Kertenkele Dergisine Dair Değinmeler | Kenan Subaşı | Dergilerde

0
138
[Edebiyat, Eleştiri ve Tefekkürün Anadolu'daki tek kalesi: Kertenkele Edebiyat ve Düşünce Dergisi, Sayı: 12, 2007]

Kenan Subaşı

Kertenkele Dergisine Dair Değinmeler

Bir derginin, okura ne gibi katkıları olabilir? Bunu zihnimde sıralamaya çalışıyorum… Çıkış amacının tanımlayıcı, ayırt edici, eleyici ve kapsayıcı bir mahiyet taşıması gerekir… Sağlam temelleri olması gerekir ki tarih, dini referanslar, siyasi argümanlar, edebi kişilikler, felsefe ve hâlihazırdaki sanat diye de ekliyorum… Bir dergi, aynı zamanda, ezberletilmiş bilgilerin dışına çıkmayı, bireyin kendi ayakları üzerinde yürümesini, bir konudaki bakış açısının birden fazla olduğunu ve yaşanılması gereken hayatın bulunmasını da ideal hedefleri arasına koyar… Bir dergi hele ki edebiyat ve düşünce perspektifinden yayın yapıyorsa; doğu ile batı arasında, mânâ ile madde arasında, hak ile batıl arasında, hâlis ile suni arasında, acı ile zevk arasında mekik dokuyan figürlerin bıraktıkları izler üzerinden rehberlik etmeye, bize târik olmaya çalışır… Benim dünyamda, dergi, bir vakit geçirme aracı değildir: Edinim, doyum, olgunluk, verim ve hasat aracıdır…

Kertenkele, benim dünyamda öyle bir yer etmiştir…

Dergi, 3 ayda 1 sayı çıkaran, şiirden hikâyeye, eleştiriden makaleye, bir radyo programının metin hâlinde yayımlanmasından bir taziyeye kadar dolu, insanın sağ ve sol loblarını yoracak kadar geniş bir yelpazede yayım yapıyor idi… Dergideki herhangi bir şiiri/metni okuduğumda, dergiye emeğin, diğer dergilerden çok ayrı olduğu fikrine kapılıyordum… Bir bakıma, dergidekiler bir savaşçıydı; düşünmenin, duyargaların, eylemlerin ve kişiliklerin hayata ve sanata tebarüz eden yanlarını açığa çıkarmakta birer cengâver…

Dergiyi ki bir dernekte (İstiklal Marşı Derneği) tanışıp arkadaş olduğum, bir odada sabahlamaya kadar sıkı beraberlikler kurduğum şair, yazar, Murat Solgun aracılığı ile tanıdım (2007)… Şimdi ne derneğe üyeliğim var ne de Murat Solgun’la bir iletişim kurmam söz konusu… İkisi de birçok sebepten dolayı hayatımdan çıktılar… Elimde sadece çeşitli yıllara ait birkaç Kertenkele var…

Yıllar geçti, dergiler rafımda durur, bazen açar, herhangi bir şiiri/metni okur, hayatıma devam ederim…

Geçenlerde, Kertenkele’nin 2007 yılına ait bir sayısında, Selçuk Küpçük’ün bir yazısına denk geldim… Muhalif/protest müziği, müziğin protestosunu, tecrübeleriyle karıp kitaba işlemiş… Yine okudum, yeni açılımlar edindim… 2007 yılından bu yana Dünya’da ve Türkiye’de müzik adına ne gibi değişimler, ne gibi dönüşümler olduğu bir tarafta; metin hâlâ diri, sağlam, taze ve dokunaklıdır…

Metini, dergideki sayfalarıyla beraber fotoğraf karelerine aldım, sizinle paylaşmak istedim… Bu davranışımın, okur açısından, yerli yerinde bir davranış olduğunu düşünüyorum…

Selamlarımla…

”müziğin protestosu, protestonun müziği” başlığı altında, sizi metinle başbaşa bırakıyorum…

{Eleştiri Haber, Kasım 2018}

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here