Nur Sultan Turhan, Tefekkür’ün İzi’ni Sürüyor…

0
113

TEFEKKÜRÜN İZİ

Nur Sultan Turhan

Arz üzerindeki güneş, her gün yeniden doğuyor. Ahenkle donatılmış, renk cümbüşüyle raks eden dünyadan, hayat ışığı yansıyor. İnsanın hayatı mazisi ve müstakbeliyle tefekkürden izler taşıyor. Hayatı bir damla su olarak dünya okyanusunda yol almaya benzetebiliriz. Bir damla suyun dünyaya gelişi ile buradan ayrılışı serüveni de ömürdür. İnsan Allah’ın rahmet ve nîmet deryasındadır. Sayısız nîmetler, özellikler ve güzellikler bahşeylemiştir. Bu açıdan günlük hayat içerisinde rutin olarak yapıp ettiğimiz şeyler üzerinde yeniden düşünmeye ihtiyacımız vardır: “O, göklerde ve yerde ne varsa hepsini, kendi katından (bir lütfu olmak üzere) size boyun eğdirmiştir. Elbette bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır” (Câsiye 45/13) Tefekkürle işlerimize, hayatımıza ve ibadetlerimize daha derin anlamlar kazandırmalıyız. Tefekkür ettikçe şükrün de artacağından eminiz, o yüzden bugünden bir başlangıç yapabiliriz. Gördüğümüz, farkına vardığımız her şey Allah Teâlâ’nın bir tecellisi, bir delilidir. Bu nedenle göklerde, yerde ve bunların aralarında bulunan her şey birer tefekkür vesilesidir.

Kendini hesaba çeken, kendini kontrol eden, kendini muhafaza eden, kendini geliştiren insan düşüncelerinde, sözlerinde ve davranışlarında kemale erer. Akıl insana verilen en büyük nimetlerden birisidir. Tefekkür olmayan bir şeyi hayal etmek değil, varlıklardaki manayı görmektir. Kalp gözüyle varlıklara bakmak ve onlarda yazılı hayali ibretleri okumaktır. Tefekkürün gayesi, manevi yükseliştir. Tefekkür körü körüne bağlılıktan kurtulmak, her an Allaha yaklaşmak, devamlı O(c.c.)’ na hayran olmak, sürekli zikir halinde bulunmak ve nihayet ihsan mertebesine ulaşmaktır.

İnsan aklıyla, düşünmesiyle yani tefekkür etmesiyle değer ve şeref kazanır. Nitekim ayet-i kerimede tefekkür hakkında Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) “Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tespih ederiz. Bizi cehennem azabından koru !”( Âli-i İmrân, 3/192) Her insana verilmiş bir ömür vardır. İnsanoğlu kendine biçilmiş olan bu ömrü, en iyi şekilde geçirmeli, en iyi şekilde değerlendirmelidir. İnsan, kendini sorgulayarak yaşam amacını bulmak üzerine düşünür. İnsan kendini keşfetmeli ve varoluş amacını bulmalıdır.

İnsanın hayatta bazı öncelikleri vardır. Her insan birbirinden oldukça farklı olduğu için, bu öncelikler de kişiden kişiye farklılıklar gösterebilmektedir. Bu konuyu kişisel olarak değerlendirdiğimizde, okul seçimi, iş seçimi, aile kurma gibi uzun vade planlamalara bağlı konular olduğu gibi, sadece anlık ihtiyaçlara göre verdiğimiz kararlarla da sıklıkla karşılaşırız. Her insanın bu hayatta ilk önceliği ebetteki temel ihtiyaçlarını karşılamaktır. Fakat onun dışında her insanın dikkat etmesi gereken çok önemli bir konu vardır ki, o da güzel ahlaklı olmaktır. Her insan bu hayatta güzel ahlaklı olmalıdır. Ayrıca Müslüman insanların da ilk önceliği ibadetlerini yerine getirmek olmaktadır. İnsanların diğer öncelikleri arasında insan haklarını korumak olmaktadır. İnsan haklarını korumak da

her insanın kendi haklarına sahip çıkması ile başka insanların haklarına saygı duymak ile gerçekleşmektedir. Ayrıca insanların içerisinde yer aldığı ülkesini de her zaman koruması ve savunması gerekmektedir. Bu durum da tarihi güzellikleri, gelenek ve görenekleri korumak ile söz konusu olabilir. Hayattaki öncelikler sıralamasında, hayaller ve umutlar da kişiden kişiye değişiklik gösterir. Kişi ihtiyaçlarının ne kadar çok farkında olur, ne kadar kısa sürede ve ne kadar uygun yolla karşılayabilirse; kendini de o kadar mutlu, huzurlu, yeterli ve güvende hisseder. Ne istediğini bilmek, hem istediğimizi elde etmek için neler yapabileceğimizi planlayarak harekete geçmemize, hem de istediğimizi elde ettiğimizde kendimizi mutlu hissetmemize ve kendimize güvenmemize yol açar. Merhameti celp etmek, affa mazhar olmak, salih bir kul olmak, ancak Müslüman olarak önceliklerimizi pratiğe döktüğümüzde mümkündür.

Akıllı her insan önceliklerini belirler ve seçimlerini yaparken, bunun kısa, orta ve uzun vade sonuçlarını mümkün olduğunca öngörmeye çalışarak bir değerlendirmede bulunur. Tefekkürle iman inkişaf eder, huzur buluruz. Kâinata bir göz atalım ve ne kadar eşsiz bir düzenin inşa edildiğini bilinçli olarak izleyelim. Bu şekilde tefekkür ederek, aynı zamanda da günahlara karşı, nefsimize karşı az da olsa bir soğuma hissine, hatta ondan uzaklaşmaya başlıyoruz. Belki de bu düşünme şekli bizi sevaplara daha da yaklaştırıyor. Tefekkür bizi şükre teşvik ediyor, günahlarla aramıza mesafe koyuyor, Allah’ı (C.C.) tanımamıza yardımcı oluyor. Geleceğimizi daha sağlam temeller üzerine inşa edebilmek için insan kendini görmeli, tanımalı, doğumu ile ölümü arasındaki sokakta yürüyüş serüvenini, yaratılışındaki sanatının harikalığını düşünmeye çabalamalıdır.

[Eleştiri Haber, Haziran 2019]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.