Kırık Zamanlar’ı Bütünlemek | Suavi Kemal Yazgıç | Eskimeyen Kitap

0
919

KIRIK ZAMANLAR’I BÜTÜNLEMEK

Selvigül Kandoğmuş Şahin, velüd ve mütevazı bir kalem erbabı. Rahat, kompleksiz, egomerkezli olmayan bir kalemi var. Kendi “kütüphanesini” ağır ve sessiz adımlarla, nümayişsiz bir mesai ile inşa ediyor. Kırık Zamanlar adlı öykü kitabı işte bu mesainin en yeni halkalarından biri.

İki bölümden oluşuyor Kırık Zamanlar.

İlki zamanın kırılma noktalarında ve “kolektif” hafızamızda yer eden olayları “bir bütün” tablo halinde öyküleştiren ve böylece sadece hatırlamamızı değil hissetmemizi sağlayan öyküler. Bu öyküleri önemsiyorum. Çünkü öykülerimizde, şiirlerimizde, romanlarımızda, tiyatro oyunlarımızda, sinema filmlerinizde bu olayları/kişileri anlatmazsak “yitip” giden birer hatıra olmaktan öteye gidemezler. Oysa sanat yaşananları “biricikliği” içinde kuşaktan kuşağa aktarır.

İlk bölümde kimler mi var?

Mesela şehid Esma Biltaci var. Rabia Meydanı’nın ve Mısır’ın firavunlara direnen nice şehidinin bir tanesi. Şehadet şerbetini Gazze yolunda yudumlayan Furkan Doğan var. Yemen’in, Filistin’in mazlumları var. Topyekün mülteci dramı var. Zalimlerin her kelimenin altına kan koyduğu adını “Ortadoğu” koyup cetvelle haritasını çizdiği İslam coğrafyası var bu bölümde…

İkinci bölüm ise “mazlum” zamanları anlatıyor. 28 Şubat’lı zamanları. Böyle öyküler yazılmazsa “mışlı” geçmiş zamanda “hiç yaşanmamış” zannedilecek zulümlerin “hiç yaşamamış” zannedilecek mazlumları “dile gelmeden” sessizliğe mahkûm edilecek çünkü.

Zahiren iki ayrı bölümmüş gibi görünse de kitabın adı bir “tamama” duyulan özlemi ve bu kitabın yazılmasına sebep olan cehdi ortaya koymaya yetiyor. “Kırık Zamanlar”. Ahmet Haşim’in Müslüman Saati başlıklı yazısında “yittiğine” hayıflandığı zaman algısının nasıl bir mesai ile ve neye rağmen/kime karşı/kimin adıyla yapılacak gayret ile geri kazanılacağının yani “Kırık Zamanlar”ın “bütünlenmesinin” nasıl nasip olacağının hikayesi ile karşı karşıyayız. Bir kurtuluş reçetesi değil elbette “Kırık Zamanlar”. Ancak duymazdan geldiğimiz sürece dualarımızı eksik bırakacak sesleri hatırlatıyor bize. Bu da az şey değil elbette. Zira “mazlum” ile hem dert olmayanın duyamayacağı sesler bunlar.

Şahin; incinmiş sesleri lirik bir dille, kötümserliğe kapılmadan duymamızı ve hissetmemizi sağlıyor. Ya hiç duymadığımız yahut duysak da hissedemez hale geldiğimiz enformatik cehalet çağında “edebiyatın” hala bir şeyleri duyurabilecek ve hissettirebilecek imkana sahip olduğunu Şahin’in kaleminden şahit olmak kendi adıma beni memnun etti. Nitekim kendisi de bir söyleşisinde “Hayatta doğru gitmeyen bir şeyleri görünce, acıları, hüzünleri, kayda değer duygusallıkları ve aşkın boyutları gördükçe yazıya dönüyorum. Ürettikçe de doğuran bir anne gibi, rahatlıyor, paylaşmanın güzelliğini yaşıyorum. Hayırla yâd edileceğim, birkaç kelam geride kalır mı bilmem. Ama derdim var ve bunu anlatma sevdasıyla, olmadık zamanlarda ve yerlerde kendimi yazının kıyılarında bulabiliyorum.” diyerek yazı macerasının esbabı mucibesini özetliyor.

Edebiyatın edeb kökünden gelmesinin bir anlamı olacaksa bu ancak ve ancak duyarsızlığımıza deva olmasıyla mümkün olabileceğini düşünüyorum zira…

Ali Haydar Haksal’ın, Şahin’in önceki kitabı “Savrulan” için yaptığı tespit “Kırık Zamanlar” adına da geçerlidir zannımca: “Bir anne ve kadın duygusu öykülerinin ağırlıklı yanı. Bunlar da sahihlik ve sahicilik anlamında kuvvetli. Bencil bir anlatıcı değil Şahin. Bunalımlardan uzak duruyor. Kendisini çok da merkeze almıyor. Trajedi ve dram ağırlıklı. O, bu yönüyle günümüz genç kuşağından ayrılıyor. Gözlemleri de kuvvetli. Ayrıntıya önem vermesi öyküsünün bir güzel yanı. Zaten öyküyü güçlü kılan unsurlardan biri ayrıntıdır. Ayrıntı bir insanın ruhunu çözümleme ve anlatma bakımından öyküye güç kazandırır. Konularını geniş alana yayması onun işini kolaylaştırıyor. Yazar ile anlatıcı birbirinden ayrılıyorlar, ki bu da önemli.”

Selvigül Kandoğmuş Şahin’e bu vesile ile bereketli bir yazı hayatı temenni ediyoruz.

SUAVİ KEMAL YAZGIÇ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here