ekmek kırıntıları bırakır geride.” Büyük ihtimalle Simone ile Davide’nin yarım kalan öyküsünde ayak izleri olan taşlar Naziler tarafından silinmiştir.

Ertesi akşam Lorenzo ve Giovanni, Lorenzo’nun evinde buluşurlar. Giovanni orada bir süre karşı pencereden kendi evini seyreder. Çocuklarını, kocasını görünce toplumsal dış sesi onu rahatsız etmeye başlar. Başka bir evden kendi evine bakarak orada her gece Lorenzo’ya bakan evli ve çocuklu kendisiyle yüzleşmektedir. O an orada iki Giovanni vardır. Biri Lorenzo’ya âşık, onun yanında kalıp ona karışmak isteyen; diğeri de eşi ve çocuklarıyla bir şekilde umutsuz yaşamını sürdürmeye çalışan. Bir yandan içsel tutkunun sesi bir yandan toplumsal dış sesin kışkırtmasıyla bu iki kadın birbirleriyle hesaplaşır. Bu duruma benzer bir sahne Halit Ziya Uşaklıgil’in “Aşk-ı Memnu” adlı romanında vardır. Bihter, çıplak bir şekilde aynada kendisine bakar ve bir yanda Behlül’e âşık, aşkını yaşamak isteyen kendi hür Bihter bir yanda Adnan Ziyagil’in eşi, toplumsal baskıyı hisseden Bihter ile karşılaşır. Bu tek kadının ikili ayrılığı iki Bihter’in de sarılmasıyla son bulur. Filmde ise Giovanni, karşı pencerede her geceki rutinini izler: sigarasını musluğun altına tutar, ışığı söndürür ve kocasının yanına gider. O sırada Giovanni’nin olduğu alanı da bir karanlık kaplar. Burada aynı ışık sönmesi kullanılarak Giovanni’nin yaptığı seçimin karşı penceredeki Giovanni olduğu anlatılmak isteniyor olabilir.

Giovanni Lorenzo’dan vazgeçer ve gitmek ister fakat Lorenzo Giovanni’ye sarılarak gitmesine engel olmak ister. Bu sahnede bu filmden yıllar sonra çekilen “Issız Adam” adlı filmdeki sahneyi hatırladığımıza göre Çağan Irmak böyle bir sahneyle hem Ferzan Özpetek’e hem de Aristo’nun “sanat eseri taklitten oluşur” düşüncesine dayalı mimesis kuramına selam göndermek istemiş olabilir.

Giovanni, o akşam vazgeçer ve Lorenzo’nun evinden çıkıp gider. Giovanni, ertesi gün Davide’nin yanına uğradığında ondan tüm geçmişini öğrenir. Davide, önce onları yargılayan insanları kurtararak kendi kurtuluşunu sağlamak isterken o gün biricik sevgilisi Simone adındaki erkeği kurtaramadığından bahseder. Birçok insanı kurtarıp ödüller kazanırken tek aşkını kaybetmiştir ve Giovanni’ye son olarak şunları söyler:

“Kendim için bir şey yapamam ama siz hala seçebilirsiniz, siz hala değişebilirsiniz Giovanni. Hayatta kalmakla yetinmeyin. Daha iyi bir dünyada yaşamayı istemelisiniz. Sadece düşlemek olmaz. Ben beceremedim.”

Giovanni, oradan ayrılır topluma taşıma aracına biner fakat hala Davide’nin mutfağındadır, orada konuştuklarındadır, yönetmen bu durumu iki görüntüyü birbirinin içine karıştırarak yansıtmaya çalışır. Şehirler, ağaçlar yoldan geçerken görüntü olarak Giovanni’nin görüntüsünün içinden geçerler, bunlar da Giovanni’nin tüm şehir büyüklüğündeki yalnızlığının, her yere karışan anılarının ruhunun içinden geçmesinin göstergesi olabilir.

Giovanni, eve geldiğinde bütün gece uyumaz. Flippo’nun bütün kıyafetlerini ütüleyip düzenler. Flippo gelince onunla konuşur. İşinden istifa edeceğini, bunun kendi seçimi olduğunu söyler. Bir pastanede çalışmaya karar verdiğinden bahseder. Bana yardım et Flippo diyerek kocasına sarılıp ağlar.

Flippo bu sefer gerçekten Giovanni’ye yardım eder. Çünkü artık geceleri yalnız uyumaktadırlar. Giovanni geceleri istediği kadar düşüncelere dalmaktadır Flippo da böyle zamanlarda mutfak masasında oturup bir başına ağlar.

Bir sabah Emine Giovanni’nin yanına gelirken yolda eşyalarını arabaya yerleştiren Lorenzo ile karşılaşır. Lorenzo, Giovanni’nin penceresine son kez bakar ve arabasına biner. Giovanni, mutfakta kurabiye hazırlarken Emine’nin bakışlarından bir şey sezer hemen koşarak aşağı iner ama arabanın uzaklaştığını görebilir sadece.

Günler sonra Giovanni, dışarıya çıkarken karşı pencereye bakar artık orada mutlu bir çift yaşamaktadır. Giovanni, oradaki çiftin Lorenzo ve kendisi olabileceğini hayal eder ama yaşadığı taahhüt edilemeyen gerçekleri de anımsamış olmalı ki gözleri nemli acı bir tebessümle bakar. Karşı pencere artık Giovanni için yarım kalan aşkının, yaşayamadıklarının, içinde saklı hüznünün göstergesidir. “Bazı hasta kalpler vardır ki, en küçük vesilelerle heyecanlanırlar. Onların yaralarını açmaya en hafif bir şey bile yeter.” Giovanni için de karşı pencere artık öyle en küçük bir vesiledir.

Giovanni bir süre sonra Davide’nin yıllar önce gittiği çeşmenin oraya gider ve orada iç sesiyle adeta Davide’ye seslerden bir mektup yazar:

Sevgili Davide,

Gittiğinden beri Martina hep seni soruyor. Sana hala Simone diyor ama en kısa zamanda hikâyeni ona anlatacağım. Dün işte ilk kez tek başıma bir pasta yapmamı istediler. Bil bakalım hangisini yaptım? Şef aşçı Pazar günü listesi için onu da ekledi. Sanırım bu iyiye alamet. Flippo vardiyasını değiştirmeyi başardı. Piyangodan para kazanmış gibi coşkuluydu. Şu an için ondan daha fazlasını isteyemeyeceğimi anladım. Biliyor musun, Lorenzo’yu düşündüğümde yüzünü unutmaktan, sesini hatırlayamamaktan korkuyorum artık. Ne yapıyordur şu an kim bilir? Kime gülümsüyordur? Bir sözüne, bir bakışına, bir hareketine, hala ihtiyacım var Davide. Ama sonra birden hareketlerini hareketlerimde hissediyor kelimelerimde seni buluyorum. Gidenler sende hep kendilerinden bir şeyler bırakıyor. Hafızanın sırrı bu mu? Eğer buysa kendimi daha güvencede hissedeceğim. Çünkü asla yalnız olmayacağımı bilmiyorum.

Giovanni’nin bu iç monoloğundan sonra hareketsiz, düşünceli gözleri meçhul bir noktaya sabitlenmiş içerisinde birikmekte olan anıların damlalarıyla bakmaktadır.

Her şeyi sadece Giovanni’nin, gözler var bebeklerinden ağlayamadığı iki damla suyla şarkılardan ibaret diye nitelendirilebilecek gözbebekleri ve onun içinden geçenleri söyleyen, gözlerinden süzülen son şarkı kapalı bir anlatım tarzıyla bize anlatır: 

“Sono gocce di memoria 
queste lacrime nuove
siamo anime in una storia
incancellabile”

24 Temmuz 2017, 8 Ağustos 2017, 6 Eylül 2018

Rüya Akgün

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.