Nur Sultan Turhan | Renkli Hayatlar | Hayatın İçinden

0
104

RENKLİ HAYATLAR

NUR SULTAN TURHAN

Renkli hayatlar sahne alır hayatın içinde. Hayatın içinde renkli dünyalara da giden bir yol vardır. Renkli hayatlar olur da, renkli dünyalar olmaz mı hiç? Ah bu hayat çekilmez mi dersiniz, yoksa hayat yaşamaya değer mi dersiniz onu bilemem.  Ömür biter, yol bitmez. Yaşanan acıya, sıkıntıya rağmen hayatı renklendirmek lazım ki mutlu olalım, çevremizdeki insanlara da ışık saçalım. İçinde bulunduğunuz anın tadını, keyfini yaşamak gerekir. Yol uzaktır, lakin gönüllerde ki muhabbet kıvılcımı alev alıp tutuşmaya, yanmaya görsün,  hasret başladı mı, işte o zaman kalplerde yer alan sevgi uzak mesafede bulunan insanları ve kilometrelerce ötede olan yolları yakınlaştırır. Sılaya hasret vardır, özlem vardır renkli dünyalarda.

Bir sokaktan geçiyorum. Eskiden bu evde kimler yaşadı, kim bilir kaç kuşağa bu ev tanıklık etti diye aklımdan geçti. Sokağın kenarında tarihin eski, tozlanmış sahnesine ayna olan, yıkılmaya yüz tutmuş,  harabe olan müstakil bir ev gözüme çarpıyor. Evin avlusunda iki tane ağaç var. Ağaçlar kök salmış, dalları,  viran olmuş evi ayakta tutmak için destek oluyorlar. Ahşap yapıda olan ev,  otantik özelliğiyle, görkemli yapısıyla dikkat çekiyor. Evin içi bomboş. Kırık camlarına yansıyan güneş ışığı ufacık da olsa bir umudu oluyor. Yaşayanlardan eser yok. Kimsecikler yok. Evin yalnızlığını, ağaçların düşen gölgesi gideriyor. Avlusunda oynayan çocuk sesleri yok. Ev yalnız ve kimsesiz, kuş uçmaz, kervan geçmez bulunduğum diyardan diye haykırıyor. Evde derin bir sessizlik yaşanıyor, sükûnet hâkim. Evin yıkık dökük, ayakta kalmaya mecali olmayan duvarları hüzünle bakıyor.

Kim bilir bu ahşap ev, hangi tarih, ya da asırda inşa edildi. Temelleri atılırken kim bilir ev sahipleri ne kadar da sevinçli,  mutluydular. Avlusunda çocuklar türlü türlü oyunlar oynamıştır. Bir zamanlar çocuk sesleriyle, cıvıltılarıyla dolu, avluda ise hiç ses seda yok. Kim bilir ahşap özelliğiyle ünlü müstakil ev, renkli dünyaların beşiği olmuştur. Belki de ne masallar, ne hikâyeler okunmuştur bu evde.

Bu evde yaşayan kaç kişinin ne hayalleri vardı kim bilir? Bazen mutluluk fotoğrafları yansımıştır karelere. Hayatı doyasıya yaşayıp, tadını, keyfini çıkartmışlardır. Yaşadıkları her an unutulmaz olmuştur,  ahşap evde yaşayanlar için. Bazen de hüzün, gam deryasına açılmıştır evin kapısı. Kimler geldi, kimler geçmiştir bu evden. Ölümle hayat arasında bir köprü olmuştur bu tarihi eser. Üzüntülerden bir fotoğraf yansımıştır karelere. Acılara da mutluluklara da sahne olmuştur otantik ev.

Anılar ve hatıralarla doludur bu ev. Kim bilir ne anılar, ne hatıralar yaşanmıştır ahşap ve eski evde. Tarihin tozlu raflarında anılar ve fotoğraflarla süslü bir ahşap ev hayata tutunmaya çalışıyor. Kırık dökük camların ahşap çerçeveleri esen rüzgarla yana yatıp, doğruluyor. Rüzgâr derin sessizliği bozuyor. Rüzgarla savrulan ağacın dalları kimi zaman camdan içeriye giriyor ve çıkıyor. Evin yalnızlığını gideren ağaçlar, ona en yakın arkadaş, dertlerini paylaşıyor ağaçlarla, harabe ev. Kim bilir eski günlerini özlüyor, küllerinden doğup eskiden olduğu gibi yeni bir ev olmanın hayaliyle yaşıyor, yeni bir ev olarak kalmak istiyor.

Renkli dünyaları bin bir türlü hayaller süsler. İnsan hayalini kurduğu sahnede yer almak ister. İnsanın hayatında hayaller önemli bir yer tutar. O kadar çok hayal kurarsınız ki, kurduğunuz hayalleriniz ne sayfalara sığar, ne de kitaplara sığar.  Hayaller arzuladığınız hayata tanıklık, şahitlik yapar. Renkli hayatlar düşler bahçesine döner. Dünyadayken istediğiniz rolü, düşler bahçesinde oynamak istersiniz. Makam, mevkie kavuşursunuz. Bazen hayal ettiğiniz düşler gerçek olur, çoğu zaman da hayal kırıklığına uğrarsınız. Lakin hayat gerçeklerden ibaret. Hayaller sadece avutur insanı. Sizin için hayaller zevkli bir meşgale ya da uğraştır. Düşlediğiniz hayaller kalıcı olmasa bile, insana doyumsuz bir zevk yaşatır.

Renkli dünyalarda her insan hayatla savaşır, mücadele eder kıyasıya. Hayatını idame ettirmek için zorluklarla mücadele ederler. İnsan bir dünyadır.  Yarınlar için insanlar,  nice ümitler vaat ederler kim bilir? Yaşamak, aldığın her nefesi, geri verebiliyorsan eğer şükrünü eda etmeye kapı açar. Yüreğinize duanın fısıldayıp, kendine gel, sen bu dünyada kalıcı değilsin, bir misafirsin deyip, deruni bir aşkla Allah’a yönelmenin adıdır yaşamak. Dünyanın fani olduğunun, zahmette rahmet olduğunun, sıkıntı ve çilelerin insanı ham bir haldeyken yoğurarak olgun kıvama getirmenin adıdır renkli dünyalarda yaşamak. Renkli dünyalarla keyifli hale gelir yaşamak.

Renkli hayatların bir karesinde sizin de olmanız, yaşamanız bir başkadır. Sevdiklerinizin fotoğraf kareleri, yaşadığınız anılar da hayatın içinde yer alır. Hayat doğduğumuz gün gibi hep tertemiz bir sayfa olarak kalsa, hiç kirlenmese. Savaşlar olmasa,  çocuklar ölmese, insanlar her zaman barış içinde yaşasa. Hayatın anlamını bilsek, sevdiğimiz insanların öldükten sonra değil de hayattayken kıymetini bilsek ne güzel olur. Ah keşke diye iç çekenleri, sitem edenleri duyar gibiyim. Giden geri gelmez, keşkelerle avunursunuz. Bir de kaçırdığınız şu fırsatlar var ya nasıl da üzülürsünüz, işte o fırsatları yakalama şansı olsa ne güzel olur, ama atılan ok gibi kaçırılan fırsatlar da geri gelmez. Lakin sizin için kazandıklarınız da kaybettikleriniz de en hayırlı olandır düsturunu da unutmamak gerekir. Renkli hayatlar da umuda tutunur insan.  Umut ve dua ayna olur renkli hayatlara, ışığını yansıtır.

(Eleştiri Haber, Mayıs 2019)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.