Ölmeye Yaşamak | H. Özkan Yıldız | Hayatın İçinden

0
630
H. Özkan Yıldız

H. Özkan Yıldız

ölmeye yaşamak

elinde düş fırçası varken sordu bu, soruyu. biteviye yaşamak. ‘n’İye ki! İnsan tüm çabasını biyolojik varlığının devam üzerine kuruyorken, dedi, niye yaşarız ki? yaşamak neydi ki? yaşadıklarımız yaşattıklarımız.. kim için yaşıyoruz acaba?

içinden konuşuyorsan onunla biyolojik olarak ne olduğu değil, kronolojik popülasyon nerede başlayıp nerede bittiği de değil kronik hegemonya kimin elindeyse süleyman odur. mesela annen kilometrelerce uzakta olabilir ama sen tv izlerken veya bir kitap okurken anladığını veya karşı çıktığın şeyin mantığını ona anlatıyorsan birliktesinizdir. kavga ediyorsan kardeşinle hiç yok yere olmayan ama aklına gelen bir özelliğinden ötürü kızıyorsa ona o aslında dünyanın öte ucunda hiç değildir. özlediysen ve yeni okuduğun kitaptaki bir cümleyi söylüyorsan babana içinden bağırarak, aslında babanı toprağa hiç vermemişsindir.

her gün gördüğün hep … hep belki de selam verdiğin o kişiye için sıra hiç gülümsememişsen çıkarsız. bahçedeki güllerin kokmadığını yapraklarını döktüğünü yılların hiç söylememişsen günde on kez karşılaşmak ne ifade eder.

fırçayı bıraktı ve bu cümleleri kime söylediğini düşündü. kimseyeydi ,kimseye… öyle uluorta söyleyivermişti. kendine haykırmıştı belki. içinden sesli düşünüyor dışından sessiz gülümsüyordu istemsiz, dişlerine …

kirazlıbahçede bir çay içerken mesela, havada kar kokusu, nefesinde buz hızı varken buluvermek kendini yaz sıcağında 37 derecede %70 nemde, olmadı mı hiç?

hegel’i alıp karşına hiç özür dilemedin mi gereken ilgiyi göstermediğin için. ya hayallerini hizaya çekmesen de kıyıda köşede denk getirdikçe “keşke”li cümlelerde pişmanlığını ve tembelliğinin sorumluluğunu almadın mı üstüne!

yıllar önce, mahalleden arkadaşındı hani, takıma almamıştın ya da basit bir pası vermeyip topu kaptırmıştın ya işte onun üzüntüsünü bu üzüntünün gerçek sebebini hatırlamadan hissetmedin mi yüreğinin derinliklerinde..

hep bahanelerle hep keşkelerle hep mantıklı sebepler öne sürerek babanla derin derin uzun uzun kimseden habersiz konuşurken yakalamadın mı kendini

yakaladın, gördün, duydun, buldun, yaptın, hissettin, düşündün, buldun yaşadın değil mi?

eğer cevaplar varsa kaçaksız cümleler varsa tutarsız düşünceler varsa virgülsüz ve hisleriniz yanınızdaysa hep kimsesiz de olsa onlar sizle siz de hep onlarla.. ya içiniz sıra kavga etmediklerimiz, düşüp düşlemediklerimiz, sebep izan falan filanlarla uğraşmadıklarımız aslında sözün özü siz hiç bizim için olmamışsınız..

biyolojik varlığınız fikirsel darlığımızda kaybolmuş.. bu cümlenin hem öznesi hem nesnesi oluruz çoğu zaman.. kötü tarafı hem özne hem nesne olduğumuzda mı yerimizi bilmeyişimiz yoksa hep biliyor gibi yapıp kimi yaşadığımızı kimle yaşadığımızı kimliksizlik içinde bir kez olsun adamakıllı düşünmeyişimiz mi?

yaşıyor musunuz siz hadi canım siz de

NE zaman ölürüz ya da ölüren (ölmeye devam eden, tıpkı deliren gibi)canlılar mıymışız? hipernatural hayatımızın sinirtaşlarına yolculuktan bir gün önce, kırkikindi çaylarımızı içmenin hazzını beynimizde yaşamadan önce ilk yudumda dilimizi yakmanın aslında acıya değil zevki öldürmenin varlığına duyulan öfke’nin biraz berisin

de

yiz

şimdi bşlyblrz..!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here