Kitap ekleri niçin çıkar? | Mustafa Nurullah Celep

0
405

Mustafa Nurullah Celep

Kitap ekleri niçin çıkar?

Kitap ekleri niçin çıkar, sorusundan kasıt Türkiye’de kültür, sanat ve edebiyata hizmet eden endüstriyel işletme sahiplerinin zihin dünyalarına soru işaretleri düşürmeyi amaçladığı gibi bu veçhede, kültür ve edebiyat adamlarının uğraşı alanlarını yönelik ciddi bir sorgulamanın gerekliliğini de beraberinde getiriyor. Kastımız sahici olana doğru açılan yolu genişletmekten ibaret. Türkiye’de kültürel algı ideolojik ön yargılarla besleniyor. Soğuk savaş döneminden kalma kalıntılarla merkezin periferiyi biçimlendirme uğraşı içinde oluşu gibi, ‘kültürel kibrin’ sağladığı iktidar aygıtıyla düşüncenin üretildiği zihinler de muktedirlerin salgıladığı kirli bilgilerle kirlenmenin kötü etkilerinden bigâne kalamıyor. Türkiye’de kültür endüstrisi, işleyişi, organizasyonu, örgütlenişi ve yayılım alanıyla devasa boyutlara ulaşmış durumda.

Kültür endüstrisinin bir kurum olarak işleyişi, uzun ara farkla periferide şekillenmekte olan kültür ve yayın organlarını ezip geçmekle kalmıyor, yapısı, bünyesi ve çalışanıyla korkunç boyutlarda sesine ses katarak kısık sesli yapılanmaların sesini azaltıyor, niteliksel kaygı yerine niceliksel çoğalmayla ‘kirlenmenin boyutlarını’ genişlettikçe genişletiyor. İşte Türkiye’de gazetelerin ek olarak verdiği Kitap ekleri, şunu açıklıkla dile getirebiliriz ki kültür dünyasında niceliğin egemenliğini pekiştirmekten başka bir işe yaramıyor. Bu durumun elbette istisnaları var ancak geneli itibariyle yazılan bir çok tanıtım metni eleştirel araç ve gereç kullanılmadan spontane bir doğallıkla-ama bilgilendirici ve bilinçlendirici bir deyiş ve üslupla değil- reklama ve tüketime ayarlı bir zihinle kaleme alınıyor. Peki, bu durumun istisnaları kimlerdir, hangi cevval kalemlerdir ki ‘hız ve politika’ çağında reyini nitelikten, kalıcı olandan yana veriyor? Edebiyatın nomosu olduğu gibi yazarın da namusu vardır. Ne ki bir elin parmaklarını geçmeyen bu erbab-ı kalem, bu sıkı, derişik ve yoğun kültürel işleyiş karşısında direnmenin eleştirel cephesinde yer alırlar.

Eleştirel kavram ve ilkelerle metin üreten iki şair-eleştirmen ismi vermekle yetineceğim. Kitap eklerinde kaleme alınan metinler, eleştiri dağarcığından mümkün olduğu ölçüde kaçılarak yazılmış, üretilmiş metinlerdir. Maksat, yapıtı titiz bir gözle inceleyip eleştirel bakış açısıyla değerlendirmek değil, okuyucunun ilgisini ve dikkatini çekmek, yapıtın niteliğine bakılmaksızın okuyucuyu o yapıta yönlendirmek, çok satan kitabın daha çok satması için katkı sağlamaktır. Asıl kalıcı olacak olan yazılar, metaa değer katan değil eleştiriye katkı sunan, yeni kavramlar kazandıran, nitelikli bir yapıtı belirginleştiren, yeni bir eleştirel okuma biçimi öneren metinlerdir. Yetindiğim iki isim şimdilik Orhan Kahyaoğlu ve Yücel Kayıran ile sınırlı. Umalım ki bu sayı çoğalsın ve dümen suyunun bekçileri, yazılarını ısmarlarken yukarıda genel hatlarıyla çerçevesini çizdiğimiz kalıcı izli, nitelikli metinlerin kaleme alınmasına ön ayak olurlar. Nitelikte buluşalım.

Yazarın Notu:

2013’te  yaklaşık 4 yıl önce yazdığım bu metinde tasrihe gideceksek, o da Orhan Kahyaoğlu’nun artık kitap eklerinde yazmadığıdır. Bunun yanında kitap eklerinde süreç içinde yazan-yazmaya devam eden iyi kalemler var, var oluyor: Sadık Arslankara (Cumhuriyet Kitap eki), Yeni Şafak ve Star Kitap eklerinde yazan Ömer Yalçınova, Ercan Yıldırım, Murat Erol ve ismini anımsayamadığım birden fazla erbab-ı kalem, kitap eklerinde yazdılar, yazmaya devam ediyorlar. Ama bu “Kitap eklerinde şiir kitaplarına dair eleştirel denemeler yazılmıyor” gerçeğini değiştirmiyor. Bir zamanlar Deneme ve Öyküye yapılan “öksüz çocuk” muamelesi bu sefer Roman’ın hükümranlığında Şiire yapılıyor. Yine de her şeye rağmen Şiirin “sanatların-edebiyatların şahı” olma niteliği korunup gözetiliyor.  “Türk Şiiri” adında bir “derdi” olan birkaç iyi adamın gayretleriyle…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here