Manevi Sinema İçin Bir Sıçrama Denemesi | Sinema | Barış Kavas

0
82
Eleştiri Haber Sinema Yazarı Barış Kavas

Barış Kavas

MANEVİ SİNEMA İÇİN BİR SIÇRAMA DENEMESİ

Müslüman sanatçının önündeki temel mesele hakikat aşkını, hakikat arayışını sanatında nasıl bir şekilde yansıtacağıdır. Sanatın elastikiyeti içine bütün bir manevi ateş nasıl sığabilir? Temel sorun budur. Dünde buydu bugünde budur.

Türün içinde doğrudan bir dini manevi söylemin didaktik kaçabileceği bir gerçek. Bence burada dikkat edilmesi gereken şu: Dinin formel, kalıplaşmış yorumuyla değil; evrensel, kalbe seslenen yorumuyla yola çıkmak. Bu sadece sanat din meselesi değil. Din hayat ilişkisi de tazelikle kucaklanmaya muhtaç: Her an yeniden yaratılan bir hayat her an yeniden doğan yeniden doğuran bir iman

Sinema için konuşursak soyut bir sinema dilinin manevi bir sinema için neredeyse kaçınılmaz görüldüğüne şahit oluyoruz. Tarkovski’den beri görüntünün, imgenin, imgelerin aşkın bir sinema için tek seçenek olduğunu görüyoruz: Popüler sinema maneviyatla en ufak bir ilişkisi olmayan seküler bir alan, sanat sineması kalıbı ise en halis manevi bir sinemanın tek yolu. Oysa manevi sinema için senaryo da bir giriş kapısı  olabilir pekala. O düğüm  noktaları karakter-olay eğrileri dramatik çatışma insanın kadim macerasına neden bir ayna olmasın?
Bir de tersinden bakabiliriz bu meseleye manevi arayış sanatın konusu olmak zorunda mi. Biz haftanın en az yarısını anksiyete atakları içinde geçiren müslüman sanatçılar ille de sanat yapmak zorunda miyiz ? Bunu klasik bakış açısıyla açıklamak da mutmain etmiyor beni: “Sanat bir savaş meydanıdır ve küffara meydan okunmalıdır”. Yoo sanatçıdan bahsediyoruz savaşçıdan değil. Cüneyd Bağdadi Hazretleri “Sultanlar bizim neye sahip olduğumuzu bilse bize savaş açarlardı” buyuruyor. İşte bu kadar her şeyden müstağni, her şeyden yukarıda bir makamda hayal ediyorum ben sanatçıyı. Sonsuzluk ufkundaki bir ihtişamdan,bir nurdan çiçekler devşirmek. Olağanüstü bir hayat var. Bu hayattan çok daha ulvi bir boyut var hayatta. Hayatın potansiyeli bu kadar yani bizim yaşadığımız kadar değil. Sanat bu boyuttan üst boyuta köprüler kurma çabası. İnsan tekinin tekamül sürecinden, iyilik ve kötülüğün ilham edildiği nefsten daha dramatik bir çatışma unsuru tanımıyorum ben.

Sanat daha yeni başlıyor.
Sanat hep yeni başlıyor..

[Eleştiri Haber, Kasım 2018]

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here