Müslümanlardan Orta Sınıf Olur Mu? | Ercan Yıldırım | Düşünce

0
564
Yazar Ercan Yıldırım

MÜSLÜMANLARDAN ORTA SINIF OLUR MU?

Ercan YILDIRIM

“Ömer, bolluk günlerinde meyhanede hesap ödemek isteyenlere karşı çıkar… ‘Caanım efendim bugün, Yasin Suresi’nin parasını aldık onu yiyeceğiz.’ Bir akşam gene meyhanede dostlarını yanına topladı. ‘Bu gece son gecemiz. Çünkü Fatiha Suresi’ni yiyeceğiz, bu iş de burada bitecek.” (Tayfun Er, Erguvaniler, 104) Akif’in damadı, Kur’an Meali sahibi Ömer Rıza Doğrul ile ilgili bu anektod Türkiye’de İslam’ın durumu, Müslümanların geleceği için bir ölçü olabilir mi? Doğrudan bir yakınlık kurulamaz belki ama Müslümanlarla İslam arasındaki ilişkinin ipuçlarını verebilir. Çoğullaşan İslam anlayışı Müslümanların asli itikadı halini almaya başladıkça Kur’an ile yerleşik sistem arasındaki irtibatı Müslümanlar mana itibariyle benzer yörüngeye taşıdılar.

Müslümanlar Türkiye’nin kamusal alanını düzenleme konusunda bu kadar istekli olmasalardı kendilerine mahsus bir hayatı idame ettirebilirlerdi.

Siyasal İslamcı olsun ya da olmasın iktidarın varlığından rahatsız olmadan iktidarın başka ellerdeki muhtevasına yönelik sert eleştiriler getirmek Müslümanların bir adım yol almasını engelledi. Bir adım değil ama misli misline yol aldı diyenlerin yol ve İslam hakkındaki yargılarına daha bir dikkatli bakmak gerekir.

Türkiye’de Müslümanların kamusal alanı düzenlemek ile kamusal alanda yer almak arasındaki çelişkili istekleri belli bir zaman sonunda sistem tarafından tatmin edildi. Tahmin edilmeyen Müslümanların iktidarın sırf kişilere yönelik bağlılıkla malul olduğu saflığını taşımalarıydı. Bu saflık değildi belki safa yatmaktı ama bir şekilde devşirilmiş ve yeniden düzenlenmiş İslam düşüncesi Müslümanların asli yaşam standardı halini aldı.

Müslümanlar için artık İslami yaşam alanı ritüellerin egemenliğinde, söylemlerarasındaydı. Hangi teklif Müslümanların özgür davranma alanını genişletmişse kendisi de rahat rahat iş yapabilir olmuştu.

II. Abdülhamit kendi parasını tutmayı ve artırmayı bilirdi. Çünkü maliyesini gayri Müslimlere emanet etmiş onlarda gerici – Kızıl Sultan’a en doğru yatırımların yönünü göstermişlerdi.

Aynı yıllarda Sufi düşüncesi farklı bir kanalda Kürt havzasında kendine yeni bir mecra bulmakta idi. Sonraları Halidilik denilen Nakşibendilik tasavvuru, bölgesinde kalmaya mahkum iken hareketin lideri Halidi Bağdadi’nin imparatorluk merkezine gelmesiyle büyüme başladı.

Bağdadi’nin zamanın şartlarıyla İslam’ın kaideleri arasını bağdaştırması Osmanlı toplum yapısının değişme dönemlerine denk gelmişti. Siyasal yönelimlerde Müslümanların varlık göstermesi, etkin rol alması ile iktisadi düzen içinde Müslümanların şartlara ve zamanın ruhuna göre hareket etmesi Halidiliğin genişlemesine yol açmıştı.

Osmanlı için esaslı sorunların başında iktisadi düzen, toprak sistemi ile dünyadaki kapitalist mal birikimi ve üretim ilişkilerinin dengelenememesi geliyordu. Batıdaki orta sınıf, burjuva kesim Osmanlı’da teşekkül edemezdi. En Batılı paşaların ve aydınların bile zihinlerinde “sınırsız kâr” anlayışı tam manasıyla teşekkül etmemişti. Çünkü Osmanlı’da ekonominin içindeki kesimler hala eski usullere göre iş yapmaktaydı.

Osmanlı hiçbir zaman kapitalistleşmedi. Bu mirası Cumhuriyete bıraktı ama onlar da bunu beceremedi.

İttihat Terakki Türkiye’de bir orta sınıf yaratmak için ellerinden geleni yapmıştı ama Müslümanların ekonomi ile sıcak ilişkileri hakkında erken dönemde kesin bir malumata sahip değillerdi.

Cumhuriyet ise ideolojik olarak Müslümanların kamusal alanda yer almasını, İslam’ın hayatın her sahasındaki düzenleyici yetisini engellemek adına yine ellerindeki potansiyeli göremedi.

Kendilerince zengin sınıf yaratmaya çalıştılar ama dünya sisteminin Türkiye’deki şubelerini açmaktan başka hiçbir etkinlik gösteremeyen, Levanten, dönme, kripto Hıristiyanlardan oluşan küçük bir azınlığa yol vermek zorunda kaldılar.

Türkiye tam manasıyla serbest piyasa kurallarının işlerlik kazandığı bir ülke olamadı.

Müslümanların siyasal taleplerde bulunup bunu kamusal alanda yer alarak gösterme talepleri genellikle Nakşi kökenli cemaatlerin etkinliğinin artmasıyla gerçekleşti.

İslam’a göre banka, faiz, sigorta, kredi bir tartışma sahası iken 2000’li yıllardan sonra “büyümenin” rasyonelliği üzerinde duruluyor; sekülerizm ile Protestanlık kaygıları bir arada anılıyordu artık. Zamanın şartlarıyla İslam’ın kaideleri arasındaki anlaşmazlığın çözümlenebilme ihtimali kapitalizmin Türkiye’deki sıhhatli işleyişini artırdı.

Protestanlıkla kapitalizmin akrabalığı Türkiye’de yeni yeni görünmeye başladı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here