Oscar Üzerine Kısa Kısa Değiniler | Barış Kavas Yazdı…

0
174

BARIŞ KAVAS

OSCAR ÜZERİNE KISA KISA DEĞİNİLER

Oscar ödülleri, sinemanın en prestijli ödüllerinden biri olarak dün ve bugün varlığını sürdürmektedir. Sinema takipçilerinin sonuçlarını heyecanla beklediği, adaylıklar belli olmadan çok önce de tahminlerin başladığı bir süreç. Kimilerine sorarsanız Amerikan sinema endüstrisinin varlığını tahkim ettiği, ödül dağıtımlarının politik olduğu ödüller bunlar. Kapitalizmin gövde gösterisi. Kimilerine göre ise şıklık yarışlarının, kırmızı halıların şov yaptığı bir eğlence.

Yıllar geçtikçe Oscar’lar eski güzelliğini kaybediyor. Eski önemini de kaybediyor. Neden böyle oluyor? Naif bir sinema yazarı olarak belki de ilk kez sosyolojik bir tespit yapıyorum. Çünkü Modernizm, Postmodernizm’e kaybediyor. Postmodernizm’in parçalı yapısı, ne koyarsan gider curcunası, kaotik anlam (anlamsızlık) dünyasıyla her şeyin üstünden aşıyor. Filmleri her yerden seyrediyoruz, aç ipod’unu istediğini istediğin şekilde tüket. Ödülleri kimin aldığı çok da önem taşımıyor. Çünkü film izleme dediğimiz şey, filmleri sevme dediğimiz şey eskisi gibi bir anlam taşımıyor; şeylerden bir şey olarak kalıyor.

Televizyon modernite, internet postmodernite. Erotizm modernite, pornografi postmodernite. Sevgili okuyucu, yazılarımı takip eden bir elin parmakları sayısındaki aziz dostlardan biri, hiç bekler miydin? Günün birinde Barış Kavas böyle çatır çatır sosyolojik tespitler yapacak, hiç bekler miydin? Bu iyi anlaşılsın. Benim duygusal naif bir his dünyasına sığınmam, hiçbir şeyin farkında olmadığımın, her şeye umursamaz kaldığımın bir göstergesi asla değil. Tam tersine her şeyin farkında olduğum için, tüm çirkinlikleri gördüğüm için sığındım ben bu duygusal dünyaya. Ashab-ı Kehf neden sığındığıysa mağaraya, tastamam o sebeple.

İki-üç yıldır takip ediyorum. Adaylıklara bakıyorum. Kendime yakın bulduğum bir isim yok. Geçen yıl Three Billboardu kazansın istemiştim. Olmadı. Bu yıl Roma çok ön plandaydı. Büyük bir sürpriz oldu: Green Book kazandı. Yönetmen dalındaysa son yıllarda bir İspanyol fırtınasıdır gidiyor.

1990 sonrasını baz alarak konuşursak, senaryo kategorisine aday olan filmleri detaylı bir analize tabi tutmak mümkün. Filmleri izlerken Syd Field’in Üç Perdeli Yapısını baz alarak baktığımızda, düğüm noktalarını belirlemek farklı bir izleme keyfi sunabilir bizlere.

Altın Küre ve Oscar’ı birbiriyle kıyaslamak da oldukça ilginç gözlemler katıyor bize. Bazı yıllar tercihler aynı adayda birleşirken, bazı yıllar farklı tercihleri de gözlemliyoruz.

Türk Sineması ve Oscar dediğimizdeyse elde büyük bir boşluk… Yabancı Film kategorisinde Oscar tarihi boyunca bir adaylığımız bile yok. Aslında büyük prodüksiyonlara imza atabilen bir sinemamız var. Fakat Oscar yarışında yarışmadık hiç. Bence bu, yapımcılarımızın vizyonsuzluğuyla alakalı. Futbolda da öyledir. Kimse uluslarası başarıyı hedeflemez. Şampiyonluk en büyük hedeftir.

[Eleştiri Haber, Mart 2019]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.