Nur Sultan Turhan’dan kendini tanıma üzerine bir deneme: İnsanlığın Yansıması

0
126

İNSANLIĞIN YANSIMASI

NUR SULTAN TURHAN

   Davranışlar insanın hayatını yansıtan bir aynadır. İnsanın sergilediği her davranış, ruh portresini yansıtır. Karakterle davranışlar bağdaşır. İnsan duygu, düşünce ve davranış üçlemesi içinde anlaşılması güç bir varlıktır. Etkili, mutlu bir yaşamın anahtarı önce insanın kendisini tanıması,  kendisine saygı duymasıdır. Kendini tanımayan insan başkalarını tanımaktan acizdir. Kötü kalpli olan insanların ruh hali mutsuzluğa götürür, kalpleri; kötülük, kin, nefret, haset, intikam gibi duygularla beslenir, kötülük yapmaktan zevk alırlar ve kötü kalpli  insanlar  gün geçtikçe  bunalımın, depresyonun eşiğine sürüklenir, yardıma, tedaviye muhtaç hale gelir. İyi kalpli olan insanlar mutludurlar, kendilerine  güveni tamdır,  hayatta her daim başarılı olurlar. Yardımseverdirler, sevgi, barış ve huzur içinde yaşarlar, insanlara iyilik yaparlar.

   Her insanın huyu,  mizacı, karakteri, davranışı farklıdır. Herkes dünyaya farklı pencereden bakar. Ahlak,  edep, kültür, ilim davranışlarımızı olgunlaştıran unsurlardır. İman, ibadet, edep, ahlak, ilim, kültür, gibi manevi gıdalarla ruhu beslenen insan, nerede duracağının, nasıl davranacağının, konuşacağının ve susacağının şuurunda, bilincinde olur. Sevgi, saygı, hoşgörü, sabır, barış ve huzur içinde yaşamalıyız. Ayet-i Kerime’de ne güzel özetliyor;  Hud Suresi 112. Ayet-i Kerime’de Cenab-ı Hak şöyle buyurur: ‘Ya olduğun gibi görün, ya da göründüğün gibi ol.’ Güzel ve ibret verici bir hikâye ile insanlığın yansımasını bir bilgenin ağzından dinleyelim isterseniz. Dağlık bir bölgede bilge çırağıyla yürürken, oğlan ayağını taşa çarpar ve can acısıyla “Ah!” diye bağırır.

Dağdan, ‘Ah!’ diye bir ses gelir ve bu sesi duyan çocuk hayret eder. Merakla:

“Sen kimsin?” diye bağırır ama aldığı tek yanıt; ‘Sen kimsin?’ olur.

Çocuk bu yanıta kızar ve:

“Sen bir korkaksın!” diye bağırır.

Dağdan aldığı yanıt, ‘Sen bir korkaksın!’ olur.

Ustasına bakar ve: “Ne oluyor?” diye sorar. “Oğlum dikkat et,” diyen bilge vadiye doğru, “Sana hayranım!” diye bağırır. Ses, ‘Sana hayranım,’ diye yanıtlar. Usta, “Sen harikasın!” diye bağırdığında, bu kez dağdan, ‘Sen harikasın!’ yanıtı gelir. Çırak şaşırmıştır. Ama hâlâ ne olduğunu anlayamamıştır.

Bilge açıklar:

“Oğlum, insanlar buna yankı derler; ama gerçekte yaşamın ta kendisidir. Yaşama ne verirsen, sana onu yansıtır. Yaşam senin davranışlarının aynasıdır. Eğer yaşamında daha çok sevgi istiyorsan, insanları daha çok sev. Eğer sana saygılı davranılmasını istiyorsan, insanlara saygılı davran. Eğer başkaları tarafından anlaşılmak istiyorsan, önce başkalarını anlamaya gayret göster. Eğer insanların sana hoşgörülü ve sabırlı davranmasını istiyorsan, önce sen hoşgörülü ve sabırlı olmalısın. Oğlum, yaşamda ne ekersen, onu biçersin. Bu doğa yasası, yaşamın her yönü için geçerlidir. “İnsanların yaşamı tesadüfler sonucu oluşmaz. İnsanların yaşamı onların davranışlarının yansımasından başka bir şey değildir. ”Evet, yaratılıştaki insan fıtratı ancak tek gerçeğin sahibiyle huzura kavuşur. Allah’a giden yolda,  ideal insanın yansıması da gerçeğin merkezinde durandır. Peygamber Efendimiz (sav) ve O’nun yolundan gidenlerin en önemli görevi de, insanlık âlemine, İslam’ı tebliğ ve insanlara iyiliği tavsiye etmek olmuştur. Peygamber Efendimiz (sav) ve O’nun yolundan gidenlerin en önemli görevi de budur: “Emr-i bi’l-ma’ruf, nehy-i ani’l-münker” iyiliği tavsiye ve kötülükten men etme, her mü’minin görevli olduğu önemli bir husustur ve her mü’minin davası olmalıdır. 

[Eleştiri Haber, Temmuz 2019]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.