Nikolayseva ile bir rüya söyleşisi ya da Le Poete Travaille

0
1874
Le Poete Travaille
Bünyamin Gürel

NİKOLAYSEVA İLE BİR RÜYA SÖYLEŞİSİ YA DA LE POETE TRAVAİLLE

(Bu metin, gördüğüm bir rüya sırasında söylediğim ve sıcağı sıcağına ses kayıt cihazına kaydettiğim “ben Nikolayseva adında birini hiç sevmedim/ sevmezsem diye de korkum yok” dizelerinden ilham alınarak yazılmıştır.)

“Ben Nikolayseva adında birini hiç sevmedim.

Sevmezsem diye de korkum yok.”

Nikolayseva kimdir?

En ufak bir fikrim yok.

Ben Nikolayseva adını ilk kez rüyamda duydum. Telefonum yanımdaydı. Ses kayıt cihazım yanımda. Uyurgezer bir adam basmış galiba tuşa. Herhalde rüyasında periler görüyordu. Fısıltıyla konuşan. Kalbin etrafında ruhlar aleminden bir münadi gibi dolaşan.

Ben kalbimi hiç böyle bilmezdim. Meğer nice gecelerde kimlerle buluşurmuş. Yarım uykularda, ürpertiyle böyle, nasıl da sinsi sinsi konuşurmuş. Kimleri tanırmış meğer benden habersiz. Kimlere sevdalanırmış.

Nikolayseva kimdir? Ben nereden bileyim? En son rüyamda adını sayıkladım. Rüya dediysem, uyku uyanıklık arası. Yakaza diyor eskiler buna. Ben eskilerin yepyeni sözlerini epey kıskandığımdan galiba uğraşıyorlar benimle rüyalarımda. Yahu diyorum bırakın beni. Gecesi gündüze karışmış bir yorgun şairden ne istiyorsunuz? Gönlü sevi kırığı biri değil miyim? Beni yoruyorsunuz.

Ben Nikolayseva’yı bilmem ama Nikolayseva beni bilir. Uğrar gece yarıları. Sabahlığını giymiş, oturur başucuma. Okşar saçlarımı. “Hey şair” der, uyan haydi. Gün çoktan ışıdı. Sevgilinin selamıyım ben. Yolunu kaybedenlerin rehberiyim. Ne kadar derin bir uykudasın ki ta seherden beri pencereden sana seslenen hüdhüdü duymadın.

Bir sanrıyım ben ki yürek yorgunluğunu alırım şairlerin.

La mekan bir ürperti gibi dolaşırım rüyalarında.

Ben gelmedim aslında. Beni çağıran sendin. Dün dalıp gitmiştin bir gülümsemede hatırla. Bir selam bekliyordun hani. Görmedi seni kimse. Başın eğik, kalbin kırık, kimsesiz bir yolcu gibi düşünceli, bir dala tutunmuştun. Kimsenin söyleşmediği bir ağacın dalına. Bir yaprakla söyleşiyordun. Kimsenin durup bakmadığı bir küçük yaprakla..

Bir sarı çiçeğe dokunmuştun. Bu çiçek demiştin nehrin kıyısında böyle mutlu olmalı ama değil. Kıyamamıştın önce koparmaya ama sonra koparmıştın bana sunmak için. Belki demiştin mutlu olur sevgilinin ellerinde. Hayat bulur yeniden. O kadar derinlerdeydi ki yalnızlığın bir solgun çiçekti tek yoldaşın. Yürüdün caddeler boyu. Bekledin ümitle ama göremedin beni. Sonra ümitsiz, bırakıp çiçeği elinden, boynunu büküp uzaklaştın.

Oradaydım ben.

senin gönül yangınında.

Seslendim ardından ama duymadın. Ben de rüyana uğradım. Adımı sayıklayarak uyanman bundandır. Ama sağlamcısın. Kaydettin adımı bu kez telefonuna. Haydi yaz şimdi kağıtlara ve şöyle de:

“ben nikolayseva adında birini hiç sevmedim

sevmezsem diye de korkum yok”

Haydi söyle bir kez daha. Yalanla kalbini haydi. Demek beni hiç sevmedin öyle mi? Umrunda değilim demek? Ah bu kalbini yalanlayan şairler. Hep böyle misiniz? Bir çiçekte, bir çift gözde mi ararsınız hep Nikolayseva’yı? İstisnasız aşıksınız bana haydi itiraf edin. Ve kurtarın ruhunuzu, sevgi oyunlarından. Bu size benim uygun gördüğüm cezadır ki diliniz yalanlasa da kalbiniz yalanlayamaz beni. İnkar etseniz de beni. Sayıklayıp durursunuz adımı an be an. “Nikolayseva nerede? Nikolayseva yoksa bizi terk mi etti?” dediğiniz gün bulacaksınız beni. Her adımınızda hep yanınızdayım oysa. Bir “ah” etseniz yetişirim imdadınıza.

Siz acıdan, yürek yangınından mahfuz mu zannettiniz beni kuzum?

Yağmurun istiflendiği gözyaşındayım ben.

Bir yanağın çukurunda.

Kalbin düğümlendiği bilmeceyim.

Kim ki karşılıksız zanneder bir aşkı

ben peşin ödemişimdir karşılığını

tüm yürek sızılarının.

Hiç kimse aşık atamaz benimle gerçeklik hususunda. Gerçek olan benim. Yalnızca gerçeği görenlerin dokunabildiği sırrım ben. Beni öyle ufak kalp sızılarıyla elde edebileceğini sanma. Beklerim ümitsizlik uçurumunda. Kolundan tutarım Kaybedenlerin. Kaybettiğini zannedenlerin…

Beni kaybettiğini sanman bir kuruntudur

ve avuntudur bulduğunu zannetmen…

Oysa ne kaybedilirim

ne de bulunabilirim ben.

Nikolayseva benim sonsuz örtülerimden biridir yalnızca. Aklını başından alırım perdeyi aralamaya yeltenenlerin. Ne zamanki bende kaybolursun, yok olursun bende. Görürsün beni ve tüm yaşamın boyunca aslında hiç görmediğin kendi yüzünü bende görürsün ilk kez.

Kaç kez düştün kuyulara da dipsiz ip uzattım sana. Seni kuyudan çıkaran bendim. Ağladın, ah ettin, geldim yanına ansızın. Öptüm gözlerinden. Yanaklarını silen bendim. Bezginlerin beklediği, güzün hüzünlü sesini yüzünde dolaştırdığı o melodi bendim. Düşünmemek için beni, getirmemek için aklına, kaçtığını zannettiğin o itiş kakış, meleklerden aşırdığın o gülüş, hep bendim.

“ben nikolayseva adında birini hiç sevmedim

sevmezsem diye de korkum yok” diyen sen ey şair,

rüyalar tersine çıkar

yüzüme iyi bak…

Bünyamin Gürel

Şubat 2017/ Antalya

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here