M. Sadi Karademir’in “Ters Akıntı” Adlı İlk Şiir Kitabı Üzerine Yorumlar

0
807

Mustafa Nurullah Celep

M. Sadi Karademir’in “Ters Akıntı” Adlı İlk Şiir Kitabı Üzerine Yorumlar

Uzun zamandır beklediğim ilk şiir kitaplarından biriydi Ters Akıntı.(*) Daha ilk şiir kitabıyla kendi özge sesini bulduğuna inandığım Karademir’in kitabındaki ilk şiir de “Kendi Sesimden” adını taşıyor. Karademir kitabını iki bölüme ayırmış. “Bir Düşü Uyandırmak” ilk bölümün adı. İkinci bölüm “Düello” adını taşıyor.

İlk bölümde Karademir, daha nahif, düşe, düşleme ayarlı, çocuksu duyarlığın yansımasıyla lirik tabiatı haiz şiirleri bir araya getirmiş.

İkinci bölümde ise emperyalist ve küresel kuşatmaya yönelik eleştiri gücü olan, sert sesli ve damarlı şiirlerin varlığın tanıklık ediyoruz.

Her iki bölümde de şairin ne tümüyle saf şiir anlayışı gereğince “pür lirik” şiirleri yer alıyor, ne de tümüyle Modern Epik Şiir anlayışı çerçevesinde ve Epik atmosfere dayalı olarak kurulup inşa edilen şiirler okuyoruz. M. Sadi Karademir hem teknik hem de içerik açısından Yeni Hece Şiiri çerçevesinde yazılmış şiirleri bir araya getirmiş, her iki bölümde de.

Karademir’in Ters Akıntı’daki şiirlerine yönelik -bir kaçı istisna- intibalarım genelde olumlu istikamettedir. Geneli itibariyle bu şiirler toplamını – mısra sonlarındaki ses tekrarları yani ritim/ahenk unsurları ve bütünlüklü bir şiirsel mimarinin yapısal özelliklerini taşıması bakımından-  başarılı ilk şiir kitapları katında değerlendirebiliriz. Ters Akıntı’nın genel şiir anlayışına, 90’lı yıllar şiir kanalından bugüne “Yeni Hece Şiiri tarzı” diyebileceğimiz bir şiirsel ağıntıyla şekil bulmuş şiirler mührünü vurmuş.

Bir düşe uyanmak değil, Bir Düşü Uyandırmak

Şimdi bu girizgâhtan sonra Karademir’in şiirlerinin ayırt edici özelliklerinin serimlemesine geçebiliriz. Bu yazımda elbette şairin genel şiirsel karakterinin öne çıkan niteliklerini ortaya serip açığa çıkaracağım ama önce asıl kuşağı içinde [2010 Kuşağı] nevi şahsına münhasır bir şair kimliği taşıyan Karademir’in Günümüz Şiirine kitabı dolayısıyla getirdiği yenilikleri de konuşmaktan beri durmayacağım.

Öncelikle şu bariz, açık, seçik ve ortada ve gün gibi gerçek olan bir eleştirel yansımayı ifade etmekten çekinmeyelim: 2010 Kuşağı bizim 2008-2018 yılları arasında “Poetik Haber-Eleştiri Haber” yayın etkinliklerinde ifade ettiğimiz şiirsel düsturlardan etkiler almıştır. Bizim sıkça dile getirdiğimiz ve eleştirel yazılarımızda “inatla ve sabırla” ifade etmekten imtina etmediğimiz şiirsel düsturlar nelerdi? Biz yazılarımızda genç şairlere çoğun içine, ruh evrenine dalıp boğulmamayı, derin hayallere kapılanmamayı, malihülyaya dalmamayı, şiir yazma anında gerçeği/gerçekliği esas alması gerektiğini ısrarla dile getirdik, bunu kitap değerlendirme yazılarımızda bolca ve sakınmadan yazıp çığırdık. Eleştiri yazılarımızda “gerçek bilinci”nin 2010 Kuşağına mensup genç şairlere yansımaması düşünülemezdi elbette. Şairin hayatın pozitif tarafını negatif etkileyen bir edilgenliğin içinde dalmaması hususunda inatçı uyarlarımız oldu. “Poetik Haber-Eleştiri Haber” kültür haberciliği yazım süreci, genç şairin “gerçeğin içine, sert sesli topraklarına” uyanmasına vesile oldu, katkı sundu. Biz bunu yalnızlığın çölünde debelenmek pahasına ifade etmekten çekinmedik. Genç şairin gerçeğe uyanması, seçik bir gerçek bilincine sahip olmasını sağladı. Böylece Yeni Kuşak Şairlerin gerçeğe/hayatın gerçeklerine/Türkiye gerçeklerine çağrılı ve yazgılı olmalarını sağladık. Çığlık attık, bas bas bağırdık, şarkıladık… Hayallere ve abartılı romantizme batıp kaybolmanın Büyük Türk Şiirine ve Türkiye’deki hayata bir hayrının dokunmayacağını defalarca dile getirdik. Zaten 2010 Kuşağından Genç Şair M. Sadi Karademir de şiirine ve şiirlerinden müteşekkil bölüm başlığına “bir düşe uyanmak, bir düş kurmak” yerine “Bir Düşü Uyandırmak” adını vermiyor mu? Karademir böylece şiirlerinin genel tavrı bakımından “hayattan yana” tutumunu da belirginleştirmiş oluyor. Aynı cihette Karademir, şiir bahsinde yaşamaya dair büyük hayaller kurmanın yani ki büyük ve afili yalanlar uydurmanın ondaki kendindenliği ve sahiciliği sekteye uğratacağının da bilincinde hareket ediyor. Sütten kesilmiş yani ki masumiyetini yitirmiş hayata “yüzüme bak!” diyecek kadar da diri ve taze bir şiirsel kavrayışa sahip.

Şair M. Sadi Karademir

Yoksulun hazanda giydiği paltosuyum

Karademir’in şiirsel karakterinin ayırt edici niteliklerinden bir de fıtrattan, doğallıktan, iyiden, iyilerden, Haktan, haklıdan ve hakikatten yana olmasıdır. Karademir’in şiirlerinin geneli itibariyle ve çoğun iyicil bir tabiatı var. Ama insan eti yiyen, insan etiyle beslenen, laik, dünyevi ve seküler bir hümanizm değildir bu. Fıtrata yakın ve akraba bir insancıllık, bir iyilerden yana taraf oluştur söz konusu olan.

“Ve başka neler kalır ardımızda, sorarım

Er kişi niyetine kılınan bir namazdan” (s.14)

Bu bağlamda şairin şiirsel insani gayreti, er kişi niyetine olan şeylere matuftur, insanı ölümden sonra da yaşatacak olan şeylere yöneliktir insanca çaba, ardımızda “hoş bir seda” bırakabilecek manevi yatırımlara yöneliktir gayret. Şairin “abdest suyu” ve “oyuncakları” kirlense o yine de masumiyetten, çocukluktan, iyilerden ve yoksullardan yana bir tercihte bulunur.

“Bir etikçi olarak şair”in bu tip tercihini önemsiyorum…

“yorgun düşmeliyim, iyilere yardım ve yataklıktan” mısraı da şaire aittir. Ama biz yine de mısra düzeyinde- ister modern lirik duyarlığa isterse epik duyarlığa göre yazılmış olsun- gereklilik kipiyle konuşulmasından ziyade duygu-düşünce-davranış bütünlüğünü gözetmenin daha doğru olacağı kanaatini taşıyoruz. Şairin bu bapta daha doğrudan ve somut konuşmasından yanayız. Böylece Ece Ayhan’ın deyişiyle ‘şiirin şiirde kalmayacağını’, metinle sınırlı bir tepkiselliğin sınırlarında kalınmayacağını umuyoruz. Somut bir farkındalık ve kesinlik fikrine sahip olmayı daha doğru buluyoruz.

Anti-Kapitalist ve Anti-Emperyalist Duyarlık

Anti- Emperyalist duyarlığın Zırh şiirindeki yansımalarını daha önce yazmıştık. Ters Akıntı’nın ikinci bölümündeki şiirlerde bu karşıt ve karşı gelen itirazcı duyarlığın birden çok yansıması mevcuttur. Örneğin Heyamola şiirindeki son mısralar, şairin kapitalizm karşıtı duyarlığının kararlılığını gösterir niteliktedir. Karademir’in şiirlerinde “modern dünya eleştirisi” ile birlikte bir “modern hayat eleştirisi”nin de varlığına tanıklık ediyoruz. Misal:

“Bir uzak hiçliğin orta yerinde sözüm

Çekmeyecek küreğini kapitalizmin, nokta!

Hangi kahramanlar geçiyor söyle

Kişisel gelişim kitaplarında?” (s.64)

Şairin “Galubela” şiirinde de aynı kararlılığa tanıklık etmek mümkündür:

“Ne küfrün yeşil kartı aldatabildi beni

Ne kurtların boynunda asılı duran cevşen” (s.66)

Şairin akılda kalan, “mısraı berceste” diyebileceğimiz, hafızada yer eden mısraları da mevcuttur. Bu anlamıyla genelde mısracı bir şair Karademir. Onda gelen ilhamı güzel bir şekle büründürme tavrı var. Ondaki bu tertip düzenliliğin onun şiirsel kişiliğine de bir denge olarak yansıdığını düşünüyorum. Mısralarında ekonomik bir tutumluluk olduğu gibi içerik olarak da sınırlarından taşmaya teşne durumlara/hallere rastlamıyoruz. Onun disiplinli bir vezin çalışması olduğunu görüyorum. Bunda şairin kişisel tarihinin Kışladan geçmesinin de rolü olduğunu düşünebiliriz. “Her şey yerli yerinde” diyebileceğimiz bir organizması var şiirinin. Misal verecek olursak;

“Boynunu büken her ağaç kadar

Ben de anlıyorum vahşi doğada

Savaş uçakları yuva yapmazlar!” (s.71)

“Koltuk değneklerinin attım kapitalizmin

Dağıldı müfrezeler, dağıldı Lat ve Uzza

Terk eden okçuların bıraktığı yerdeyim

Fırlattığım her mermi kan verecek sonsuza” (s.72)

Kitab-ı Mukaddes’in yenileceğini ilk defa dile getiren genç şair

Karademir’in şiirlerinin genel tabiatına dair bu düşüncelerden ve yorumlardan sonra şimdi de Ters Akıntı’nın Günümüz Şiirine getirdiği yenilikleri maddeler halinde listeleyelim:

  • “Boğazına haram lokma kaçıyor, öksür!” diyen bir şair.
  • “Hiç kimseye istavroz” çıkarmayan bir şair.
  • Kumaşını “şehrin Türk kumaşından biçen” bir şair.
  • “Haram yemeyenlerin onurunun ezilmesine Hayır!” diyen bir şair.
  • “On adımdan sonra attığım mermi/ Halkın kubbesini aydınlatmaya yeter mi?” mısralarının sahibi, duyarlık işçisi…
  • “Su tutmak memleketimin tozlanmış camlarına” diyen millet eksenli bir şair.
  • Sistemin doğasının zıttına hareket eden bir şair: “iki lafın arasına aşk ve şiir sığdırmak/biliyoruz sistemine doğasına aykırı” (s.55)
  • Kuşağı içinde Kitab-ı Mukaddes’in yenileceğini ilk defa söyleyen ilk genç şair.
  • Liberal gamalı tüm bayrakları reddeden ilk şair.
  • “bankaların kuyruğunda her gün vakfeye duran” parasever kişileri uyaran genç şiir…

Velhasılı kelam, başarılı bir ilk şiir kitabıdır Ters Akıntı. Hem teknik/yapısal hususiyetleri bakımından hem içerik özellikleri olarak güzel, yoğun ve derin sularda gezinen bir şiirler toplamıdır.

(*) M. Sadi Karademir, Ters Akıntı, Ülke Edebiyat Yay. Ekim 2017, İst.

[Eleştiri Haber, 02.04.2018]

Bu yazı sadece www.elestirihaber.com da yayınlanmaktadır.  

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here