Konuşma dilinde varlık bulan bir şiir | Ali Celep | Şiir Deyince

0
615

ŞİİR DEYİNCE -12

ALİ CELEP

[2009]

[‘Metro’da Cuma Namazı’ Melek Arslanbenzer, Fayrap]

Güncel modern yaşamda aslında çok defa karşılaştığımız fakat bir şekilde evrilip çevrildiğimiz hay huy içinde ayırdına varamadığımız, Çinlilerin kullandığı manada ‘ilginç’ denilebilecek bir ‘an’ın ya da görüntünün yarattığı etkiden kök alan bir şiir ‘Metro’da Cuma Namazı’. Şiir bu etkinin ‘çarpıcı’ sonuçlarıyla ilgileniyor. Bu ilginin boyutları şairin kişisel dünyasıyla sınırlı kalsaydı, ele aldığı gerçeğe yönelik cılız duygusal bir tepkinin ürünü der geçerdik. Öyle değil ama. Bu şiirde Melek Arslanbenzer, yaşadığı deneyimi salt kendine yapışık değerlendirmeye yönelmiyor, kendinden doğru içinde yaşadığımız halkın gerçekliğini anlamaya, anlamamıza yardımcı olacak bir ahlaki vizyon önerisi sunmaya çalışıyor. Artık zamanın kanlı canlı bir şekilde hızla akıp geçtiğini sandığımız, modern güncel yaşamın bizzat kendisinin soyut hale geldiği bir vasatta şair, bütün bir gerçekliğin içini doldurduğu bir ‘an’lık görüntüyle, bu dünyadaki varlık sebebimize de atıfta bulunmuş olmuyor mu? Kuşkusuz. Şiirin kıymeti harbiyesi bu halk fotoğrafını iyi okumasında yatıyor. Öte yandan Metro’da Cuma Namazı, halk içinde Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmış bir şairin toplumsal gerçekleri görme biçimi, salih bir bakış açısı olarak da ele alınabilir.

‘Metro büyüyor, biliyorum çok tuhaf

Ama büyüyor işte Rahmet ve merhamet yayılıyor metrodan

Biliyorum bu da çok tuhaf

Gözlerimden merhamet yayılıyor dünyaya

Bunu zaten biliyorum

Bütün kötülükler duruyor bir an için

Bir an için bütün günahlar bağışlanıyor

Bir an için yalnızca bir anın hatrına

Şu duruşumun, şu bakışımın hatrına

Bu yere batasıca şehirde, bu lanet metroda

Kılınan bu Cuma namazının hatrına’

Metro’da Cuma Namazı, konusu mesajı açık bir eser. Okuru yoğun bir şekilde etkileme gücünü, ele aldığı konuyu yalın gerçeğe, halk gerçeğine sadakatle bağlı kalarak işlemesine borçlu. Eseri yazma tekniği de bu gerçeğin ele alınış biçimine paralel olarak değerlendirilmiş. Şair bir Cuma günü Ankara’da belki dalgın ya da kendi içinde düşünceye dalmış olduğu halde Metro’ya doğru yürürken bir an kafasını kaldırdığında orada gördüğü müthiş manzaranın yarattığı çarpıcı etkiyle aslında orada zaten yazılmış bir gerçeği şiirine menfez kılıyor. Binlerce kişinin metro istasyonunda hasırlar üzerine secdeye kapanmış haline şahitlik ediyor. Bu, mevcut dünyanın kapatıldığı andır. Yani bu arada Cuma namazı kılmayan, fani dünyanın hızına kendini kaptırmış, işte ya da eğlencede bir koşturmaca kalabalıkta akan insanlar da var fakat şairin gözlerinden akan yaşlar o dünyayı çoktan kapatmış. Görüntü anını dolduran gerçeğin metro istasyonunda olması, modern yaşamın bütün çelişkilerini içinde barındıran, bütün lekelerini üzerinde taşıyan toplumsal yapımızın asıl dinamiklerini nerede aramamız gerektiği hususunda da şairi bilinçlendirir. Melek Arslanbenzer buradan hem yaşamsal hem duyumsal anlamda tam da bugün hepimizi ilgilendiren ahlaki ve siyasi sonuçlara ulaşıyor. Yaşadıklarımızı, yaşananları yeniden değerlendirme, sorgulama kanalı açıyor. Geçmişten bu an’a, bu an’dan kıyamete dedin biz Müslümanları kuşatan o müthiş gerçeğin, çelişkiler yumağı içinde yaşadığımız bir toplumsal düzlemde sahih yorumunu yapıyor. Ve bugünden gerçek ve olması gereken halkçı bir konuşma yapıyor.

Bu şiirin bugün, bugünden yazıldığının da kanıtıdır. Şiirin bugün yazılması meselesini önemsiyorum. Zira aynı tabloyla karşılaşan bir başka şair, bizi 20.yüzyıl başlarında Ezra Pound tarafından yazılmış iki dizelik ‘Bir Metro İstasyonunda’ adlı şiirden mülhem vortisist cümlelerle baş başa bırakabilirdi. Ya da uyaksız yapamayan bir züppe, metroda alnı seccadede gömülü binlerce kişinin şiirini evinde günlerce hece sayarak yazmanın derdiyle bizi perişan edebilirdi. Uzatmadan lafı, diyeceğim Metro’da Cuma Namazı bunun gibi bir takım estetik kategorilerin dışında bugünün duyarlığından uzaklaşan, bugüne de yaltaklanmadan tam da bugün içinde yaşadığımız toplumsal gerçekliğin merkezinden seslenen örnek Sünni şiirlerden biridir.

Teknik anlamda Metro’da Cuma Namazı’na edildiğimizde kısaca şöyle bağlayabiliriz: Sade, yalın, duru dolaysız anlatım Melek Arslanbenzer’in diğer birçok şiirinde olduğu gibi Metro’da Cuma Namazı’nda da söz konusudur. Hemen bütün şiirlerinde işittiğimiz duygusal tona bu şiirde de kulak veriyoruz. Sözüne sanat katmadan ve kendiliğinden doğal akıcı bir üslup peşindedir. Aslında onun bir üslup kaygısı olduğu da pek söylenemez ya, bu doğaçlama gelen bir özelliği olsa gerektir. Kendi günlük yaşamında cereyan eden konuşma tarzıyla şiirindeki konuşma şeklinin çok da farklı renkte olmadığına ikna olmamız için şiirin başlangıç kısmındaki şu cümleler yeterli olabilir:

‘Cuma bugün günlerden evet

Hayırlı mübarek bir gün.

Bayram Düğün.

Düğün çorbası,

Ankara’da

Yağmur yağıyor ıslanıyorum’

Salt bu alıntıya bakarak okuru yanıltmak istemem. Zira burada basit düzyazı mantığı yürürlükte gibi görünür. Şiirin tamamını hızla kat ettiğimizde ise düzyazıyı işgal eden, düzyazının mantığına baskı yapan bir söylemin varlığı rahatlıkla görülebilir. Bu tarz şiirler kendini kolay okutur, okura kolayca yazılabileceği duygusu yaşatır. Sevilir, paylaşılır. Duygunun ayarı kaçtığında ise etkisi okurun kişisel dünyasıyla sınırlı kalır. Tekrarları halinde risk oranı daha da artar. Melek Arslanbenzer’in anlık kişisel gözleme, ‘soy ayrıntı’[*]ya dayalı şiirinin topluma bakan bir hakikat penceresi var. Konuşmasında okura güven vermesini biraz buna bağlayabiliriz. Yani konuşma dilinde varlık bulan halkın hakikat siyasetine bağlı kalmasına… Ezcümle, bugün hala kuşatma altında olduğunu gördüğüm Büyük Türk Şiiri’ne Neo-Epik kanaldan nefes aldıran şiirlerden biri de Metro’da Cuma Namazı’dır. Fayrap dergisindeki şiirleriyle tanıdığımız, sonrasında ‘Metro’da Cuma Namazı’ (Avangard, 2011) adlı ilk şiir kitabıyla adını daha sık duymaya, özellikle birkaç şiirinin medyada makes bulmasıyla ismine ‘alışmaya başladığımız’ Melek Arslanbenzer’i son yılların dikkat çeken yetenekli şairlerinden biri olarak görüyoruz vesselam.

[*]Hüseyin Cöntürk

ALİ CELEP

5 Temmuz 2013

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here