Özünde şiirsel bir yeteneği taşıyor Edanur Özdemir | Değince Dokununca | Mustafa Nurullah Celep

1
1453

DEĞİNCE DOKUNUNCA / MUSTAFA NURULLAH CELEP

Edanur ilk defa şiirlerini www.elestirihaber.com da yayınlıyor. Bartın Yazarlık Atölyesinde şiirlerini getirip gösterdiğinde şiirinin diğer arkadaşlarının yazdığı şiirlerden farklı olduğunu gördüm, daha çok ve daha sık yazması yönünde teşviklerim oldu. Özünde şiirselliklerle parlayan bireysel bir yeteneğinin olduğunu aşağıdaki şiirlerden sizler de tanıklık edebilirsiniz. Bu şiirlerde genel bir ilk izlenim olarak, “şarkı sözü” yalınlığında sade bir duyarlıkla, o an aklına hangi bir görüntü, hatıra, izlenim, durum ve hal bilgisi gelmişse direkt yazıya, metne aktaran bir yazınsal tutum içindedir Edanur. Anlık duygulanımlardan müteşekkil şiirlerden oluşur bu metinler. Ân’lardan duygusal bir anlam çıkarma temel bir tutum olarak beliriyor şiirlerde. Dilde anlatılamayanı kelimelerle anlaşılır kılma çabasını da görmezden gelemeyiz. Kelimelere, kelimelerin ruhuna tümüyle inandığını söyleyemeyiz Edanur’un. Bir tür “sessiz iletişim” kurma taraflısıdır, susarak konuşmak diyoruz biz buna. Ama şiir yazıyorsa ve şiir de kelimelerle yazılıyorsa kelimelerin özüne inmek zorundadır Edanur, kelimeleri ruhunda duymalıdır, iyi şiir yazmak, sıkı şiirler ortaya koymak istiyorsa şayet kelimelerin huyunu-suyunu öğrenmek gerektir. Örneğin aşağıya aldığımız dörtlük Edanur’un yukarıda betimlediğimiz yazınsal tutumuna uyuyor, bu mısralar onun henüz şiirin bir “söyleyiş biçimi” olduğu gerçeğini yakınsamadığını gösteriyor, yüzeyde bir şiir yazıyor Edanur, ruhun iç menfezlerine, kelimelerin ruh köklerine inebilmiş değil, anlıklarla, enstantanelerle şiirini biçimleme ve tamamlama derdinde daha çok:

“Dilde mi kalır her şey?

Anlatmazsa,

Anlayamaz mı insan?

İlla söylemek mi gerek?”

Edanur’un bu şiirlerin içinde şu mısralarını daha çok beğendim, çünkü bu mısralarda daha çok şiire yaklaşıyor, şiirselin bölgesine bu mısralarla daha bir dalıp çıkıyor, dalıp çıkmakla yetiniyor ama. Edanur, şiirin henüz bir kelime sanatı hatta giderek bir yaşama sanatı, bir duyarlık meselesi olduğu gerçeğinin ayırdında değil. Kelimeleri ruhunda duyarak uzun mısraı da denemeli mesela. Bunun için İkinci Yeni şairlerini, mesela Turgut Uyar’ı okumasında bir fayda görüyorum. Şiire en çok yaklaştığı mısralar hangileri Edanur’un, aşağıya alıyorum:

“Sessiz olacakmışız azizim!

Kafamızın içindekileri infaz edemeden.”

Burada cesaretli bir söyleyiş biçimi olduğunu görüyoruz. Cesaret bahsinde İsmet Özel’i okuması Edanur’un şiirlerine ayrı bir imgelem gücü katacaktır.

Edanur’un şiirini soru imleriyle şekillendirmesini önemli buluyorum. Şiirde sorular sormak hemen her zaman bir şiirsel cesaret örneğidir. Bu sorularını güçlü bir duyuş ve derin bir imgelem bilinciyle biçimleyebilirse şiirsel gelişim bakımından faydasına olacaktır Edanur’un. Bunun için çokça şiirler okuyarak, sıkça temrinler-şiir alıştırmaları yaparsa kelime haznesinin de gün geçtikçe geliştiğini fark edecektir.

“Hadi! Gel birlikte susalım” diyen Edanur’un artık şiirde gürül gürül konuşmasını bundan sonraki yazacağı şiirlerde okuyup göreceğiz.

Gökyüzünde beyhude kanat vurarak kendini bulamayan bu şairimizin kendini bulup sözü-imgeyi tam on ikiden vurarak dünyaya karşı cesaretle yeni sözler söyleyen şiirsel atılımını görmek de bizim beklentimiz olsun…

Yeni duyarlıklarla örülmüş atılımcı yeni şiirler de bekliyoruz Edanur’dan…

Bekleyelim, görelim…

EDANUR ÖZDEMİR’DEN 4 ŞİİR(*)

GÖZLER-1

Söz yazılan mıdır?

Anlatılan mı?

Göz gören midir?

Anlayan mı?

 

Dilde mi kalır her şey?

Anlatmazsa,

Anlayamaz mı insan?

İlla söylemek mi gerek?

 

Gözden akan bir yaşa,

Hangi anlamı yüklersin?

Tuzlu bir suya,

Her zaman karışım mı dersin?

 

Yazılan yazıda mı kalır?

Satır sinelere akarsa,

Sineler harelerde mi kalır?

Gözler anlamsızca bakarsa…

 

GÖZLER-2

 

Gören de o, gizleyen de

Bazen anlatan,

Bazen anlatamayan.

Her şey sineye çekildiğinde,

Gözyaşlarıyla ağlaşan…

 

Âmâ olup

Karanlıktan kalsa da

Çıkış yolunu bulup

Çiçek bahçesinde olsa da

Anlatır mı her şeyi gözler?

 

Ne olup ne biter?

Gelen, geçer mi?

Giden göçer mi?

Anlar mı gözler?

İki yaşta kalır bazen sözler…

 

SESSİZ KALALIM

 

Hadi! Gel birlikte susalım

Caddeler niye böyle boş?

Yağmur altında kalalım,

Bulutlar niye durgun bugün?

 

Hadi! Koşalım bir ömür,

Sessiz kalacağına söz ver

Oturalım bir kaldırım taşına,

Boş satırları dolduralım.

 

Susacak mıyız?

Birlikte susalım,

Ağlayacak mıyız?

Oturur birlikte ağlarız…

 

Yeter ki kalalım,

Dizelerde saklı saydıklarım

Yeter ki kalalım,

Önünde diz çöktüğüm mısralarım.

 

DURMUŞ KÖŞEDE BİRİ

 

Durmuş köşede biri, bağırıyor: “Yorgunum!”

Öteki de ona bağırıyor: “Sessiz ol!”

Durmuş bakıyor bir haberci,

“Kim yorgun değil ki?”

 

Durmuş köşede biri,

Diğeri,

İlerideki,

Biz nerdeyiz ki?

 

Sessiz olmamız gerekiyormuş

Durgunluğumuz yetmez mi?

Sessiz olacakmışız azizim!

Kafamızın içindekileri infaz edemeden.

 

Durmuş köşede biri,

Yazanlara inat çizmekle uğraşan.

Durmuş bakar,

Bu neyin resmi, neyin nesi?

 

Bir de biz duralım,

Zamanı durduralım

Zaman durdu,

Biz durduk…

 

Durmuş bakarım,

Bir ben kalmışım,

Gökyüzüne kaç beyhude kanat çırpışım?

Hâlâ yalnız, hâlâ kendimi bulamamışım…

 

(*) EDANUR ÖZDEMİR KİMDİR?

2003 Bartın doğumlu. Bartın Nene Hatun İHL’de okuyor. Bartın Yazarlık Okulu Şiir Atölyesi öğrencisi. Şiirleri ilk defa ulusal ve uluslararası bazda www.elestirihaber.com’ da yayınlanıyor.

{Eleştiri Haber, 1 Haziran 2018}

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here