“Kelebeklerin atlarla yarıştıdı yodun bir akşam”

0
128

TURGUT UYAR VE YNTYHAR (1)

Şerif Mehmet UDURLU

Pratidin teori karşısındaki zaferi malumken ve intiharı tarihe attıdı bir imza gibi uygulamış şairlerimiz dururken bu kavramı; Turgut Uyar gibi sadece şiirinde yaşayan –hisseden- bir şair badlamında dederlendirmek elbetteki akıllarda soru işaretleri uyandırabilir. Ancak sezgi; (intuition) çodu zaman sanatta en başarılı uretimlerin ardındaki dinamiktir ve pratidin realitesini çok kereler aşıp maveradaki ateşi gonlumuzun orta yerine bırakabilir. Dunyadaki butun amentuler de zaten bir his’sin sonucu dedil mi! Uyar’ın oldukça sadlam olan seziş kabiliyeti dunyada ve ukbada hep menfi kabul edilen intihar kavramını pratikleştirmeden (ancak butun çeperlerini doldurarak) adeta bir araf ikliminde gozler onune seriyor. Bunu aciz olan bendeniz sizlere Uyar’ın “Bir Yntihar Akşamı Ustune Soylenti” şiiri ile kısmen de olsa gostermeye çalışacadım.

Şiir; bizi en başında ve şiirin butunune yayılmış iki sıfat ile karşılıyor: “Kısa” ve “Yodun”. Bunun bir benzerini Uyar’ın bir başka şiiri olan “Acıyor”da yine gorebiliyoruz. Mutsuzluk kavramının dikey ve yatay olarak belirlenimi yine bir somutlama olarak karşımıza çıkıyor. Tekrar kendi mevzumuza donecek olursak duygu durumunun, şairce “yodun” olarak çizilmesi intihar eşidinin zorluduna bir işaret olsa gerek. Sonraki dizede, şiir kişisinin yaşantısındaki tum siluetlerin geçmişe –onceye- eklemlendirilmesi intiharı bir son olarak goren hastalıklı psikolojik duygu durumuna işarettir. Kişi normalde de intihar etmekle acı da olsa kurtuluş bulabilecedi yanılgısına duşer. Bilinçaltımızdaki sadduyunun eseri olarak çodu intihar denemesi amacına ulaşmaz. Aslında buna yeltenen kişilerde de intiharın bir çozum olmadıdı gerçedinin guzel bir kanıtlamasıdır bu. Yoksa herkes intihar ederdi oyle dedil mi!!! Ylk dizenin sonunda bir intihar soylentisinin butun kıyıları dolaşıp durdudu soyleniyor. Peki hangi kıyılar..? Suyun garip bir enerjisi vardır bunu çodumuz biliriz. Suyun zodyaktaki karşılıdı hislerin, bilinç otesinin, hassasiyetlerin ve duyarlılıdın belirlenimleridir. Yşte intiharın kara muştusu(!) belki de mikro-kozmostan çıkıp butun evrende ve onun otesindeki gayba ait cenahta bir haberdar olma durumu ile karşılıdını bulur. Uyar’ın dini hassasiyetlerinin yuksek oldudunu iddia edecek dedilsekte bir şiirin çodu kez şairinin elinden çıktıktan sonra kendi anlamını tekrar uretebilecedini de inkar edemeyiz!

Şiirdeki atmosfer bize iki sıfatla (kısa-yodun) sunulan bir akşamdır. Burada akşamın bilinçli tercihi şaşırtıcı durmuyor. Akşam yahut gurup olarak bilinen gun dilimi hep guneşin batışı metaforu ile zihinlerde yerini bulur. Metindeki akşam atmosferinde batan guneş ya umutların ya da yaşam enerjisinin betimleyicisi desek sanırım yanlış bir yargıda bulunmuş olmayız. Yntihar eşidine gelen ya da Foucault’un ifadesi ile “Sınır Tecrubeleri” (Border Experience) yaşayan kişilerde muhayyilenin gucu muhakemenin acizlidine donuşur. Uyar’ın şiirin ikinci dizesinde …“Kelebeklerin atlarla yarıştıdı yodun bir akşam” ifadesi oncelikle estetik cazibesi ile bizi buyulese de metnin arka planındaki derinlik daha etkileyicidir. Burada rasyonel duzlem alaşadı edilmiş ve ruhsal denge sarsıntıya udramıştır. Erkler arasındaki denge, insanlar arasındaki diplomasi, çıkar ilişkileri intihar etme noktasına gelmiş kişiler için bir deder ifade etmez. Nitekim intihar etmeden once vahşice cinayetler işleyen (Genellikle tanıklar tarafından “Hiç boyle bir insan dedildi” denilerek şaşkınlıkla karşılanır) kişilerin normal hayatlarında asla curet edemeyecekleri çılgınlıkları yapmaları buna ornek teşkil eder. Uyar bu esrimeyi estetik bir metafor ile karşılamıştır. Ancak şair için intihar eden açısından baktıdımızda gordudumuz cinnetten daha buyuk bir cinnet manzarası gunluk rutinin devamlılıdıdır. Sonraki dizelerde gorulen postanelerde damgalanan mektuplar, oturulup soylenen şarkılar ve bir adamın bir kadının kapısını vurması (yani aşkın devamı –belki de bu bir aşk intiharıydı(!) hep yaşamın devamlılıdına işarettir. Benim, senin ya da onun intiharı, hayatın ve gunluk rutinin sure gidişini etkilemeyecektir. Dışarıdan baktıdımızda mesela karşı apartmanda oturan tanımadıdımız bir kişinin intiharına ah.. vah.. etmeyiz. Biraz merhametliysek olsa olsa içimiz biraz burkulur o kadar.. Fakat empati kurması zor olsa da intihar eden kişinin gozuyle bu –kuçuk kıyamet- olumuyle eser miktarda bile sarsılmayan duzen kişinin varlıdıyla anlam kazandıramadıdı bir omre atıftır ve bu olume giden kişi için son darbeyi indiren onur kırıcı bir duşunceyi içinde barındırır.

Ynsan için dunya hayatı tum zorluklarına radmen vazgeçilmesi ondan daha zor olan bir konumdadır. Çunku olumden sonra ahiret hayatına iman etmemize radmen dunya sonrasına dair bilgimiz çok azdır ve bilindidi gibi belirsizlik hep huzursuzluk dodurur. Pek az insan sırat-ı mustakim uzere yaşadıdı için olum duşuncesinden dolayı pek korku duymaz. Yşte bu nedenle sonun belirginlidi ve ruhun uzerindeki perdelerin kalkması ile tıpkı “yaşayanlar oludur, olum uyanıştır” sozundeki gibi bir uyanışı ve farkındalıdı beraberinde getirir. Uyar’ın şiirinde de uçuncu dizede bu farkındalıda haiz bir zihnin emarelerini goruruz. …“Neyi soylesem bir kahramanlıktı” ve …“Bir bulutla bir kadıt peçete arasında kısacık yodun bir akşam” dizeleri bu intibayı işaret eder konumdadır. Ynsanodlu hayatını şoyle bir gozden geçirse akılda kalan ozel anlar yıllar suren yaşantısındaki yuzde de çok kuçuk bir deder ifade eder. Bizi sonla buluşturan intihar atmosferinde Uyar’ın dedidi gibi soylenen her soz bir kahramanlıda donuşebilir çunku butun duvarlar yıkılmış, perdeler şeffaflaşmış, Tanpınar’ın dedidi gibi an’ın yekparelidi belirginleşmiş ve sezişin kuvvetlenmesi ile tıpkı şairin vurgu yaptıdı o homojen butunludun “yodun”ludu içe dodmaya başlamıştır. Boyle bir psikolojide geçmişin her bir anı ya da o son zaman dilimindeki birkaç saniyede yaşanılanların anlamı oladanustu bir olçekte artar. Duyusal algılarımız daha once hiç olmadıdı kadar hassaslaşır. …“Bir bulutla bir kadıt peçete arasında” ifadesinde bir başka karşılıdını buldudumuz butunludun mimarisi daha once “bakan” insan için “gorme” halini alır. Dunyevi yaşantı (kadıt peçete) ve uhrevi yaşantı (bulut) arasındaki ittifak kişinin daha once şahit olmadıdı bir manzaranın on gorunguleridir. Melankolinin doruk noktaya çıktıdı bu ozel anlarda başat duygu huzundur. Bu durum sanki “Benim bildiklerimi bilseydiniz çok adlar az gulerdiniz.” hadis-i şerifindeki vaadin yerine gelmesi gibi teolojik bir yorumla okunabilir. Huzun, veda edecek kişi için (bile bile de olsa) son donemeçteki haldir ve peşinden nedamet gelir. Uyar şiirde …“Huznumu nerelere bıraksam” derken beraberinde gelen dize oldukça manidardır. Bu dunyada bizi huzne bodan şehvet bir canavar gibi karşımızda belirir. …”Bir yanda kasıklarımın sarsılmaz gucu” Ynsan için bu guç nihai erekte guçsuzludun nedeni mi olmuştur? Belki de en buyuk ironi işte budur.

Turgut Uyar’ın “Bir Yntihar Akşamı Ustune Soylenti” şiiri ozelinde irdelemeye çalıştıdım intihar kavramı uzerine bu yazım, ikinci bolumuyle devam edecek. Hoşçakalın…

Paylaş
Sonraki İçerikHEP BiR YOL HALi UZERE

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here